Tek insanları bulmak

Köpekler, Yön Bulmak İçin Dünyanın Manyetik Alanını Kullanıyor! Akıllara Durgunluk Veren Yeni Çalışma Köpeklerin Yön Bulmak İçin Dünyanın Manyetik Alanını Kullandığını Gösteriyor. Yazar Enes AKINCI 23 Temmuz 2020, 17:42 72k Görüntüleme Türkiye'deki en büyük lise ve sınıf listelerini arayın, hatta kızlık soyadıyla bile arayın 2020 Türkçe telefon rehberi 2020 bedava çevrimiçi, sınıf arkadaşları, arkadaşlar, akrabalar bulmak. Türkçe facebook Decker, bu durumda insanları yanlışa sürükleyebilecek bir sürü neden olduğunu belirtiyor; ışıklandırma, konumlandırma, kaç tane yüzün görülebildiği ve dünyada benzer kaç tane yüzün olabileceği gibi. Bunun yanında isim tek başına yeterli bir bilgi değil. İnternette çevredeki insanları bulmak ? 2. 4. Görüşünü yaz. ... Tek başına eğlenmek mümkün mü? Evi temizledikten sonra içinizin almadığı yeri tekrar temizler misiniz? İlişkiye nasıl değer katılır? Tümünü Göster ©2020 KizlarSoruyor ... Masal Şatosu: Sihirli Davet izle (2019), Masal Şatosu: Sihirli Davet full izle, Masal Şatosu: Sihirli Davet 1080p tek parça full hd görüntü kalitesiyle burada sizlerle Ciddi ilişki bulmak parmaklarınızın ucunda ve size arkadaşlık siteleri dünyasında rehberlik etmekten mutluluk duyuyoruz. Kayıt formunu doğru şekilde doldurun. Bir tanışma sitesine kayıt olurken genel olarak sizi anlatan sorular cevaplamanız gerekir. Bu soruların uzunluğu sizi yıldırmasın ve tüm sorulara dürüstçe cevap verin. Rüyada tek taş yüzük bulmak: İnsanın rüyasında tek taş yüzük bulması aslında bulunan bir sevincin ve mutluluğun göstergesi anlamına gelir.İnsanın hayatında yaşamış olduğu bütün zorlukların bir bir azalacağı daha sonra ise bu azalan olumsuzlukları yerine güzel sürprizlerin bir bir ortaya çıkacağını ifade etmek istemektedir. Para bulmak için bireysel olarak yapabileceğiniz Bununla ilgili çok detaylı bir yazı yazmıştım. Sizi yukarıda bahsettiğim kısır döngüden kurtaracak reçetelerden birisi “ dijital pazarlamada ve bilgi çağına uygun iş fikirlerinde ” saklıdır sevgili okur. Sapyoseksüellik, romantik ilişkiler dünyasında gittikçe daha da çok tanınan bir terimdir. Latince sapiens kelimesinden gelir, bilgili anlamına gelir ve akıllı insanları çekici bulmak anlamına gelir.. Uzmanlar nispeten yakın zamanda “sapyoseksüellik” kelimesini icat etseler de, kavramın kendisi çok eskidir. Bilim insanları, Dünya dışı yaşam bulmak için 10 milyon yıldızı taradı: İşte sonuçlar Dünya dışı yaşam bulma amacıyla 10 milyon yıldızı tarayan bilim insanları, çalışmanın sonuçlarını açıkladı. Abone Ol - Haber Merkezi. 14.09.2020 10:57. Gök bilimciler, şimdiye kadar birçok araştırmaya imza atarak Dünya ...

Eski bir Chadim

2020.09.10 19:46 Small_Virus_5137 Eski bir Chadim

Throwaway account açtım sadece yazmak için subu bugün keşfettim biraz gezindim.Türklerde böyle bi subun olmasını nedense hiç beklemiyodum neyse konuya girecek olursak
Evet arkadaşlar ben eski bir Chadim 190 boyum var sarışınım mavi gözlüyüm.
Neredeyse geçen seneye kadar tanıştığım her insan bana gerçekten yakışıklı olduğumu söyledi.
Benden nefret eden insanların ben gibi olmak istediğini duydum çok sonralardan.
Sokakta gezerken gerçekten yüzde 80 oranla kesilen bir insandım.(bu söylediklerimi göt kalklıklıgı olarak algılamayın durumu anlamanız için yazıyorum ve hiçbiri benim görüşüm değildir tipim konusunda)

Evet lise 2den 22 yaşıma kadar böyle bi hayatım vardı,hayatımda hiçbir kıza merhaba demememe rağmen takıldığım kızlar oldu.(Aşırı soğuk bir insanım insanlar ne kadar kessede yanıma gelecek cesareti bulamadıklarını hissediyorum ve arkadaşlarımın neredeyse hepsi bunu bana söyledi)

Dünya sikimde değildi utanmaz arlanmaz bir orospu cocuguydum gerçekten ve bu insanları çekiyordu sanırım.

Sonradan uyuşturucu batağına düştüm ciddi anlamda çok zayıfladım,saçlarım dökülmeye başladı tipim kaydı yani bildiğin ama bu bana bıraktığı en az kötü şey oldu.

O utanmaz arlanmaz orospu cocugu piç eleman gitti ve yerine duygusal,alıngan bi insan geldi(Ciddi anlamda depresyona girdim ve anksiyetem başladı)

Topluluğun önünde kendini rezil etmekten çekinmeyen insan garsondan su isterken sesi falan kesilmeye başladı.

Neyse bi şekilde bıraktım uyuşturucuyu tipim falan düzeldi fakat mental etkileri 1 gram eksilmedi.
Saçma gelebilir ama bu aura muhabbetine inanıyorum amınakoyayım kafamın içi o kadar leş ki o kadar depresif ki karşıdaki insan daha benle konuşmadan anlıyor ve yaklaşmıyor.

Son 1 sene içinde beni keserken yakaladığım kız sayısı ciddi anlamda SIFIR.

Biliyorum kimsenin sikinde değil lan aq oğlu tipin düzgün konuşması kolay diyebilirsiniz ama ben şunu anladım ki tipiniz dahi olsa mental açıdan sağlıklı olmadıkça hiçbir şey olmuyor.(Herkesin ağzına pelesenk olan abi hiç iyi değilim kafası değil altını çizerim)

Bunu buraya niye yazdım bilmiyorum belki içimi dökmek istedim bilmiyorum kurduğıum cümleler mantıklı mı onun bile farkında değilim.

Kendini açabileceğin bir grup bulmak güzel ama size tek tavsiyem karakterinizi buna göre şekillendirmeyin.
submitted by Small_Virus_5137 to turkincel [link] [comments]


2020.09.05 22:41 Theunx En Yüce Değer Gerçekten Emek midir?

EMEĞİN EN YÜCE DEĞER OLDUĞU YALANI, EMEK KAVRAMI İRDELENDİĞİNDE VARILABİLECEK SAVLARDAN BİRİDİR
Emek, ardında yatan gerçeklikle birlikte tanımlanmadığı sürece içi boşaltılmış bir eylemden öteye gidemez. Bu gerçeklik ise emeğin ne için ortaya konduğunda yatmakla birlikte bunun ortaya konan fiil ile bağlantısı insanın arzuları, erdemleri gibi etmenlerle kurulmalıdır. Emek asil bir gerçekliğe dayansa dâhi insanın değerlerine uzanamadığı vakit askıda kalacaktır. günümüzde, özündeki değeri kaybetmiş ve dâhi insanların kalpleriyle bağını yitirmiş çalışmaya ve sarf edilen efora övgüler sunulup insanları sahte süreğenlik içinde atalete mahkum etmek temel anlayışlardan biri hâline gelmiştir. Bu övgülerin yarattığı sahte erdemin yanılsaması kullanılarak aynı emeğin kendisi gibi bir kabuktan meydana gelmiş ve netice olarak saygı duyulması imkânsız bir kalabalığı istenilen doğrultuda yönlendirmek gayet mümkündür ki, günümüz dünyasının klişe olarak "sistemin çarkları arasında sıkışıp kalmak" tabiri de bunu anlatır.
İnsanlar sistemin içindeki devinimde hareket hâlinde olduklarını düşünseler bile kendi arzuları, tutkuları, değerleri konusunda aslında yerlerinde saymaktadır. Özünde değersizleşmiş, yanılsama ile anlamlı görünen emeğin övülmesi, açlıkla terbiye, açlık korkusu ile birleştiğinde en etkili sonucunu verir. Bu topraklarda garibanizm felsefesinin bu denli kök salmasının en önemli nedenlerinden biri de budur. Garibanizm içinde bulunan birey yaşantısında harcadığı emeğin bir türlü tutkularına dokunamaması yüzünden isyan noktasındadır. Bu isyan öyle bir haddeye ulaşmıştır ki gariban tüm arzularını kaybetmiştir, elinde açlıkla terbiyenin sonucu olan geçim sıkıntısından başka tutunacak bir dalı kalmamıştır. İçten içe elde edilen her büyük imkânın ardında bir ahlâksızlık, bir suç olduğunu düşünür. Öfkelidir ve bu öfkesi onu sistemin günah keçisi haline getirir.
Tutkusuz bir çabanın, sadece yaşamı bir şekilde idame ettirmek üzerine kurulu bir anlayışın hayata dair tutkularını kaybetmiş, hırsları uyansa da öfkeleriyle perçinlemiş bir topluluğun üzerinden kendini aklamasına şahit oluyoruz. Emeği mevcut hâliyle kurgulayan söylem bu aklamanın ötesinde kendi sürekliliği sağlamak adına içi boş emeği saran kabuktan ibaret sözde değerler vasıtasıyla ya onu bir nevi zihinsel mastürbasyonun hasıl olduğu propaganda malzemesine çevirir -bu sistemin içinde yorulmuş toplumun küçük ya da büyük ölçekte deşarj olması için gereklidir. -ya da iş dünyasının vazgeçilmezi motivasyon kavramını tanımlamak için kullanır. Öyle ki bu motivasyon kavramının içinde gerçeğe dair bir kırıntı bulmak güçtür. Daha mevzunun temelindeki sorun insanların içindeki arzuların, tutkuların ve bunlara benzer bir çok hissin sahte hâle gelmesidir. Emeğin, bu yeniden kurgulanmış iç dünyalarıyla kurulabileceği bağlar da elbette sahte olacaktır ki, deney malzemesi olan bir çok bireyin adanmış çabalarını görmek can sıkıcıdır. Anlamı kayıp emek, iç huzurun ağlama duvarında bir taştan ibarettir.
TOPLUMUN BÜYÜK BİR KISMI HAYATIN AKIŞININ İÇİNDE UYKUYA DALMIŞTIR
Elbette uyku hâlinin bir çok nedeni var, gerçek olan değerlere riayet etmekte sergilenen riya gibi... "mış gibi yapmak" bile lâyıkıyla yerine getirilemiyor, bu yüzden. Gerçi iş dünyasının sözde etik değerlerini benimsemiş gibi yapıp "mış gibi yapmak"ta başarılı olanlar riyanın hakkını veren bir azınlık vardır ki, bunlar kendini uyanık sanan uyutulmuşlardır. Garibanlar ise bu uyku halinden uyanmaya en yakın olanlar. İçlerinde tutku kalmasa bile umut var, umut bulamamış olsalar bile mevcut olana karşı husumetleri var. Beklentilerin zehri karışmamış umut gibi husumet de insanı diri tutar. Bu yüzden narkozun etkisi garibanlarda tam olarak görülmüyor. Asıl değinmek istediğim güruh, düzenin gerekliliklerini bunun üzerine inşâ edilmiş değer yargılarını benimsemiş olanlar. "hayırlısı olsun", "çok şükür idare ediyoruz" gibi cümleler muhteviyatı haiz olunmadan dile getirilse dâhi içlerinde bir umut vardır ve hatta "bugün de ölmedik" gibi pesimist bir cümleye dair içinde ümit barındırır.
Lâkin "hayat devam ediyor" gibi bir cümle sadece hayatın mevcut akışına teslim olup sürüklenmeyi anlatır. Hayat akıp giderken onun sularına kapılıp gidenlerin durumlarını anlatmak için kullandıkları bir cümledir. Böyle bir hâl üzerine yaşayan insanların içinde çeşitli istekler yeşermeye çalışsa dâhi köklerini salabileceği uygun bir umut olmadığından mütevellit yaşamazlar. Hayatın içindeki zaman akışına teslimiyet vardır ve bu akışla gelen zaman programlanması. Her şey zamanında yapılmalıdır çünkü programın işleyişinde en ufak bir kırılma hayatı ıskalamak anlamına gelir. Yarıca bu çerçevede yaşayan insanlar refah düzeyleri ne olursa olsun açlıkla terbiyeyi tatmışlardır çünkü her dâim belirlenen standartlar yakalanmalıdır. Böyle insanlar kabul ettikleri standartların kendi iç huzurundan kopukluğunu bilse dâhi bir bağımlı gibi onların peşinden gider. Bu döngünün içinde kendi durumuna acısa da kendiyle dalga geçecek gücü kendinde bulamaz. Gülüp geçebilmek acıyla derinlemesine her cepheden yüzleşmek ile mümkündür. Öyle ki bir insan çok fazla acıyla yüzleşirse dışarıya yansıtabileceği tek duygu neşedir. Bu bir savunma mekanizması olmakla birlikte ilerlemek adına dayanacak bir güçtür. Kendine gülüp geçebilmek, kendiyle dalga geçebilmek ise ipini celladın elinden alıp kendi boynuna geçiren ve tabureyi kendi tekmeleyen idâm mahkumunun davranışına benzer. Acının en temelinde yani kendi içindekilerle yatanlarla yüzleşmek için kimseye fırsat tanımayacak kadar onurludur ve bunu gerçekleştirecek kadar güçlü.
Bundan daha da zoru ise insanın hayatın baştan çıkaran yönlerine tutku duyan ahmak ve de kibirli benliğiyle pazarlığa oturabilmesidir ki, bu düzenin dışında kalabilmiş insanların da az bir kısmının gerçekleştirebileceği bir tutumdur. Bu tutum başlangıçta bir çocuğu avutmak kadar kolay görünse de işin içine girince hiç de öyle olmadığı görülür. Son bahsettiğim davranış düzenin dışında kalabilmiş olanları ilgilendirdiği için bunu başka bir yerde açıklamak üzere bir kenara bırakıp düzenin içindeki umutsuzluktan bahsetmeye devam etmek yerinde olacaktır. Acısıyla yüzleşmek ve bunun ardından kendine gülüp geçmekte başarısız olup aciz kalmış insan hayatın en küçük detaylarına yani günlük yaşamdaki sıradan olaylara kadar inmiş yenilgilerle umudunu tamamen kaybeder. Burada en büyük hata umudu beklentilerle zehirlemektir, elde edilememiş her beklenti umudun toprağına zehir olarak geri döner. Bu durum öyle bir hâle gelir ki umut tamamen çürümüştür ve umudu kaybeden insan beklentilerini koyabileceği yer dâhi bulamaz.
Artık beklenti oluşması ihtimalinden ve bu ihtimale ortam sağlayacak her koşuldan nefret eder. Döngünün içinde kaybolmuştur, ona teslim olmuştur ve dışarı bir adım atmak dâhi ona acı verir hâle gelir. Çaresizliği öğrenmiştir ve bu çaresizlik içinde kendince kurduğu denge ile yaşamayı kabullenmiştir. Bu şekilde tek düze geçip giden hayatın seyrinde savaşçı ruhundan uzak, tüccar zihniyetiyle yapılmış küçük atılımlar insana biraz nefes aldırsa da filmin tamamı izlendiğinde duyulacak derin pişmanlığın önüne geçemeyecektir. Kendi asli isteklerinden, değerlerinden uzaklaştırılmış ve maruz kaldığı sahte bir çok değeri arada rahatsızlığını hissetse de benimsemiş insan, önüne konan düzene sakin, uysal bir devinim ile hizmet ederken kendi arzuları, ihtirasları ve hatta aşkları nezdinde aynı noktada kalacaktır. Neyse ki onu yürüdüğü yolda yalnız bırakmaz; ardındaki manayı yitirmiş, insanın gerçek değerleri ile bağlantısı kopuk ve bu sayede kalp (sahte) olana iliştirilmiş, özünden ırak emek gibi kavramlar. Yoksa çağdaş cinnet vakalarına çok sık rastlanırdı.
submitted by Theunx to KGBTR [link] [comments]


2020.07.09 12:19 Baphomet-exe Satanistler kedi keser mi? sude andaş olayı nedir?

Esenlikler dostlarım, geçtiğimiz günlerde bu konu hakkında bazı postlar gördüm ve o postlarda açıkladım fakat kendim özel bir post atmamın daha sağlıklı olacağını düşündüm. Konumuza dönecek olursam;
Arkadaşlar belirtmek isterim ki bu ilgi isteyen aptal ergen satanist değil, iblistapar. Ailesinden göremediği ilgiyi internette arayan insan kalıbına sokamadığım rezil bir canlı. Peki bahsettiğim iblistaparlık nedir? Ve satanizmden farkı nedir?
İblistaparlar semavi dinlerdeki kötülüğün kaynağı olan şeytana taparlar, ve bu konuda semavi dinlerin kitaplarına katılırlar, yani bizden çok semavi dinlere yakındırlar aslında, tek yaptıkları sapık sadistliklerini efendi şeytanın adı altında yaşamaya çalışıp satanizmin adını kirletmek, satanist olmayan insanlar bu grubu çok kişi zannediyor fakat bir elin parmaklarını geçmez sayıları, satanizme oranla %0,5 inden az bir kısmı oluştururlar, ilk iblistapar faaliyetleri orta çağın sonu ile yeni çağın başına denk gelir, aforoz edilen tapınak şovalyeleri tanrıdan da kiliseden de nefret etmeye başlamışlardır, bu yüzden kötülük yaparak tanrıdan uzaklaşıp şeytana yaklaşmak istemişlerdir, ama bu yaptıklarının bir dayanağı yok, mantıkları “hmm kitapta şeytan kötü diyor o zaman kötüdür, ben de hawalı olmak için satanistim diyip kedi kesmeliyim” hayvanlar ve tabiat, bütün canlılar bizde kutsaldır. Günümüzde medya bu grubu kullanarak insanları satanizmden korkuttuğu için insanlar böyle sanıyor, keşke halkımız duyduklarına değil araştırdıklarına inansa, insanlarımız araştırmaktan bile korkar oldu ne yazık ki. Efendi şöyle der;
  1. Kurban istemez benim ibadetim; ki çok ender zamanlarda bir iki tanesi müstesna. Sizin kurbanınız, kendinizi anlamaktır ve teninizi yaşamaktır ve diğerlerinin ihtirasına da saygı göstermektir. Ama kurban vermeniz gerekirse o müstesna zamanlarda, asla ve asla öldürmek için öldürmeyin! Yiyemeyeceğiniz hayvanı öldürmeyin.
  2. Benim ihtiyacım yok kurbanlarınıza, ama onun faydası sizedir. Et olarak da, ruh olarak da. Ben, çöle gömülecek olan milyonlarca kurbanı kesmenizi emreden ve de buna ihtiyaç duyan, Sahte Tanrı değilim! Kan sarhoşluğu içinde ve tatmin edilmemiş şehvevi zevklerin tatmini ile öldürülür o kurbanlar ve cennet umulur bunun için. Ne kadar riyakarca!
  3. Her sembol benimdir ve her hayvan benimdir. Severim bütün hayvanları çünkü onlar kirletilemezler kötü tanrı tarafından. Kurban istemem ibadetinizde; ama bazı özel zaman ve durumlar da olabilir bunun için. O zaman, asla ama asla yiyemeyeceğiniz veya yenmesi alışılmış olmayan bir hayvanı kurban etmeyin bana! Ziyan da etmeyin etini.
  4. Dünyanın değişik yerlerinde, benim yolumu bulmak isteyenler zaman zaman kanlı törenler yaparlar. İnsan da öldürülür benim adıma. Ama ben istemem aslında bunu. Ben, ölümün ve dehşetin tanrısı değilim ve sadece kötülüğün tanrısı ister insan kurbanını. Eski törenler ve usuller hükmünü kaybetmiştir artık. Her şey çağa uymalıdır daima.
  5. Yine de kızmam veya kınamam, bana yakın olmak için yapılanları. Bazı takipçilerim uzak ülkelerdeki, öldürürler dışarıdakileri. Bazıları da sadisttir açıkça; ama bu benim öğretimin değerini düşürmez. Arabın dininde din adına öldürülmez mi insanlar. Arabın dininde veya Kilisenin ya da Yahudinin dininde hiç mi sapık veya sadist veya katil yoktur. O zaman genelleme yapılmaz da, neden benim bir takipçim bunu yaptı mı, kötülük sembolü olarak bütün takipçilerim karalanıyor. Ama yine de kızmam ben kanlı ayinler yapanlara; çünkü bu da yapılır bana yakın olmak için. Ama şimdi söylüyorum işte. Çok özel durum olmadıkça yapmasın böyle şeyler seçkinlerim ve sevenlerim.
  6. Ama varsa bir kininiz ve sadistseniz ve zevk alırsanız böyle şeylerden, onu kendiniz için yapın; ben aldırmam istenenin yapılmasına; ama asla! benim adıma yaptığınızı söyleyerek ve düşünerek ve beni bahane ederek ve benden vahiy aldığınızı iddia ederek, yapmayın özel zevkinizi. Asla karalamayın bütün takipçilerimin toplumunu! Lanet olsun bundan sonra bunu yapana! Lanet olsun insanların benden ve benim doğru yoluma girmekten korkmasına sebep olana; ister benden olsun, ister dışardan! Ama bilmeyerek, yapmış olanlar teveccühümü kazanmak için ya da bu öğretim henüz eline geçmediği için bilmeyerek yapmaya devam edenler, dünyanın herhangi bir yerinde suçlu görülmezler hiçbir zaman.
  7. Hayvanların da hepsi benimdir. Her hayvanı severim aslında. Onlar, tabiatın masum çocuklarıdır daima. Kötü tanrının ve kötülüğün tanrısının ve kanlı tanrının ve kölelerin tanrısının dinlerine tapanlar değil midir, hayvanların neslini kurutan ve yuvalarını iki kuruşluk menfaat uğruna dağıtan?
  8. Her hayvan kutsaldır bana; ama bazı hayvanlar bana atfedildikleri için daha kutsal gelir gözüme. İnsanların bana yakıştırdığı hayvanlardır bunlar. Keçi kutsaldır bana; çünkü yüzyıllardır insanlar benimle özleştirdiler onu bir çok ülkede. Piramitlerin ülkesinde ve binyıllar önce Eşek benim hayvanım sayıldı. Bu yüzden de kutsaldır bana. Ve gene aynı ülkede çakal ve sırtlan benim hayvanım sayıldılar. Ve çölün hayvanları yılan ve akrep bana ithaf edildiler, Seth ismimle tanınırken. Ve hipopotam benim sayıldı ve timsah. Bu yüzden kutsaldır bana bu hayvanlar.
  9. Yüzyıllarca Avrupa kıtasında ve değişik yerlerde kedi, benim sayıldı. Daima kara büyü ve şeytan tapınımıyla birleştirildi. Engizisyon yakmadı mı bir çok ihtiyarı ve kadını, sadece kedisi var diye. Kediyi büyü sembolü saydılar ve benim sembolüm olarak gördüler; hele rengi siyahsa şeytanın kendisi olarak nitelendirdiler. Bu yüzden de kutsaldır o hayvan benim için.
  10. Kim ki, zarar verir veya acı çektirir veya gereksiz yere öldürürse bu hayvanları, lanet olsun ona! Kim, bu hayvanları bana kurban olarak ve takdime olarak görürse, binlerce defa lanet olsun ona! Ama yaşamak için etinden veya derisinden veya kemiğinden istifade edebilmek için öldürülebilir her hayvan; ama sadece gerektiği kadar! Asla bir zevk ve kurban olmamalı bunlar.
  11. Bütün ağaçlar ve tabiat kutsaldır, ayırım yapmadan. Ormanlar, benim gerçek alemim ve katım ve yurdum değilse de dünyada en sevdiğim yerlerdir. Lanet olsun ağaçları kesenlere! Lanet olsun yağmur ormanlarını tüketenlere! Bunları yapanlar değil midir kötü tanrının kulları? Lanet olsun bir ağacın ruhunu öldürene!
  12. Denizleri kirletenlere ve dünyayı, maddenin cennetini yaşanır yer olmaktan çıkaranlara lanet olsun! Bu dünya ödülünüzdür. Onu yok edene lanet olsun! Gelecek olan altın çağda, benim insanlarım ve benim dinim ve benim hükmüm bu dünyada hüküm sürecektir. Lanet olsun dünyaya zarar verene! Lanet olsun güzellikleri çöpüyle kirleten kötülük tanrısının takipçilerine ki, hepsi cezalanacaktır; ya kendileri ya da kendilerinden gelen nesilleri. Ama asla dönemeyeceklerdir dünyaya, ikinci bir bedenlenme ile. Bu, bilinmelidir!
Gördüğümüz üzere Satanizmde hiçbir canlıya ve tabiata sebepsizce zarar vermek yoktur. İblistaparlığın satanizm ile hiçbir alakası yoktur, Satanizmin her kolunu araştırabilirsiniz Ateistik Satanizm, Spritüel Satanizm... hiçbirinde böyle bir şey bulamazsınız, bu satanizmin adını kirletmek için söylenen kirli bir iftiradır.
Bitirmeden önce, Sana bir sorum var. Satanizm nedir biliyor musun? Seni bir araştırmaya davet ediyorum. "Yüzyıllardır insanlara yanlış olarak lanse edilen Satanizm aslında nedir?". Bana özelden veya bu posttan aklına gelen her soruyu sorabilirsin. İyi günler dilerim.
Efendinin laneti canlılara eziyet edenlerin ve tabiata zarar verenlerin üzerine olsun.
Ave Satanus Amen!
submitted by Baphomet-exe to ifadeozgurlugu [link] [comments]


2020.07.08 11:55 Baphomet-exe Satanistler kedi keser mi? Sude Andaş olayı nedir?

Esenlikler dostlarım, geçtiğimiz günlerde bu konu hakkında bazı postlar gördüm ve o postlarda açıkladım fakat kendim özel bir post atmamın daha sağlıklı olacağını düşündüm. Konumuza dönecek olursam;
Arkadaşlar belirtmek isterim ki bu ilgi isteyen aptal ergen satanist değil, iblistapar. Ailesinden göremediği ilgiyi internette arayan insan kalıbına sokamadığım rezil bir canlı. Peki bahsettiğim iblistaparlık nedir? Ve satanizmden farkı nedir?
İblistaparlar semavi dinlerdeki kötülüğün kaynağı olan şeytana taparlar, ve bu konuda semavi dinlerin kitaplarına katılırlar, yani bizden çok semavi dinlere yakındırlar aslında, tek yaptıkları sapık sadistliklerini efendi şeytanın adı altında yaşamaya çalışıp satanizmin adını kirletmek, satanist olmayan insanlar bu grubu çok kişi zannediyor fakat bir elin parmaklarını geçmez sayıları, satanizme oranla %0,5 inden az bir kısmı oluştururlar, ilk iblistapar faaliyetleri orta çağın sonu ile yeni çağın başına denk gelir, aforoz edilen tapınak şovalyeleri tanrıdan da kiliseden de nefret etmeye başlamışlardır, bu yüzden kötülük yaparak tanrıdan uzaklaşıp şeytana yaklaşmak istemişlerdir, ama bu yaptıklarının bir dayanağı yok, mantıkları “hmm kitapta şeytan kötü diyor o zaman kötüdür, ben de hawalı olmak için satanistim diyip kedi kesmeliyim” hayvanlar ve tabiat, bütün canlılar bizde kutsaldır. Günümüzde medya bu grubu kullanarak insanları satanizmden korkuttuğu için insanlar böyle sanıyor, keşke halkımız duyduklarına değil araştırdıklarına inansa, insanlarımız araştırmaktan bile korkar oldu ne yazık ki. Efendi şöyle der;
  1. Kurban istemez benim ibadetim; ki çok ender zamanlarda bir iki tanesi müstesna. Sizin kurbanınız, kendinizi anlamaktır ve teninizi yaşamaktır ve diğerlerinin ihtirasına da saygı göstermektir. Ama kurban vermeniz gerekirse o müstesna zamanlarda, asla ve asla öldürmek için öldürmeyin! Yiyemeyeceğiniz hayvanı öldürmeyin.
  2. Benim ihtiyacım yok kurbanlarınıza, ama onun faydası sizedir. Et olarak da, ruh olarak da. Ben, çöle gömülecek olan milyonlarca kurbanı kesmenizi emreden ve de buna ihtiyaç duyan, Sahte Tanrı değilim! Kan sarhoşluğu içinde ve tatmin edilmemiş şehvevi zevklerin tatmini ile öldürülür o kurbanlar ve cennet umulur bunun için. Ne kadar riyakarca!
  3. Her sembol benimdir ve her hayvan benimdir. Severim bütün hayvanları çünkü onlar kirletilemezler kötü tanrı tarafından. Kurban istemem ibadetinizde; ama bazı özel zaman ve durumlar da olabilir bunun için. O zaman, asla ama asla yiyemeyeceğiniz veya yenmesi alışılmış olmayan bir hayvanı kurban etmeyin bana! Ziyan da etmeyin etini.
  4. Dünyanın değişik yerlerinde, benim yolumu bulmak isteyenler zaman zaman kanlı törenler yaparlar. İnsan da öldürülür benim adıma. Ama ben istemem aslında bunu. Ben, ölümün ve dehşetin tanrısı değilim ve sadece kötülüğün tanrısı ister insan kurbanını. Eski törenler ve usuller hükmünü kaybetmiştir artık. Her şey çağa uymalıdır daima.
  5. Yine de kızmam veya kınamam, bana yakın olmak için yapılanları. Bazı takipçilerim uzak ülkelerdeki, öldürürler dışarıdakileri. Bazıları da sadisttir açıkça; ama bu benim öğretimin değerini düşürmez. Arabın dininde din adına öldürülmez mi insanlar. Arabın dininde veya Kilisenin ya da Yahudinin dininde hiç mi sapık veya sadist veya katil yoktur. O zaman genelleme yapılmaz da, neden benim bir takipçim bunu yaptı mı, kötülük sembolü olarak bütün takipçilerim karalanıyor. Ama yine de kızmam ben kanlı ayinler yapanlara; çünkü bu da yapılır bana yakın olmak için. Ama şimdi söylüyorum işte. Çok özel durum olmadıkça yapmasın böyle şeyler seçkinlerim ve sevenlerim.
  6. Ama varsa bir kininiz ve sadistseniz ve zevk alırsanız böyle şeylerden, onu kendiniz için yapın; ben aldırmam istenenin yapılmasına; ama asla! benim adıma yaptığınızı söyleyerek ve düşünerek ve beni bahane ederek ve benden vahiy aldığınızı iddia ederek, yapmayın özel zevkinizi. Asla karalamayın bütün takipçilerimin toplumunu! Lanet olsun bundan sonra bunu yapana! Lanet olsun insanların benden ve benim doğru yoluma girmekten korkmasına sebep olana; ister benden olsun, ister dışardan! Ama bilmeyerek, yapmış olanlar teveccühümü kazanmak için ya da bu öğretim henüz eline geçmediği için bilmeyerek yapmaya devam edenler, dünyanın herhangi bir yerinde suçlu görülmezler hiçbir zaman.
  7. Hayvanların da hepsi benimdir. Her hayvanı severim aslında. Onlar, tabiatın masum çocuklarıdır daima. Kötü tanrının ve kötülüğün tanrısının ve kanlı tanrının ve kölelerin tanrısının dinlerine tapanlar değil midir, hayvanların neslini kurutan ve yuvalarını iki kuruşluk menfaat uğruna dağıtan?
  8. Her hayvan kutsaldır bana; ama bazı hayvanlar bana atfedildikleri için daha kutsal gelir gözüme. İnsanların bana yakıştırdığı hayvanlardır bunlar. Keçi kutsaldır bana; çünkü yüzyıllardır insanlar benimle özleştirdiler onu bir çok ülkede. Piramitlerin ülkesinde ve binyıllar önce Eşek benim hayvanım sayıldı. Bu yüzden de kutsaldır bana. Ve gene aynı ülkede çakal ve sırtlan benim hayvanım sayıldılar. Ve çölün hayvanları yılan ve akrep bana ithaf edildiler, Seth ismimle tanınırken. Ve hipopotam benim sayıldı ve timsah. Bu yüzden kutsaldır bana bu hayvanlar.
  9. Yüzyıllarca Avrupa kıtasında ve değişik yerlerde kedi, benim sayıldı. Daima kara büyü ve şeytan tapınımıyla birleştirildi. Engizisyon yakmadı mı bir çok ihtiyarı ve kadını, sadece kedisi var diye. Kediyi büyü sembolü saydılar ve benim sembolüm olarak gördüler; hele rengi siyahsa şeytanın kendisi olarak nitelendirdiler. Bu yüzden de kutsaldır o hayvan benim için.
  10. Kim ki, zarar verir veya acı çektirir veya gereksiz yere öldürürse bu hayvanları, lanet olsun ona! Kim, bu hayvanları bana kurban olarak ve takdime olarak görürse, binlerce defa lanet olsun ona! Ama yaşamak için etinden veya derisinden veya kemiğinden istifade edebilmek için öldürülebilir her hayvan; ama sadece gerektiği kadar! Asla bir zevk ve kurban olmamalı bunlar.
  11. Bütün ağaçlar ve tabiat kutsaldır, ayırım yapmadan. Ormanlar, benim gerçek alemim ve katım ve yurdum değilse de dünyada en sevdiğim yerlerdir. Lanet olsun ağaçları kesenlere! Lanet olsun yağmur ormanlarını tüketenlere! Bunları yapanlar değil midir kötü tanrının kulları? Lanet olsun bir ağacın ruhunu öldürene!
  12. Denizleri kirletenlere ve dünyayı, maddenin cennetini yaşanır yer olmaktan çıkaranlara lanet olsun! Bu dünya ödülünüzdür. Onu yok edene lanet olsun! Gelecek olan altın çağda, benim insanlarım ve benim dinim ve benim hükmüm bu dünyada hüküm sürecektir. Lanet olsun dünyaya zarar verene! Lanet olsun güzellikleri çöpüyle kirleten kötülük tanrısının takipçilerine ki, hepsi cezalanacaktır; ya kendileri ya da kendilerinden gelen nesilleri. Ama asla dönemeyeceklerdir dünyaya, ikinci bir bedenlenme ile. Bu, bilinmelidir!
Gördüğümüz üzere Satanizmde hiçbir canlıya ve tabiata sebepsizce zarar vermek yoktur. İblistaparlığın satanizm ile hiçbir alakası yoktur, Satanizmin her kolunu araştırabilirsiniz Ateistik Satanizm, Spritüel Satanizm... hiçbirinde böyle bir şey bulamazsınız, bu satanizmin adını kirletmek için söylenen kirli bir iftiradır.
Bitirmeden önce, Sana bir sorum var. Satanizm nedir biliyor musun? Seni bir araştırmaya davet ediyorum. "Yüzyıllardır insanlara yanlış olarak lanse edilen Satanizm aslında nedir?". Bana özelden veya bu posttan aklına gelen her soruyu sorabilirsin. İyi günler dilerim.
Efendinin laneti canlılara eziyet edenlerin ve tabiata zarar verenlerin üzerine olsun.
Ave Satanus Amen!
submitted by Baphomet-exe to ToplumsalTartishma [link] [comments]


2020.07.05 15:34 Baphomet-exe Satanistler kedi keser mi? Sude andas olayı nedir?

Esenlikler dostlarım, bugün birkaç postta açıkladım fakat kendim bir post atmamın daha sağlıklı olacağını düşündüm. Konumuza dönecek olursam, Arkadaşlar belirtmek isterim ki bu ilgi isteyen ergen satanist değil, iblistapar. Ailesinden göremediği ilgiyi internette arayan insan kalıbına sokamadığım rezil bir canlı. Peki bahsettiğim iblistaparlık nedir? Ve satanizmden farkı nedir?
İblistaparlar semavi dinlerdeki kötülüğün kaynağı olan şeytana taparlar, ve bu konuda semavi dinlerin kitaplarına katılırlar, yani bizden çok semavi dinlere yakındırlar aslında, tek yaptıkları sapık sadistliklerini efendi şeytanın adı altında yaşamaya çalışıp satanizmin adını kirletmek, satanist olmayan insanlar bu grubu çok kişi zannediyor fakat bir elin parmaklarını geçmez sayıları, satanizme oranla %0,5 inden az bir kısmı oluştururlar, ilk iblistapar faaliyetleri orta çağın sonu ile yeni çağın başına denk gelir, artık kilisenin baskısından bıkmış fransız rahip-rahibeler öyle bir raddeye gelmiştir ki artık “tanrıdan” da isadan da nefret etmeye başlamışlardır, bu yüzden kötülük yaparak tanrıdan uzaklaşıp şeytana yaklaşmak istemişlerdir, ama bu yaptıklarının bir dayanağı yok, mantıkları “hmm kitapta şeytan kötü diyor o zaman kötüdür, ben de hawalı olmak için satanistim diyip kedi kesmeliyim” hayvanlar ve tabiat, bütün canlılar bizde kutsaldır. Günümüzde medya bu grubu kullanarak insanları satanizmden korkuttuğu için insanlar böyle sanıyor, keşke halkımız duyduklarına değil araştırdıklarına inansa, insanlarımız araştırmaktan bile korkar oldu ne yazık ki. Efendi şöyle der;
  1. Kurban istemez benim ibadetim; ki çok ender zamanlarda bir iki tanesi müstesna. Sizin kurbanınız, kendinizi anlamaktır ve teninizi yaşamaktır ve diğerlerinin ihtirasına da saygı göstermektir. Ama kurban vermeniz gerekirse o müstesna zamanlarda, asla ve asla öldürmek için öldürmeyin! Yiyemeyeceğiniz hayvanı öldürmeyin.
  2. Benim ihtiyacım yok kurbanlarınıza, ama onun faydası sizedir. Et olarak da, ruh olarak da. Ben, çöle gömülecek olan milyonlarca kurbanı kesmenizi emreden ve de buna ihtiyaç duyan, Sahte Tanrı değilim! Kan sarhoşluğu içinde ve tatmin edilmemiş şehvevi zevklerin tatmini ile öldürülür o kurbanlar ve cennet umulur bunun için. Ne kadar riyakarca!
  3. Her sembol benimdir ve her hayvan benimdir. Severim bütün hayvanları çünkü onlar kirletilemezler kötü tanrı tarafından. Kurban istemem ibadetinizde; ama bazı özel zaman ve durumlar da olabilir bunun için. O zaman, asla ama asla yiyemeyeceğiniz veya yenmesi alışılmış olmayan bir hayvanı kurban etmeyin bana! Ziyan da etmeyin etini.
  4. Dünyanın değişik yerlerinde, benim yolumu bulmak isteyenler zaman zaman kanlı törenler yaparlar. İnsan da öldürülür benim adıma. Ama ben istemem aslında bunu. Ben, ölümün ve dehşetin tanrısı değilim ve sadece kötülüğün tanrısı ister insan kurbanını. Eski törenler ve usuller hükmünü kaybetmiştir artık. Her şey çağa uymalıdır daima.
  5. Yine de kızmam veya kınamam, bana yakın olmak için yapılanları. Bazı takipçilerim uzak ülkelerdeki, öldürürler dışarıdakileri. Bazıları da sadisttir açıkça; ama bu benim öğretimin değerini düşürmez. Arabın dininde din adına öldürülmez mi insanlar. Arabın dininde veya Kilisenin ya da Yahudinin dininde hiç mi sapık veya sadist veya katil yoktur. O zaman genelleme yapılmaz da, neden benim bir takipçim bunu yaptı mı, kötülük sembolü olarak bütün takipçilerim karalanıyor. Ama yine de kızmam ben kanlı ayinler yapanlara; çünkü bu da yapılır bana yakın olmak için. Ama şimdi söylüyorum işte. Çok özel durum olmadıkça yapmasın böyle şeyler seçkinlerim ve sevenlerim.
  6. Ama varsa bir kininiz ve sadistseniz ve zevk alırsanız böyle şeylerden, onu kendiniz için yapın; ben aldırmam istenenin yapılmasına; ama asla! benim adıma yaptığınızı söyleyerek ve düşünerek ve beni bahane ederek ve benden vahiy aldığınızı iddia ederek, yapmayın özel zevkinizi. Asla karalamayın bütün takipçilerimin toplumunu! Lanet olsun bundan sonra bunu yapana! Lanet olsun insanların benden ve benim doğru yoluma girmekten korkmasına sebep olana; ister benden olsun, ister dışardan! Ama bilmeyerek, yapmış olanlar teveccühümü kazanmak için ya da bu öğretim henüz eline geçmediği için bilmeyerek yapmaya devam edenler, dünyanın herhangi bir yerinde suçlu görülmezler hiçbir zaman.
  7. Hayvanların da hepsi benimdir. Her hayvanı severim aslında. Onlar, tabiatın masum çocuklarıdır daima. Kötü tanrının ve kötülüğün tanrısının ve kanlı tanrının ve kölelerin tanrısının dinlerine tapanlar değil midir, hayvanların neslini kurutan ve yuvalarını iki kuruşluk menfaat uğruna dağıtan?
  8. Her hayvan kutsaldır bana; ama bazı hayvanlar bana atfedildikleri için daha kutsal gelir gözüme. İnsanların bana yakıştırdığı hayvanlardır bunlar. Keçi kutsaldır bana; çünkü yüzyıllardır insanlar benimle özleştirdiler onu bir çok ülkede. Piramitlerin ülkesinde ve binyıllar önce Eşek benim hayvanım sayıldı. Bu yüzden de kutsaldır bana. Ve gene aynı ülkede çakal ve sırtlan benim hayvanım sayıldılar. Ve çölün hayvanları yılan ve akrep bana ithaf edildiler, Seth ismimle tanınırken. Ve hipopotam benim sayıldı ve timsah. Bu yüzden kutsaldır bana bu hayvanlar.
  9. Yüzyıllarca Avrupa kıtasında ve değişik yerlerde kedi, benim sayıldı. Daima kara büyü ve şeytan tapınımıyla birleştirildi. Engizisyon yakmadı mı bir çok ihtiyarı ve kadını, sadece kedisi var diye. Kediyi büyü sembolü saydılar ve benim sembolüm olarak gördüler; hele rengi siyahsa şeytanın kendisi olarak nitelendirdiler. Bu yüzden de kutsaldır o hayvan benim için.
  10. Kim ki, zarar verir veya acı çektirir veya gereksiz yere öldürürse bu hayvanları, lanet olsun ona! Kim, bu hayvanları bana kurban olarak ve takdime olarak görürse, binlerce defa lanet olsun ona! Ama yaşamak için etinden veya derisinden veya kemiğinden istifade edebilmek için öldürülebilir her hayvan; ama sadece gerektiği kadar! Asla bir zevk ve kurban olmamalı bunlar.
  11. Bütün ağaçlar ve tabiat kutsaldır, ayırım yapmadan. Ormanlar, benim gerçek alemim ve katım ve yurdum değilse de dünyada en sevdiğim yerlerdir. Lanet olsun ağaçları kesenlere! Lanet olsun yağmur ormanlarını tüketenlere! Bunları yapanlar değil midir kötü tanrının kulları? Lanet olsun bir ağacın ruhunu öldürene!
  12. Denizleri kirletenlere ve dünyayı, maddenin cennetini yaşanır yer olmaktan çıkaranlara lanet olsun! Bu dünya ödülünüzdür. Onu yok edene lanet olsun! Gelecek olan altın çağda, benim insanlarım ve benim dinim ve benim hükmüm bu dünyada hüküm sürecektir. Lanet olsun dünyaya zarar verene! Lanet olsun güzellikleri çöpüyle kirleten kötülük tanrısının takipçilerine ki, hepsi cezalanacaktır; ya kendileri ya da kendilerinden gelen nesilleri. Ama asla dönemeyeceklerdir dünyaya, ikinci bir bedenlenme ile. Bu, bilinmelidir!
Gördüğümüz üzere Satanizmde hiçbir canlıya ve tabiata sebepsizce zarar vermek yoktur. İblistaparlığın satanizm ile hiçbir alakası yoktur, Satanizmin her kolunu araştırabilirsiniz Ateistik Satanizm, Teistik Satanizm... hiçbirinde böyle bir şey bulamazsınız, bu satanizmin adını kirletmek için söylenen kirli bir iftiradır. Bitirmeden önce, Sana bir sorum var. Satanizm nedir biliyor musun? Seni bir araştırmaya davet ediyorum. "Yüzyıllardır insanlara yanlış olarak lanse edilen Satanizm aslında nedir?". Bana özelden veya bu posttan aklına gelen her soruyu sorabilirsin. İyi günler dilerim. Efendinin laneti canlılara eziyet edenlerin tabiata zarar verenlerin üzerine olsun.
Ave Satanus Amen!
submitted by Baphomet-exe to KGBTR [link] [comments]


2020.06.20 12:22 emrecann150 E Ticaret Seo Nedir? Nasıl Yapılır

[caption id="attachment_1820" align="alignnone" width="523"]📷 e-ticaret seo[/caption]
[toc]

E-Ticaret SEO Nedir?

e-ticaretSEO; Tanımlanmış hedeflere uygun olarak, e-ticaret web sitelerinde potansiyel müşterilere satışa sunulan ürün veya hizmetleri sunmak için arama motorlarında yapılan marka çalışmalarını ifade eder.

E ticaret Seo neden önemli?

[caption id="attachment_1828" align="alignnone" width="448"]📷 e ticaret[/caption]
e-ticaret Büyük bir sektöre dönüşen ve rekabetin şiddetli olduğu e-ticarette, beklenen verimliliği sağlamak için bazı kurallar uygulanmalıdır. Bunlar arasında kullanılabilecek ana strateji SEO çalışmalarına gerekli anlamı vermektir. SEO e-ticaret desteğiyle, marka bilinirliğini artırabilecek arama motorlarının en üstünde olabilirsiniz.
SEO stüdyoları öncelikle ilgili anahtar kelimeyi analiz etmelidir. En önemli noktalardan biri, analiz edilecek anahtar kelimenin sunulan hizmet veya ürünle ilgili olmasıdır. Anahtar kelimelerin yanlış seçimi SEO çalışmasını yeterince verimli hale getirebilir. Anahtar kelime analizinden sonra, rekabetçi analiz zamanı. Rakiplerden daha iyi performans göstermek ve bir fark yaratmak için çalışmalarınız gözden geçirilmeli ve uygun bir strateji oluşturulmalıdır.
Tamamen orijinal içerikle yapılacak SEO çalışmaları sağlam ve başarılı bir altyapı ile oluşturulursa, dijital dünyada hiçbir zaman ön plana çıkacak ve marka bilinirliği artacaktır.
Birçok alanda iş yükünü azaltan ve müşterileriyle her zaman, her yerde iletişim kurmalarını sağlayan e-ticaret sistemleri, özellikle bugünün perakende dünyasındaki küçük ve orta ölçekli işletmeler için hayatlarını kurtarıyor. Ziyaretçilerin şirkete istedikleri zaman kolay ve zahmetsizce ulaşmasını sağlayan e-ticaret sistemleri markanın imajını geliştirir ve şirkete etkileyici kalite ve tasarım vizyonu kazandırır.

E-Ticaret SEO çalışmasıyla nereden başlamalıyım?

[caption id="attachment_1827" align="alignnone" width="415"]📷 e ticaret seo[/caption]
Rakiplerinizden sıyrılmak istiyorsanız, her gün yüzlerce yeni e-ticaret web sitesinin açıldığı günümüz İnternet dünyasında hayal ettiğiniz sipariş oranlarına ulaşın. Tek yapmanız gereken doğru ve etkili pazarlama yöntemlerini kullanmak. Google AdWords ve Facebook Marketing gibi ücretli reklam kanalları bütçeniz için önemli maliyetlere neden olduğundan; Çok daha kalıcı bir alana yatırım yapmanızı tavsiye ederim.
SEO çalışmaları şirketler ve markalar için organik trafik çekmek için gereklidir. Doğru ve düzenli SEO çalışmaları sayesinde yatırımcılar e-ticaret web sitelerinden hak ettikleri değeri kazanabilirler. Doğru SEO stratejilerini belirlemek ve uygulamak önemlidir. Arama motorlarına ve kullanıcı kullanımına odaklanarak, e-ticaret web siteniz için SEO çalışmalarındaki tüm adımları atmalısınız.

E-Ticarette Seo Çalışmalarının Avantajları

SEO faaliyetleri e-ticaret web sitelerine ziyaretçi sayısını artırmak ve yeni potansiyel gruplara ulaşmak için çok önemlidir. Pazarlama ve reklam önlemleriyle desteklenen SEO çalışmaları, e-ticaret sistemindeki herkes için çok önemli avantajlar sunuyor.
SEO çalışması, yani, web sitelerini arama motorları için uygun hale getirmek, doğru ve doğru kullanıldığında daha kısa sürede daha etkili sonuçlar sunar. SEO çalışmaları sonucunda, web sitesi internet aramalarında görünür hale gelir ve rekabetin bir adım ötesine geçme fırsatı sunar.
Google ile uyumlu siteler, ziyaretçi sayısını buna göre artırır. Daha yüksek bir arama sıralamanız varsa, kullanıcıları siteye daha hızlı çekebilirsiniz. Web sitesine giriş yapan ziyaretçiler web sitesinde zaman geçirir ve bazı ürünleri satın alma eğiliminde olan ürünleri inceleme fırsatı bulurlar.
Başka bir hedef gruba ulaşmada da önemli olan SEO çalışmaları, dikkate değer reklam çalışmaları ile desteklenirse daha etkili sonuçlara katkıda bulunur. Potansiyel kitleyi çok daha kolay kullanılacak güçlü ve başarılı içerikle çekme fırsatı sunan SEO hizmetlerinin entegrasyonu, her zaman daha başarılı bir yol sağlar.
E-Ticaret SEO Çalışmalarında Uygulanan Teknikler
[caption id="attachment_1821" align="alignnone" width="491"]📷 e-ticaret seo teknikleri[/caption]
Eğer e-ticaret platformunuz ile satışlarınızı rakiplerinize kıyasla niteliksel ve niceliksel olarak artırmak istiyorsanız, SEO e-ticaret web sitesinin ne olduğunu ve e-ticaret web sitesi için nasıl çalıştığını bilmeniz gerekir. tarzinburda olarak, deneyimlerimize dayanarak hazırladığımız e-Ticaret web sitelerine uygulanacak SEO tekniklerini öğretiyoruz.
İndustry Öncelikle, endüstrinizde gerçekten üstün başarı istiyorsanız, mükemmel bir e-ticaret web sitesine ve bir IOS ve Android mobil uygulamasına sahip olmalısınız. E-Ticaret web sitelerine güven oluşturan ve satın almayı teşvik eden özel bir web sitesi tasarımı tasarlamak önemlidir. Kullanımı kolay olmayan e-ticaret web siteleri, SSL sertifikaları yüklemez, yavaş açılır ve başarısız olmaya devam eder, satış performansı üzerinde olumsuz bir etkisi olan kişilerde güvensizlik yaratır. (E-Ticaret web sitelerindeki özellikleri blog yayınımızı ziyaret ederek okuyabilirsiniz
İlk olarak, web sitesi için doğru anahtar kelimeleri veya kelime öbeklerini bulun. Yerel SEO teknikleri e-Ticaret web sitelerine doğru bir şekilde uygulanmalıdır.
Mutlaka SEO'ya başlamadan önce her zaman negatif sektör anahtar kelimelerinizi belirleyin. Google web yöneticisi platformundan web sitenize gelen tüm bağlantıları ve metinleri takip edin. Google'ın uygun gördüğü metin belgesine uygunsuz bağlantılar eklerken, "Google backlink ret
https://www.google.com/webmasters/tools/disavow-links
E-ticaret web siteleri için gerekli olan yerinde SEO ölçütleri karşılandıktan sonra, web sitesinin SEM ve sosyal medya reklamlarıyla uyumlu olması gerekir. Planlanan ve planlanan reklam önlemleri, kısa vadeli e-ticaret web sitelerinin satışı için vazgeçilmez bir faaliyettir. Bu çalışmalar çok önemlidir çünkü ürünleri kaliteli ve şirketiniz bunları tanıyabilir.
Google Analytics ve Google Search Console hesaplarınızla ilgilenin. Bu platformlar size tıklamalar, yönlendirmeler, spam, uyarılar, kusurlar vb. Sunar. arama motorlarından. Burada tüm değerler gösterilir. Pazarlama faaliyetlerinize rehberlik eden ayrıntıları, ör. Örneğin, kullanıcıların sattığınız ürün veya ürün grupları için e-Ticaret web sitenizde nasıl arama yaptıkları. Hesaplarınızı düzenli olarak kontrol ederken kafanızda yanıp sönen flaşların (parlak fikirler) görünmesini bekleyin.
Görselin elektronik ticaret üzerinde çok farklı bir olumlu etkisi vardır. Ürünü müşteri sanal bir ortamdaymış gibi gösteren yüksek kaliteli grafikler satış kapasitelerini artırır. Yüksek kaliteli grafikleri yalnızca ürünler için değil, web sitesindeki veya dışındaki her türlü kurumsal kampanya için de kullanın. Web sitesindeki tüm fotoğraflarınız, sembolleriniz ve öğeleriniz daha önce hiç bir İnternet ortamında kullanılmamış olmalıdır.
Başka web sitelerinde yayınlanan fotoğrafları kopyalamayın veya yayınlamayın. Web sitenize yüklediğiniz videolar ve fotoğraflar gibi medya dosyalarına alakalı adlar verin. Rakipleriniz tarafından kullanılan fotoğrafları analiz ederek görüntülerinizden daha kaliteli ve daha etkili görüntüler hazırlayın. Aynı ada sahip ikinci bir fotoğraf yüklememeye dikkat edin. Web sitesindeki görüntü boyutlarına dikkat edin ve https://imagecompressor.com/ gibi web sitelerinde optimize ederek bunları ilgili web sitelerinize yükleyin. Ziyaretçileri ürünlerinizi e-ticaret web sitenizde paylaşmaya teşvik eden metin ve talimatları kullanın.
Doğru E-ticaret web sitelerinin URL yapılarının doğru Yapılandırma, arama motorları için önemli bir kriterdir. URL'lerin başlığa veya ürün adına başvurduğundan emin olun ve önce ilgili sayfalardaki açıklama alanlarındaki başlığı veya ürün adını kullanarak sayfanızı anlamak için arama motoru sürecini hızlandırın.
Oluşturulması Satış sayfanızda doğru kategori oluşturma ve ürün sistemi de kullanıcı odaklılık açısından çok faydalıdır. Sitede uygulanırsa tüm başlıkların, açıklamaların ve etiket tasarımının mükemmel bir şekilde oluşturulduğundan emin olun. Orijinal ve kullanıcı odaklı içerik üretin. Farklı başlıklar, öğeler ve farklı semboller ekleyerek aynı teknik varyasyon sistemini kullanarak ürün açıklamalarını olası satışlarla özelleştirin.
Mutlaka Aradığınız ürünlerin fiyatlarını bildiğinizden emin olun
E-ticaret Web Sitelerinde Yerel SEO Çalışmasının Önemi Yerel SEO, bölgesel SEO veya yerel SEO olarak bilinen çalışmalar, e-Ticaret web sitelerinin çevrimiçi dünyada en iyi işlerini yapmaları için önemli adımlardır.
Yerel SEO nedir?
Potansiyel müşterilerin yerel aramalarda ürününüzü veya hizmetinizi bulmasına yardımcı olan SEO çalışmaları.

E-Ticaret Web Siteleri İçin Uygulanabilecek SEO Önerileri

[caption id="attachment_1823" align="alignnone" width="428"]📷 E-Ticaret SEO Önerileri[/caption]
Anahtar kelime E-ticaret web sitelerinde kullanılan anahtar kelimeler (hem ana sayfada hem de ürün sayfalarında) SEO yöntemin temelini oluşturur. Arama motorları, kullanıcı arama çubuğuna bir kelime veya kelime öbeği yazdığında milyonlarca web sitesinde arama yaparak en uygun içeriği bulmaya odaklanır.
Bu şu şekilde çalışır. Bu durumda, arama motorlarında en sık aranan kelimeleri veya kelime öbeklerini bulmak ve bunları e-ticaret web sitesinin kullanılabilirliğini artırmak için web sitesine dahil etmek önemlidir. Bunun için kullanılabilecek çeşitli araçlar vardır. Ayrıca istek üzerine profesyonel yardım da alabilirsiniz. Anahtar kelimeler kümesi, içerikle uyumlu olması için blog ve forum gibi web sitesi platformlarında kullanılmalıdır.
Anahtar kelime yamyamlığı Aynı web sitesinin her sayfasında kullanılanların aksine, kullanıcıların sık aradığı anahtar kelimeler kullanılabilirliği azaltır. Bunun nedeni, arama motorlarının her sayfada anahtar kelimeleri taramasıdır. Başka bir deyişle, anahtar kelimeler kullanan her sayfa, web sitesi trafiğini azaltarak birbirleriyle rekabet eder.
Rekabetçi araştırma Anahtar kelime araştırması, rakip e-Ticaret web sitelerinin en sık kullandığı anahtar kelimelerden kaçınmalıdır. Bu özellikle rekabet eden yüksek trafikli e-ticaret web sitelerinin arama motorlarının gösterdiği sonuçların başında ve kullanıcılar doğal olarak ziyaret ettikleri için SEO uygulamaları ile başlayan web siteleri için geçerlidir. bu web siteleri. Web sitenizin daha fazla tıklama almasını istiyorsanız, büyük rakiplerinize meydan okumadan daha orijinal ve yeni içeriğe sahip anahtar kelimeler ayarlamanız gerekir.
Sosyal medya entegrasyonu E-ticaret web sitelerindeki sosyal medya hesaplarından ve web sitesinden sosyal medya hesaplarına (web sitesi içindeki ve dışındaki bağlantıları kullanarak) bağlantı paylaşmak web sitesi trafiğini artırır. Daha fazla müşterinin web sitesini tıklamasına ve sosyal medyada içerik paylaşmasına izin veren sosyal medyanın entegrasyonu, sosyal medya kullanımının artmasıyla kaçınılmaz hale geldi.
Blog sayfaları Web sitesinde açılacak blog sekmeleri hariç, birçok kişinin bildiği ve dolaylı olarak kullandığı bilinen bloglama web sitelerinde açılması ve aktif olarak bloglanması, arama motoru optimizasyonu kullanan anahtar kelimeler
Video siteleri Ürün tanıtım videoları şu anda bilinen video web sitelerinde yayınlanmalıdır. Ayrıca, yayınlanan bu videolardan bağlantılar web sitesine eklenebilir. Bu, ürün tanımayı artırır ve pazarlama faaliyetlerine katkıda bulunur. Video web sitelerine ürün videoları göndermek de dolaylı olarak arama motoru optimizasyonu çabalarına yol açabilir. Web yöneticileri ve analitik hesaplar için araç
Ana arama motorları olan Google, Yandex ve Bing web yöneticisi aracının hesabı, web sitesinin arama motorlarında bulunmasını ve arama motoru algoritmalarında saklanmasını kolaylaştırmak için açılmalıdır. Bu sayede arama motoru ile ilgili gelişmeler izlenebilir ve yeni eklenen sayfalar daha hızlı bir şekilde indekse kaydedilebilir. Analiz hesapları (bu hesaplar, siteye giren kullanıcı sayısını ve ilgili raporları kontrol etmek için kullanılabilir
Yararlı SEO araçlarını kullanın İçerik web sitesinde haberler, resimler ve videolar gibi dikey alanlarda oluşturuluyorsa, site haritasının oluşturulması ve Google ve Bing web yöneticisi araçları kullanılarak sistemlere yüklenmesi gerekir. Web sitesinin tarayıcı ile daha iyi çalışması için, W3C'nin HTML sayfasının yapılarıyla uyumluluğu doğrulanmalıdır.
Uluslararası kullanım Şirketler için e-ticaret yöntemlerini kullandıklarında en büyük avantaj, küresel bir pazarın oluşturulmasıdır. Ancak, e-ticaret web sitesi uluslararası kullanım için uygun değilse, bu bir avantaj olarak kullanılamaz. Bu nedenle, Hreflang yapısını web sitesindeki farklı diller ve bölgeler için kullanmak ve ilgili sayfalar için doğru adresleri tanımlamak gerekir.
Web sitesi için yapılan çevirilerin doğruluğu doğrulanmalıdır. Redaksiyon hizmetleri bu amaçla satın alınabilir. Ayrıca, her ülkenin sayfasından ülkenin diğer sayfalarındaki sayfalarına olan bağlantıların doğru olduğundan emin olmak da önemlidir. Aynı sayfa farklı bir dilde görünmelidir. Seçilen sitedeki düğme

E-Ticaret Site İçi SEO Optimizasyon

[caption id="attachment_1824" align="alignnone" width="290"]📷 e ticaret[/caption]
Site dışı arama motoru optimizasyonu, site optimizasyonu kadar önemlidir. SEO çalışmalarında başarılı sonuçlar elde etmek için, e-Ticaret web sitenizin tüm sayfaları SEO kuralları çerçevesinde optimize edilmelidir. Web sitenizin tüm sayfalarını optimize ederken; "Sayfa etiketleri, sayfa başlıkları, başlık alanları, açıklamalar, sayfa bağlantı yapıları, URL'ler, bozuk bağlantılar, yönlendirme bağlantıları, H etiketleri, resim optimizasyonu, sayfa içeriği optimizasyonu, sayfa, başlık başlıkları, başlık alanları, açıklamalar. " Bu parçaların tümü parçalardır ve parçalar doğru bir şekilde birleştirildiğinde başarılı bir bütün oluşturulur. E-Ticaret web sitenizin başarıyla optimizasyonu, web sitenizin SEO uyumluluğunu artırır.
Başlıkları aşağıda kısaca açıklayınız;
SEO e-ticaret Başlık ve açıklama alanları şey arıyorsanız, size en çok başlık ve açıklama veren makaleyi tıklarız. Bu nedenle, başlık alanına "spor ayakkabılar, yüksek topuklu ayakkabılar, azaltılmış spor ayakkabılar" gibi kelimeler yazdığınız "erkek spor ayakkabı modelleri" yazabiliriz. Açıklayıcı bölümde, başlığınızla eşleşen bir anahtar kelimeyle kısa bir makale yazın. Örneğin, "Erkek spor ayakkabı modellerinde yüzlerce farklı seçenek, süresi dolmadan 8 taksit." Bu şekilde SEO ve kullanıcı ile uyumlu bir yapı oluşturur.
SEO e-ticaret çalışması için; URL yapısı Google'ın resmi açıklamasına göre, Google'ın doğruladığı içerik URL yapısındaki ilk içeriktir. URL yapısında 3-5 kelimeden sonra 3-5 kelime çok önemlidir, bu nedenle URL yapınızın ilk 5 kelimesi Google için önemlidir.
Bu durumda, Google'a URL yapısının ilk 5 kelimesinde ne istediğini vermek çok önemlidir. Bu, URL yapınızı olabildiğince kısa tutmanız ve odaklandığınız anahtar kelimeye odaklanmanız gerektiği anlamına gelir. URL yapınızın ilk 5 kelimesini girmelisiniz. Aslında, yalnızca URL yapınıza odaklandığınız anahtar kelimeyi eklemek daha sağlıklıdır. Bu nedenle çoğu SEO uzmanı, "siteadi.com/deneme-sayfasi" URL yapısına sahip bir web sitesini doğru URL yapısı olarak kabul eder. Bu şekilde, karmaşık bir URL yapısıyla daha az sayfa tıklanır: "siteadi.com/id=1234?trial-page".
SEO e-ticaret çalışması için; Büyük Boy İçerik Hazırlayın İçeriğin sadece SEO için yazılmadığını biliyoruz. Yukarıdan aşağıya metin içeren bir site girdiniz. Bütün bu metinleri okuyabilir misin? Kullanıcıların fotoğraf ve video içeren sayfalarda olma olasılığı daha yüksektir. Kullanıcıları web sitenizde tutmaya çalışın. İçeriğinizle ilgili resim, grafik veya videolarla insanları ne kadar yanınızda tutarsanız; Sitede SEO optimizasyonunu optimize ederler. Sonuç olarak, skor tablosunda daha üst sıralarda yer alabilir.
SEO e-ticaret çalışması için; Alt kategori oluşturma (Breadcrumbs Bavigasyon) Bu, sitedeki en önemli optimizasyon uygulamalarından biridir. Örneğin, alışveriş sayfasına girdiniz ve spor ayakkabı kategorisine gitmek istiyorsunuz. Gösteriler; Ekmek kırıntılarının kullanımı aşağıdaki gibi olmalıdır. "Ana Sayfa> Ayakkabılar> Erkek ayakkabıları> Spor ayakkabıları"
SEO e-ticaret çalışması için; Görüntüleri optimize edin, alt etiketler atayın; Web sitenize yüklemeden önce fotoğraflarınızı adlandırın. Sitenize yüklediğiniz resimler bilgisayarınıza IMG01234 veya imgjk2ams olarak kaydedildiyse, bunları yeniden adlandırın. Lütfen resminizin ne hakkında olduğunu belirtin. Türkçe karakter kullanmayın ve boşluk yerine - işaretini kullanmayın. Web sitenizde görüntülenen boyuttan daha büyük resimler yüklemeyin. İçeriğinize 800 piksel genişliğinde bir resim yüklerseniz ve resim içeriğini görüntülediği alan 600 pikseldir. Evet. Görüntünün 600 pikseli var gibi görünse de, ziyaretçinin tarayıcısı resmi 800 piksel olarak web sitelerine indirir.
Bu kurala uymazsanız, Google sayfa hızı puanınız düşecek ve web sitenizin hızı etkilenecektir. Her zaman en az bir kez odaklandığınız anahtar kelimeyi Başlık, Altyazılar ve Alternatif Metin bölümünde kullanın. Google'ın resimleri görüntüleyemeyeceğini veya okuyamayacağını lütfen unutmayın. Bu yüzden Google'a, görüntülerin ne hakkında olduğunu bilmesi için bir şeyler vermeliyiz.
SEO e-ticaret çalışması için; İçeriğinize H1, H2, H3 verin ... Başlık etiketli H1 etiketi, sitede SEO için sahip olunması gereken bir başka etikettir. H1, H2 ve H3 adlarını makalenizde hiyerarşik bir sırayla kullanın. Önce H1, sonra H2 ve sonra H3 başlıklarını kullanın. Her sayfada veya makalede yalnızca bir "H1" etiketi kullandığınızdan emin olun.
SEO tek seferlik bir çalışma değildir. SEO için uzun zaman alır, ancak faydaları buna değer. Umarım bu makale, e-ticaret web sitenizin satışlarını artırmak için doğru SEO stratejinize yardımcı olur.
SEO çalışmalarında başarılı olmak için, sizden hangi arama motorlarını istediğini bilmeniz gerekir. Sonuçta, tüm SEO çalışmaları arama motorlarında mevcut olmalıdır. Bu nedenle, her zaman algoritma ve arama motorlarından gelen güncellemeler hakkındaki bilgileri takip edin
Nasıl e-ticaret SEO yapabilirim ve satışlarınızı 6 adımda artırmaya hazır mısınız? Şimdi başlayalım!
Kapsamlı anahtar kelime araştırması yapın Ürün sayfalarınızı optimize edin Kaliteli ve doğal geri dönüşler elde edin Neredeyse mükemmel bir site yapısı oluşturun En iyi kullanıcı deneyimini sunar Güncellenmiş ve etkileşimli içerik ekleyin
1. Kapsamlı anahtar kelime araştırması yapın
[caption id="attachment_1825" align="alignnone" width="300"]📷 google arama[/caption]
SEO e-ticaret nasıl yapılır? İlk kural, anahtar kelimeler ve arama hacimleri için sektöre özgü ayrıntılı bir arama yapmaktır. Her halükarda, Google'ın sunduğu endüstri, ürün veya hizmetler için ne tür bir arama yaptığını aramalısınız. Başarılı e-ticaret SEO çalışmalarının en büyük sırrı doğru anahtar kelimeleri bulmaktır.
Sattığınız ürünler için genel anahtar kelimeler yerine, uzun kuyruk olarak adlandırdığımız uzun kuyruklu anahtar kelimeler kullanmalısınız. Aradığınız ürünler için uzun kuyruklu anahtar kelimeleri aramalı ve hedeflemelisiniz.
[caption id="attachment_1826" align="alignnone" width="300"]📷 google aramaa[/caption]
O nasıl çalışır? Detaylar burada!
Genel anahtar kelimelere odaklanmanız sizi rekabette bırakacak ve satın alma işleminden yalnızca bir adım uzakta olan kişilere ulaşacaktır. Örneğin, anneler ve bebekler için ürün satan bir web sitesinde e-ticaret SEO çalışması yapmak isteyebilirsiniz.
Satmak istediğiniz bebek arabası için bir markalama işlevi ekleyerek daha spesifik aramalar yapmalısınız. En çok aranan bebek arabası modeli olan "Chicco Baston Bebek Arabası" gibi uzun kuyruklu anahtar kelimeleri hedeflemelisiniz.
Uzun kuyruklu anahtar kelimeleri nasıl buluruz?
İlgili aramaların çoğu, Google aramalarının ilk sayfasındaki sonuçların sonunda bulunan uzun kuyruk aramalardır. Google "bebek arabaları" olduğunda, aşağıdaki uzun kuyruk aramaları aşağıdaki gibidir.
Uzun kuyruk anahtar kelime arama yöntemleri (uzun kuyruk) Google ile ilgili aramalar dışında, aşağıdaki yöntemleri kullanarak uzun kuyruklu anahtar kelimelere kolayca erişebilirsiniz.
Ubersuggest kullanın
Google arama çubuğuna her harfi yazdığımızda otomatik olarak kapanır. Übersuggest aracıyla ilgili tüm aramaları büyük miktarlarda görüntüleyebilirsiniz. Übersuggest, yüzlerce uzun kuyruklu anahtar kelimeyi, anahtar kelimemiz için Google ile ilgili arama sonuçlarından aynı anda kaldırır.
Ubersuggest - Uzun kuyruklu anahtar kelimeler - E-ticaret SEO Nasıl Yapılır? E-Ticaret web siteleri için en büyük arama motorunu kullanın. Hepsiburada, yok, n11, sahibi gibi e-ticaret web sitelerinin arama çubuğundaki sonuçları kontrol edin. Satmak istediğiniz ürünlerin başlıklarına bakın.
Rekabette öne çıkan arama hacimlerini ve kelimeleri seçin ve kullanın Ürününüz için bulduğunuz anahtar kelimelerin aylık arama hacmini kontrol edin. Bulunan anahtar kelimelerin aylık arama hacmini kontrol etmek için en iyi kaynak yine Google'dır. Tüm anahtar kelimelerinizi Google AdWords Anahtar Kelime Planlayıcı'ya girerseniz, aylık arama hacimleri alırsınız. Etkin bir AdWords hesabınız varsa, arama hacmini aşağıdaki gibi net bir şekilde görebilirsiniz. Ancak, etkin bir AdWords hesabınız yoksa, aylık arama hacminiz bir aralık olarak görünür. Yine de size bir fikir verecektir.
2. Ürün sayfalarınızı optimize edin SEO e-ticaret nasıl yapılır? İkinci önemli adım, sayfalarınızı SEO için uygun ölçütlere göre optimize etmektir. Ürünlerinizin Google'da sıralanmasını istiyorsanız, bunu yapmanın en iyi yolu, yerel SEO ölçütlerine göre her ürün için oluşturduğunuz sayfayı oluşturmaktır. Sayfalarınızı e-Ticaret web sitenizdeki her ürün için optimize etmediyseniz, birçok SEO avantajını kaçırırsınız.
Google arama sonuçlarında üst sıralarda yer almak için ürün sayfalarınızın e-ticaret SEO durumunu kesinlikle geliştirmelisiniz. Ürün sayfalarınız Google'ın sonuçlarında belirgin bir şekilde öne çıkıyorsa, e-ticaret web sitenizin daha fazlasını satıyorsunuz demektir.
Fotoğraflarınızı optimize edin Google sonuçlarındaki sıralamanızı yükseltmek için, kullandığınız ürün için kullandığınız resimleri optimize etmelisiniz.
Bunu yapmanın birkaç yolu vardır. En etkili ilk yöntem, her ürün fotoğrafına bir "Alt" etiketi eklemek ve anahtar kelimenizle görsel bir açıklama eklemektir.
URL'nizi girin ve anahtar kelimenizi girin Google'ın ilk sayfasının sonuçlarında görünmek ve SEO ile ayda binlerce ücretsiz ziyaretçi almak büyük bir başarı oldu. Bu büyük başarı aslında küçük faktörler bir araya geldiğinde ortaya çıkar. Bu faktörlerden biri, hedef anahtar kelimenizin ürünlerinizin URL yapısında bulunmasıdır.
Ürün sayfalarınızda hedeflediğiniz anahtar kelimeleri içeren bir URL yapısı oluşturmanız gerekir. E-ticaret SEO'nun nasıl yapılacağı sorusu için, doğru URL yapısı altın cevaplardan biridir.
URL yapınızı, ürün sayfalarınıza hedeflediğiniz anahtar kelimeleri içerecek şekilde yapılandırmanız gerekir. URL yapısı örneği:
Anahtar kelimeli bir URL yapısı örneği En iyi sonuçlar için, ürün sayfasının URL yapısını, ürün sayfasının başlığını ve ürün açıklamalarında hedeflediğiniz anahtar kelimeyi geçirmeniz gerekir.
Ürün açıklamalarınız için orijinal ve kapsamlı içerik oluşturun. Google sonuçlarını ve farklı temalar ve farklı varyasyonlardaki sıralama faktörlerini incelersek bunu görürsünüz. Google kapsamlı içeriği tercih eder ve yukarıda gördüğümüz sonuçlar kapsamlı içerik barındırır.
Bu durum yalnızca içerik pazarlaması için geçerli değildir. E-ticaretsayfanızın kategorisini ve ürün sayfalarını sıralayın güncellemek için aynı teknikleri kullanabilirsiniz.
Ayrıca içerik pazarlama, yani blog çalışmaları için SEO teknikleri başlıklı makalemizi okuyabilirsiniz.
Ürün sayfalarınız için hedefiniz, kullanıcıya bu ürün hakkında en az 500 kelime sağlamak olmalıdır. Ayrıca Google, bu sayfadaki içeriğin, ürün sayfasına eklediği kullanıcı inceleme bölümlerinden gelen yorumlarla geliştirildiğine inanmaktadır.
Ürün açıklamaları hakkında bir video bile ekleyebilirsiniz. Ziyaretçi ne kadar yararlı bilgi ve açıklama bulursa, sitede o kadar uzun süre kalır ve satın almaya hazır hale gelir.
Alakalı kelimeler anlamına gelen LSI'nın ürün içeriğine dahil edildiğinden emin olun Google'ın yalnızca eklediğiniz anahtar kelimeye göre sıralandığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Google'ın ürün sayfanızda izlediği diğer kelimeleri kullanarak sayfanızı derecelendirin.
Anahtar kelimenizle ilgili, gizli anlamsal dizin oluşturma (LSI) olarak bilinen diğer gizli anahtar kelimeler içeriğinize dahil edilmelidir. Temel olarak bu kelimeler, listelediğiniz ürünle ilgili anahtar kelimelerdir.
.
.
Anahtar kelimenizle ilgili, gizli anlamsal dizin oluşturma (LSI) olarak bilinen diğer gizli anahtar kelimeler içeriğinize dahil edilmelidir. Temel olarak bu kelimeler, listelediğiniz ürünle ilgili anahtar kelimelerdir.
Ürün açıklamalarınıza bazı temel LSI anahtar kelimeleri eklemek, Google Botların tam olarak neler sunduğunu size göstermenin harika bir yoludur.
Bu LSI anahtar kelimelerini nerede bulabiliriz? Bunu bulmanın en iyi yolu yine Google'dan. Anahtar kelimenizle Google'ı kullandığınızda, ilgili aramalar ilk sayfanın altında görünebilir. Örneğin, bir tıraş seti ararken, LSI anahtar kelimeleri ilk sayfanın altında görünür.
LSI Anahtar Kelimeleri Sayfanıza bu LSI'yi, yani ilgili kelimeleri ekleyerek arama motoru optimizasyonunda daha hızlı bir artış elde edebilirsiniz.
"Tıraş seti" ve "tıraş seti çantası" nın tıraş seti için ürüne dahil edilip edilmediğini eklemelisiniz.
Ürün derecelendirme şeması ekle
Birçok e-ticaret sitesi, ürün sayfalarındaki 5 yıldızlı derecelendirme ve geri bildirim özelliğini çok etkili bir şekilde kullanır. Bir e-ticaret web siteniz varsa, Google'ın Ürün Derecelendirme Düzeni özelliğini kullanabilirsiniz.
Bu özellik, ürününüzün Google arama sonuçlarındaki derecelendirmesini gösterir. Arama sonuçlarında şaşırtıcı bir sonuç olarak görünür ve daha fazla tıklama alırsınız. Derecelendirmeye sahip sonuçların tıklama oranları daha yüksektir.
Google, ürün değerlendirme şemasının işlevini nasıl kullanabileceğinizi ayrıntılı olarak açıklamaktadır.
Bu özelliği tüm ürün sayfalarınıza entegre ederek, arama sonucu tıklama oranınızın artması garanti edilir.
Burada bu özelliği çok iyi kullanıyor. Samsung Note 8'e benzersek, Hepsiburada.com'daki sonuç rekabetten daha şaşırtıcı görünüyor.
3. kaliteli doğal geri almak SEO e-ticaret nasıl yapılır? Üçüncü adım, doğal olarak yüksek kaliteli geri bağlantılar elde etmektir. İçeriğinizin ve sayfanızın ne kadar iyi olduğuna bakılmaksızın, başka bir web sitesi bağlantı vermezse, Google'ın sıralamasında çok geridedir.
Düzenli olarak doğal yöntemler ve beyaz şapka SEO teknikleri kullanarak web sitenize yüksek kaliteli geri bağlantılar olmalıdır. Asla backlink paketleri satın almayın. Google olmayan bağlantıları cezalandırır
Rakiplerinizin backlink kaynaklarını tanıyın SEO performansınızı iki katına çıkarmak için, en iyi rakiplerinizi anahtar kelimeler açısından inceleyebilirsiniz.
Rakiplerinizin aldığı backlink kaynaklarını kontrol edebilirsiniz. Daha sonra e-ticaret web sitenizdeki kategori, ürün ve içerik sayfalarına bağlantılar sağlayan kaynaklara erişebilirsiniz.
Backlink analizi için en iyi kaynaklardan biri Majestic'dir.
Rakiplerinizin aldığı backlink kaynaklarını kolayca görebilirsiniz. Bu kaynaklardan gelen güven akışı ve atıf akışı değerlerini görüntüleyebilir ve önce SEO performansınız için değerli olanları seçebilirsiniz.
Majestic - Backlink Kaynakları
4. Neredeyse mükemmel bir site oluşturun SEO e-ticaret nasıl yapılır? Dördüncü adım, mükemmel bir yerleşim yapı oluşturmak Ürünlerinizin sayfaları mükemmel olsa bile, arama motorlarının ve ziyaretçilerin kolayca gezinebileceği bir site yapısı oluşturmak çok önemlidir.
Tüm sayfalarınızın Google Botlar ve gelen ziyaretçiler için önemli bir seviyeye sahip olduğundan emin olmalısınız.
Bu önemli yapı nasıl üretilir?
Site mimarinizi basit ve anlaşılır hale getirin
Site mimarisi nedir ve site mimarisi nasıl üretilir? Ne dediğini duyuyor gibiyiz.
Site mimarisi temel olarak sayfalarınızın nasıl bağlandığını ve site hiyerarşinizin nasıl olduğunu gösterir. Bir e-ticaret web sitesi on binlerce ürün sayfası içerebilir. Tüm sayfalar bir hiyerarşi etrafında site mimarisinde olmalıdır.
Başka bir deyişle, tüm ürünlerin bağlı olduğu bir kategori ve alt kategori sayfası olmalıdır. Bunun en iyi örneğini Hepsiburada.com e-ticaret web sitesinde bulabilirsiniz.
Hepsiburada site mimarisi örneği Örneğin, döşemeli mama sandalyesi ürünü Bebek Oyuncakları> Bebek Ürünleri> Mama Sandalyeleri> Portatif Mama Sandalyeleri kategorisindedir.
Zayıf bir site mimarisiyle, farklı ve birçok ürün tek bir daha yüksek kategoriye ait olabilir. Web sitesi düzenlemeyi kolaylaştırmanın birçok yolu vardır. Bununla birlikte, tutarlı ve net olmak önemlidir.
Ana sayfanızda genel kategorilerde alt kategoriler oluşturun ve alt kategorilerde farklı ürün grupları için farklı alt kategori grupları tanımlayın.
Kategoriler ve ürünler arasında gezinmeyi kolaylaştırmak için kırıntı yapısını da kullanabilirsiniz.
Tüm içeriğinizi ana sayfadan en fazla üç tıklama alın Mükemmel bir site yapısı için en iyi kural, tüm sayfalarınızı en fazla üç tıklama ile ön sayfadan erişilebilir hale getirmektir.
Bu yapı, Google Botlarının her sayfaya bir bağlantıdan diğerine tararken erişmesine olanak tanır.
Örneğin, Hepsiburada ana sayfasında 2 tıklama ile, yüksek sandalye alt kategorisine erişebilir ve taşınabilir ayak sandalyesini tıklayarak ürün sayfasına erişebilirsiniz. 3 tıklama ile görmek istediğiniz ürüne kolayca erişebilirsiniz.
Ziyaretçiler ve Google için basit ve anlaşılır bir web sitesi mimarisi oluşturabilirsiniz.
Yinelenen sayfaları kaldırma (yinelenen içerik) En yaygın sorunlardan biri, yinelenen içeriğin kullanılmasıdır. Bu, e-ticaret web siteleri için özellikle önemli bir sorundur çünkü ürün sayfaları genellikle otomatik olarak oluşturulur.
Veritabanınızdaki bir ürün, web sitenizde bilginiz olmadan çoğaltılan içeriğe sahip birden çok sonuçta ve URL'de görünebilir. Aynı içerik birden fazla yerde tekrarlanır.
Bu sorunu çözmek için siteyi dikkatlice analiz etmelisiniz. Yinelenen içerik bulmanın en kolay yolu: Siteliner. Ana sayfanızı girin ve Git seçeneğine basın.
Yinelenen sayfaları, yinelenen içerikte görebilirsiniz. Yinelenen içeriğin, Yani, yinelenen sayfalar genellikle kategori sayfalarıdır veya otomatik olarak oluşturulan diğer sayfalar olduğunu kolayca görebilirsiniz.
Bu çoğaltmayı önlemek için e-ticaret ayarlarınızı yapabilir veya Standart Etiket kullanımını genişletebilirsiniz.
5. en iyi kullanıcı deneyimi sunmak SEO e-ticaret nasıl yapılır? Beşinci adım, ziyaretçilere en iyi deneyimi sunmaktır. E-ticaret web sitenizde çok iyi bir kullanıcı deneyimine sahip olmalısınız. Arama motoru optimizasyonunun önümüzdeki yıllarda nasıl değiştiğine bakılmaksızın Google, sonuçlar için en iyi kullanıcı deneyimini sunan web sitelerine her zaman öncelik verecektir.
Google sonuçlarında içeriğinizin sürekli yüksek olduğundan emin olmak için içeriğinizin ziyaretçiler için yüksek değerli olduğundan emin olun.
Yüksek kaliteli içerik oluşturmalı ve
Sosyal medya paylaşımını artırın Müşterilerin en sevdikleri ürünleri sosyal medyada kolayca paylaşabilmeleri için her bir ürün sayfasına sosyal medya paylaşım düğmeleri de ekleyebilirsiniz.
Bu, e-ticaret web siteniz için kullanıcı etkileşimini ve mükemmel bir backlink kaynağını teşvik eder
Diger Makalelere ulaşmak için buraya tıklayınız
submitted by emrecann150 to blogs [link] [comments]


2020.06.20 12:21 emrecann150 E Ticaret Seo Nedir? Nasıl Yapılır


E-Ticaret SEO Nedir?

e-ticaretSEO; Tanımlanmış hedeflere uygun olarak, e-ticaret web sitelerinde potansiyel müşterilere satışa sunulan ürün veya hizmetleri sunmak için arama motorlarında yapılan marka çalışmalarını ifade eder.

E ticaret Seo neden önemli?

[caption id="attachment_1828" align="alignnone" width="448"]📷 e ticaret[/caption]
e-ticaret Büyük bir sektöre dönüşen ve rekabetin şiddetli olduğu e-ticarette, beklenen verimliliği sağlamak için bazı kurallar uygulanmalıdır. Bunlar arasında kullanılabilecek ana strateji SEO çalışmalarına gerekli anlamı vermektir. SEO e-ticaret desteğiyle, marka bilinirliğini artırabilecek arama motorlarının en üstünde olabilirsiniz.
SEO stüdyoları öncelikle ilgili anahtar kelimeyi analiz etmelidir. En önemli noktalardan biri, analiz edilecek anahtar kelimenin sunulan hizmet veya ürünle ilgili olmasıdır. Anahtar kelimelerin yanlış seçimi SEO çalışmasını yeterince verimli hale getirebilir. Anahtar kelime analizinden sonra, rekabetçi analiz zamanı. Rakiplerden daha iyi performans göstermek ve bir fark yaratmak için çalışmalarınız gözden geçirilmeli ve uygun bir strateji oluşturulmalıdır.
Tamamen orijinal içerikle yapılacak SEO çalışmaları sağlam ve başarılı bir altyapı ile oluşturulursa, dijital dünyada hiçbir zaman ön plana çıkacak ve marka bilinirliği artacaktır.
Birçok alanda iş yükünü azaltan ve müşterileriyle her zaman, her yerde iletişim kurmalarını sağlayan e-ticaret sistemleri, özellikle bugünün perakende dünyasındaki küçük ve orta ölçekli işletmeler için hayatlarını kurtarıyor. Ziyaretçilerin şirkete istedikleri zaman kolay ve zahmetsizce ulaşmasını sağlayan e-ticaret sistemleri markanın imajını geliştirir ve şirkete etkileyici kalite ve tasarım vizyonu kazandırır.

E-Ticaret SEO çalışmasıyla nereden başlamalıyım?

[caption id="attachment_1827" align="alignnone" width="415"]📷 e ticaret seo[/caption]
Rakiplerinizden sıyrılmak istiyorsanız, her gün yüzlerce yeni e-ticaret web sitesinin açıldığı günümüz İnternet dünyasında hayal ettiğiniz sipariş oranlarına ulaşın. Tek yapmanız gereken doğru ve etkili pazarlama yöntemlerini kullanmak. Google AdWords ve Facebook Marketing gibi ücretli reklam kanalları bütçeniz için önemli maliyetlere neden olduğundan; Çok daha kalıcı bir alana yatırım yapmanızı tavsiye ederim.
SEO çalışmaları şirketler ve markalar için organik trafik çekmek için gereklidir. Doğru ve düzenli SEO çalışmaları sayesinde yatırımcılar e-ticaret web sitelerinden hak ettikleri değeri kazanabilirler. Doğru SEO stratejilerini belirlemek ve uygulamak önemlidir. Arama motorlarına ve kullanıcı kullanımına odaklanarak, e-ticaret web siteniz için SEO çalışmalarındaki tüm adımları atmalısınız.

E-Ticarette Seo Çalışmalarının Avantajları

SEO faaliyetleri e-ticaret web sitelerine ziyaretçi sayısını artırmak ve yeni potansiyel gruplara ulaşmak için çok önemlidir. Pazarlama ve reklam önlemleriyle desteklenen SEO çalışmaları, e-ticaret sistemindeki herkes için çok önemli avantajlar sunuyor.
SEO çalışması, yani, web sitelerini arama motorları için uygun hale getirmek, doğru ve doğru kullanıldığında daha kısa sürede daha etkili sonuçlar sunar. SEO çalışmaları sonucunda, web sitesi internet aramalarında görünür hale gelir ve rekabetin bir adım ötesine geçme fırsatı sunar.
Google ile uyumlu siteler, ziyaretçi sayısını buna göre artırır. Daha yüksek bir arama sıralamanız varsa, kullanıcıları siteye daha hızlı çekebilirsiniz. Web sitesine giriş yapan ziyaretçiler web sitesinde zaman geçirir ve bazı ürünleri satın alma eğiliminde olan ürünleri inceleme fırsatı bulurlar.
Başka bir hedef gruba ulaşmada da önemli olan SEO çalışmaları, dikkate değer reklam çalışmaları ile desteklenirse daha etkili sonuçlara katkıda bulunur. Potansiyel kitleyi çok daha kolay kullanılacak güçlü ve başarılı içerikle çekme fırsatı sunan SEO hizmetlerinin entegrasyonu, her zaman daha başarılı bir yol sağlar.
E-Ticaret SEO Çalışmalarında Uygulanan Teknikler
[caption id="attachment_1821" align="alignnone" width="491"]📷 e-ticaret seo teknikleri[/caption]
Eğer e-ticaret platformunuz ile satışlarınızı rakiplerinize kıyasla niteliksel ve niceliksel olarak artırmak istiyorsanız, SEO e-ticaret web sitesinin ne olduğunu ve e-ticaret web sitesi için nasıl çalıştığını bilmeniz gerekir. tarzinburda olarak, deneyimlerimize dayanarak hazırladığımız e-Ticaret web sitelerine uygulanacak SEO tekniklerini öğretiyoruz.
İndustry Öncelikle, endüstrinizde gerçekten üstün başarı istiyorsanız, mükemmel bir e-ticaret web sitesine ve bir IOS ve Android mobil uygulamasına sahip olmalısınız. E-Ticaret web sitelerine güven oluşturan ve satın almayı teşvik eden özel bir web sitesi tasarımı tasarlamak önemlidir. Kullanımı kolay olmayan e-ticaret web siteleri, SSL sertifikaları yüklemez, yavaş açılır ve başarısız olmaya devam eder, satış performansı üzerinde olumsuz bir etkisi olan kişilerde güvensizlik yaratır. (E-Ticaret web sitelerindeki özellikleri blog yayınımızı ziyaret ederek okuyabilirsiniz
İlk olarak, web sitesi için doğru anahtar kelimeleri veya kelime öbeklerini bulun. Yerel SEO teknikleri e-Ticaret web sitelerine doğru bir şekilde uygulanmalıdır.
Mutlaka SEO'ya başlamadan önce her zaman negatif sektör anahtar kelimelerinizi belirleyin. Google web yöneticisi platformundan web sitenize gelen tüm bağlantıları ve metinleri takip edin. Google'ın uygun gördüğü metin belgesine uygunsuz bağlantılar eklerken, "Google backlink ret
https://www.google.com/webmasters/tools/disavow-links
E-ticaret web siteleri için gerekli olan yerinde SEO ölçütleri karşılandıktan sonra, web sitesinin SEM ve sosyal medya reklamlarıyla uyumlu olması gerekir. Planlanan ve planlanan reklam önlemleri, kısa vadeli e-ticaret web sitelerinin satışı için vazgeçilmez bir faaliyettir. Bu çalışmalar çok önemlidir çünkü ürünleri kaliteli ve şirketiniz bunları tanıyabilir.
Google Analytics ve Google Search Console hesaplarınızla ilgilenin. Bu platformlar size tıklamalar, yönlendirmeler, spam, uyarılar, kusurlar vb. Sunar. arama motorlarından. Burada tüm değerler gösterilir. Pazarlama faaliyetlerinize rehberlik eden ayrıntıları, ör. Örneğin, kullanıcıların sattığınız ürün veya ürün grupları için e-Ticaret web sitenizde nasıl arama yaptıkları. Hesaplarınızı düzenli olarak kontrol ederken kafanızda yanıp sönen flaşların (parlak fikirler) görünmesini bekleyin.
Görselin elektronik ticaret üzerinde çok farklı bir olumlu etkisi vardır. Ürünü müşteri sanal bir ortamdaymış gibi gösteren yüksek kaliteli grafikler satış kapasitelerini artırır. Yüksek kaliteli grafikleri yalnızca ürünler için değil, web sitesindeki veya dışındaki her türlü kurumsal kampanya için de kullanın. Web sitesindeki tüm fotoğraflarınız, sembolleriniz ve öğeleriniz daha önce hiç bir İnternet ortamında kullanılmamış olmalıdır.
Başka web sitelerinde yayınlanan fotoğrafları kopyalamayın veya yayınlamayın. Web sitenize yüklediğiniz videolar ve fotoğraflar gibi medya dosyalarına alakalı adlar verin. Rakipleriniz tarafından kullanılan fotoğrafları analiz ederek görüntülerinizden daha kaliteli ve daha etkili görüntüler hazırlayın. Aynı ada sahip ikinci bir fotoğraf yüklememeye dikkat edin. Web sitesindeki görüntü boyutlarına dikkat edin ve https://imagecompressor.com/ gibi web sitelerinde optimize ederek bunları ilgili web sitelerinize yükleyin. Ziyaretçileri ürünlerinizi e-ticaret web sitenizde paylaşmaya teşvik eden metin ve talimatları kullanın.
Doğru E-ticaret web sitelerinin URL yapılarının doğru Yapılandırma, arama motorları için önemli bir kriterdir. URL'lerin başlığa veya ürün adına başvurduğundan emin olun ve önce ilgili sayfalardaki açıklama alanlarındaki başlığı veya ürün adını kullanarak sayfanızı anlamak için arama motoru sürecini hızlandırın.
Oluşturulması Satış sayfanızda doğru kategori oluşturma ve ürün sistemi de kullanıcı odaklılık açısından çok faydalıdır. Sitede uygulanırsa tüm başlıkların, açıklamaların ve etiket tasarımının mükemmel bir şekilde oluşturulduğundan emin olun. Orijinal ve kullanıcı odaklı içerik üretin. Farklı başlıklar, öğeler ve farklı semboller ekleyerek aynı teknik varyasyon sistemini kullanarak ürün açıklamalarını olası satışlarla özelleştirin.
Mutlaka Aradığınız ürünlerin fiyatlarını bildiğinizden emin olun
E-ticaret Web Sitelerinde Yerel SEO Çalışmasının Önemi Yerel SEO, bölgesel SEO veya yerel SEO olarak bilinen çalışmalar, e-Ticaret web sitelerinin çevrimiçi dünyada en iyi işlerini yapmaları için önemli adımlardır.
Yerel SEO nedir?
Potansiyel müşterilerin yerel aramalarda ürününüzü veya hizmetinizi bulmasına yardımcı olan SEO çalışmaları.

E-Ticaret Web Siteleri İçin Uygulanabilecek SEO Önerileri

[caption id="attachment_1823" align="alignnone" width="428"]📷 E-Ticaret SEO Önerileri[/caption]
Anahtar kelime E-ticaret web sitelerinde kullanılan anahtar kelimeler (hem ana sayfada hem de ürün sayfalarında) SEO yöntemin temelini oluşturur. Arama motorları, kullanıcı arama çubuğuna bir kelime veya kelime öbeği yazdığında milyonlarca web sitesinde arama yaparak en uygun içeriği bulmaya odaklanır.
Bu şu şekilde çalışır. Bu durumda, arama motorlarında en sık aranan kelimeleri veya kelime öbeklerini bulmak ve bunları e-ticaret web sitesinin kullanılabilirliğini artırmak için web sitesine dahil etmek önemlidir. Bunun için kullanılabilecek çeşitli araçlar vardır. Ayrıca istek üzerine profesyonel yardım da alabilirsiniz. Anahtar kelimeler kümesi, içerikle uyumlu olması için blog ve forum gibi web sitesi platformlarında kullanılmalıdır.
Anahtar kelime yamyamlığı Aynı web sitesinin her sayfasında kullanılanların aksine, kullanıcıların sık aradığı anahtar kelimeler kullanılabilirliği azaltır. Bunun nedeni, arama motorlarının her sayfada anahtar kelimeleri taramasıdır. Başka bir deyişle, anahtar kelimeler kullanan her sayfa, web sitesi trafiğini azaltarak birbirleriyle rekabet eder.
Rekabetçi araştırma Anahtar kelime araştırması, rakip e-Ticaret web sitelerinin en sık kullandığı anahtar kelimelerden kaçınmalıdır. Bu özellikle rekabet eden yüksek trafikli e-ticaret web sitelerinin arama motorlarının gösterdiği sonuçların başında ve kullanıcılar doğal olarak ziyaret ettikleri için SEO uygulamaları ile başlayan web siteleri için geçerlidir. bu web siteleri. Web sitenizin daha fazla tıklama almasını istiyorsanız, büyük rakiplerinize meydan okumadan daha orijinal ve yeni içeriğe sahip anahtar kelimeler ayarlamanız gerekir.
Sosyal medya entegrasyonu E-ticaret web sitelerindeki sosyal medya hesaplarından ve web sitesinden sosyal medya hesaplarına (web sitesi içindeki ve dışındaki bağlantıları kullanarak) bağlantı paylaşmak web sitesi trafiğini artırır. Daha fazla müşterinin web sitesini tıklamasına ve sosyal medyada içerik paylaşmasına izin veren sosyal medyanın entegrasyonu, sosyal medya kullanımının artmasıyla kaçınılmaz hale geldi.
Blog sayfaları Web sitesinde açılacak blog sekmeleri hariç, birçok kişinin bildiği ve dolaylı olarak kullandığı bilinen bloglama web sitelerinde açılması ve aktif olarak bloglanması, arama motoru optimizasyonu kullanan anahtar kelimeler
Video siteleri Ürün tanıtım videoları şu anda bilinen video web sitelerinde yayınlanmalıdır. Ayrıca, yayınlanan bu videolardan bağlantılar web sitesine eklenebilir. Bu, ürün tanımayı artırır ve pazarlama faaliyetlerine katkıda bulunur. Video web sitelerine ürün videoları göndermek de dolaylı olarak arama motoru optimizasyonu çabalarına yol açabilir. Web yöneticileri ve analitik hesaplar için araç
Ana arama motorları olan Google, Yandex ve Bing web yöneticisi aracının hesabı, web sitesinin arama motorlarında bulunmasını ve arama motoru algoritmalarında saklanmasını kolaylaştırmak için açılmalıdır. Bu sayede arama motoru ile ilgili gelişmeler izlenebilir ve yeni eklenen sayfalar daha hızlı bir şekilde indekse kaydedilebilir. Analiz hesapları (bu hesaplar, siteye giren kullanıcı sayısını ve ilgili raporları kontrol etmek için kullanılabilir
Yararlı SEO araçlarını kullanın İçerik web sitesinde haberler, resimler ve videolar gibi dikey alanlarda oluşturuluyorsa, site haritasının oluşturulması ve Google ve Bing web yöneticisi araçları kullanılarak sistemlere yüklenmesi gerekir. Web sitesinin tarayıcı ile daha iyi çalışması için, W3C'nin HTML sayfasının yapılarıyla uyumluluğu doğrulanmalıdır.
Uluslararası kullanım Şirketler için e-ticaret yöntemlerini kullandıklarında en büyük avantaj, küresel bir pazarın oluşturulmasıdır. Ancak, e-ticaret web sitesi uluslararası kullanım için uygun değilse, bu bir avantaj olarak kullanılamaz. Bu nedenle, Hreflang yapısını web sitesindeki farklı diller ve bölgeler için kullanmak ve ilgili sayfalar için doğru adresleri tanımlamak gerekir.
Web sitesi için yapılan çevirilerin doğruluğu doğrulanmalıdır. Redaksiyon hizmetleri bu amaçla satın alınabilir. Ayrıca, her ülkenin sayfasından ülkenin diğer sayfalarındaki sayfalarına olan bağlantıların doğru olduğundan emin olmak da önemlidir. Aynı sayfa farklı bir dilde görünmelidir. Seçilen sitedeki düğme

E-Ticaret Site İçi SEO Optimizasyon

[caption id="attachment_1824" align="alignnone" width="290"]📷 e ticaret[/caption]
Site dışı arama motoru optimizasyonu, site optimizasyonu kadar önemlidir. SEO çalışmalarında başarılı sonuçlar elde etmek için, e-Ticaret web sitenizin tüm sayfaları SEO kuralları çerçevesinde optimize edilmelidir. Web sitenizin tüm sayfalarını optimize ederken; "Sayfa etiketleri, sayfa başlıkları, başlık alanları, açıklamalar, sayfa bağlantı yapıları, URL'ler, bozuk bağlantılar, yönlendirme bağlantıları, H etiketleri, resim optimizasyonu, sayfa içeriği optimizasyonu, sayfa, başlık başlıkları, başlık alanları, açıklamalar. " Bu parçaların tümü parçalardır ve parçalar doğru bir şekilde birleştirildiğinde başarılı bir bütün oluşturulur. E-Ticaret web sitenizin başarıyla optimizasyonu, web sitenizin SEO uyumluluğunu artırır.
Başlıkları aşağıda kısaca açıklayınız;
SEO e-ticaret Başlık ve açıklama alanları şey arıyorsanız, size en çok başlık ve açıklama veren makaleyi tıklarız. Bu nedenle, başlık alanına "spor ayakkabılar, yüksek topuklu ayakkabılar, azaltılmış spor ayakkabılar" gibi kelimeler yazdığınız "erkek spor ayakkabı modelleri" yazabiliriz. Açıklayıcı bölümde, başlığınızla eşleşen bir anahtar kelimeyle kısa bir makale yazın. Örneğin, "Erkek spor ayakkabı modellerinde yüzlerce farklı seçenek, süresi dolmadan 8 taksit." Bu şekilde SEO ve kullanıcı ile uyumlu bir yapı oluşturur.
SEO e-ticaret çalışması için; URL yapısı Google'ın resmi açıklamasına göre, Google'ın doğruladığı içerik URL yapısındaki ilk içeriktir. URL yapısında 3-5 kelimeden sonra 3-5 kelime çok önemlidir, bu nedenle URL yapınızın ilk 5 kelimesi Google için önemlidir.
Bu durumda, Google'a URL yapısının ilk 5 kelimesinde ne istediğini vermek çok önemlidir. Bu, URL yapınızı olabildiğince kısa tutmanız ve odaklandığınız anahtar kelimeye odaklanmanız gerektiği anlamına gelir. URL yapınızın ilk 5 kelimesini girmelisiniz. Aslında, yalnızca URL yapınıza odaklandığınız anahtar kelimeyi eklemek daha sağlıklıdır. Bu nedenle çoğu SEO uzmanı, "siteadi.com/deneme-sayfasi" URL yapısına sahip bir web sitesini doğru URL yapısı olarak kabul eder. Bu şekilde, karmaşık bir URL yapısıyla daha az sayfa tıklanır: "siteadi.com/id=1234?trial-page".
SEO e-ticaret çalışması için; Büyük Boy İçerik Hazırlayın İçeriğin sadece SEO için yazılmadığını biliyoruz. Yukarıdan aşağıya metin içeren bir site girdiniz. Bütün bu metinleri okuyabilir misin? Kullanıcıların fotoğraf ve video içeren sayfalarda olma olasılığı daha yüksektir. Kullanıcıları web sitenizde tutmaya çalışın. İçeriğinizle ilgili resim, grafik veya videolarla insanları ne kadar yanınızda tutarsanız; Sitede SEO optimizasyonunu optimize ederler. Sonuç olarak, skor tablosunda daha üst sıralarda yer alabilir.
SEO e-ticaret çalışması için; Alt kategori oluşturma (Breadcrumbs Bavigasyon) Bu, sitedeki en önemli optimizasyon uygulamalarından biridir. Örneğin, alışveriş sayfasına girdiniz ve spor ayakkabı kategorisine gitmek istiyorsunuz. Gösteriler; Ekmek kırıntılarının kullanımı aşağıdaki gibi olmalıdır. "Ana Sayfa> Ayakkabılar> Erkek ayakkabıları> Spor ayakkabıları"
SEO e-ticaret çalışması için; Görüntüleri optimize edin, alt etiketler atayın; Web sitenize yüklemeden önce fotoğraflarınızı adlandırın. Sitenize yüklediğiniz resimler bilgisayarınıza IMG01234 veya imgjk2ams olarak kaydedildiyse, bunları yeniden adlandırın. Lütfen resminizin ne hakkında olduğunu belirtin. Türkçe karakter kullanmayın ve boşluk yerine - işaretini kullanmayın. Web sitenizde görüntülenen boyuttan daha büyük resimler yüklemeyin. İçeriğinize 800 piksel genişliğinde bir resim yüklerseniz ve resim içeriğini görüntülediği alan 600 pikseldir. Evet. Görüntünün 600 pikseli var gibi görünse de, ziyaretçinin tarayıcısı resmi 800 piksel olarak web sitelerine indirir.
Bu kurala uymazsanız, Google sayfa hızı puanınız düşecek ve web sitenizin hızı etkilenecektir. Her zaman en az bir kez odaklandığınız anahtar kelimeyi Başlık, Altyazılar ve Alternatif Metin bölümünde kullanın. Google'ın resimleri görüntüleyemeyeceğini veya okuyamayacağını lütfen unutmayın. Bu yüzden Google'a, görüntülerin ne hakkında olduğunu bilmesi için bir şeyler vermeliyiz.
SEO e-ticaret çalışması için; İçeriğinize H1, H2, H3 verin ... Başlık etiketli H1 etiketi, sitede SEO için sahip olunması gereken bir başka etikettir. H1, H2 ve H3 adlarını makalenizde hiyerarşik bir sırayla kullanın. Önce H1, sonra H2 ve sonra H3 başlıklarını kullanın. Her sayfada veya makalede yalnızca bir "H1" etiketi kullandığınızdan emin olun.
SEO tek seferlik bir çalışma değildir. SEO için uzun zaman alır, ancak faydaları buna değer. Umarım bu makale, e-ticaret web sitenizin satışlarını artırmak için doğru SEO stratejinize yardımcı olur.
SEO çalışmalarında başarılı olmak için, sizden hangi arama motorlarını istediğini bilmeniz gerekir. Sonuçta, tüm SEO çalışmaları arama motorlarında mevcut olmalıdır. Bu nedenle, her zaman algoritma ve arama motorlarından gelen güncellemeler hakkındaki bilgileri takip edin
Nasıl e-ticaret SEO yapabilirim ve satışlarınızı 6 adımda artırmaya hazır mısınız? Şimdi başlayalım!
Kapsamlı anahtar kelime araştırması yapın Ürün sayfalarınızı optimize edin Kaliteli ve doğal geri dönüşler elde edin Neredeyse mükemmel bir site yapısı oluşturun En iyi kullanıcı deneyimini sunar Güncellenmiş ve etkileşimli içerik ekleyin
1. Kapsamlı anahtar kelime araştırması yapın
[caption id="attachment_1825" align="alignnone" width="300"]📷 google arama[/caption]
SEO e-ticaret nasıl yapılır? İlk kural, anahtar kelimeler ve arama hacimleri için sektöre özgü ayrıntılı bir arama yapmaktır. Her halükarda, Google'ın sunduğu endüstri, ürün veya hizmetler için ne tür bir arama yaptığını aramalısınız. Başarılı e-ticaret SEO çalışmalarının en büyük sırrı doğru anahtar kelimeleri bulmaktır.
Sattığınız ürünler için genel anahtar kelimeler yerine, uzun kuyruk olarak adlandırdığımız uzun kuyruklu anahtar kelimeler kullanmalısınız. Aradığınız ürünler için uzun kuyruklu anahtar kelimeleri aramalı ve hedeflemelisiniz.
[caption id="attachment_1826" align="alignnone" width="300"]📷 google aramaa[/caption]
O nasıl çalışır? Detaylar burada!
Genel anahtar kelimelere odaklanmanız sizi rekabette bırakacak ve satın alma işleminden yalnızca bir adım uzakta olan kişilere ulaşacaktır. Örneğin, anneler ve bebekler için ürün satan bir web sitesinde e-ticaret SEO çalışması yapmak isteyebilirsiniz.
Satmak istediğiniz bebek arabası için bir markalama işlevi ekleyerek daha spesifik aramalar yapmalısınız. En çok aranan bebek arabası modeli olan "Chicco Baston Bebek Arabası" gibi uzun kuyruklu anahtar kelimeleri hedeflemelisiniz.
Uzun kuyruklu anahtar kelimeleri nasıl buluruz?
İlgili aramaların çoğu, Google aramalarının ilk sayfasındaki sonuçların sonunda bulunan uzun kuyruk aramalardır. Google "bebek arabaları" olduğunda, aşağıdaki uzun kuyruk aramaları aşağıdaki gibidir.
Uzun kuyruk anahtar kelime arama yöntemleri (uzun kuyruk) Google ile ilgili aramalar dışında, aşağıdaki yöntemleri kullanarak uzun kuyruklu anahtar kelimelere kolayca erişebilirsiniz.
Ubersuggest kullanın
Google arama çubuğuna her harfi yazdığımızda otomatik olarak kapanır. Übersuggest aracıyla ilgili tüm aramaları büyük miktarlarda görüntüleyebilirsiniz. Übersuggest, yüzlerce uzun kuyruklu anahtar kelimeyi, anahtar kelimemiz için Google ile ilgili arama sonuçlarından aynı anda kaldırır.
Ubersuggest - Uzun kuyruklu anahtar kelimeler - E-ticaret SEO Nasıl Yapılır? E-Ticaret web siteleri için en büyük arama motorunu kullanın. Hepsiburada, yok, n11, sahibi gibi e-ticaret web sitelerinin arama çubuğundaki sonuçları kontrol edin. Satmak istediğiniz ürünlerin başlıklarına bakın.
Rekabette öne çıkan arama hacimlerini ve kelimeleri seçin ve kullanın Ürününüz için bulduğunuz anahtar kelimelerin aylık arama hacmini kontrol edin. Bulunan anahtar kelimelerin aylık arama hacmini kontrol etmek için en iyi kaynak yine Google'dır. Tüm anahtar kelimelerinizi Google AdWords Anahtar Kelime Planlayıcı'ya girerseniz, aylık arama hacimleri alırsınız. Etkin bir AdWords hesabınız varsa, arama hacmini aşağıdaki gibi net bir şekilde görebilirsiniz. Ancak, etkin bir AdWords hesabınız yoksa, aylık arama hacminiz bir aralık olarak görünür. Yine de size bir fikir verecektir.
2. Ürün sayfalarınızı optimize edin SEO e-ticaret nasıl yapılır? İkinci önemli adım, sayfalarınızı SEO için uygun ölçütlere göre optimize etmektir. Ürünlerinizin Google'da sıralanmasını istiyorsanız, bunu yapmanın en iyi yolu, yerel SEO ölçütlerine göre her ürün için oluşturduğunuz sayfayı oluşturmaktır. Sayfalarınızı e-Ticaret web sitenizdeki her ürün için optimize etmediyseniz, birçok SEO avantajını kaçırırsınız.
Google arama sonuçlarında üst sıralarda yer almak için ürün sayfalarınızın e-ticaret SEO durumunu kesinlikle geliştirmelisiniz. Ürün sayfalarınız Google'ın sonuçlarında belirgin bir şekilde öne çıkıyorsa, e-ticaret web sitenizin daha fazlasını satıyorsunuz demektir.
Fotoğraflarınızı optimize edin Google sonuçlarındaki sıralamanızı yükseltmek için, kullandığınız ürün için kullandığınız resimleri optimize etmelisiniz.
Bunu yapmanın birkaç yolu vardır. En etkili ilk yöntem, her ürün fotoğrafına bir "Alt" etiketi eklemek ve anahtar kelimenizle görsel bir açıklama eklemektir.
URL'nizi girin ve anahtar kelimenizi girin Google'ın ilk sayfasının sonuçlarında görünmek ve SEO ile ayda binlerce ücretsiz ziyaretçi almak büyük bir başarı oldu. Bu büyük başarı aslında küçük faktörler bir araya geldiğinde ortaya çıkar. Bu faktörlerden biri, hedef anahtar kelimenizin ürünlerinizin URL yapısında bulunmasıdır.
Ürün sayfalarınızda hedeflediğiniz anahtar kelimeleri içeren bir URL yapısı oluşturmanız gerekir. E-ticaret SEO'nun nasıl yapılacağı sorusu için, doğru URL yapısı altın cevaplardan biridir.
URL yapınızı, ürün sayfalarınıza hedeflediğiniz anahtar kelimeleri içerecek şekilde yapılandırmanız gerekir. URL yapısı örneği:
Anahtar kelimeli bir URL yapısı örneği En iyi sonuçlar için, ürün sayfasının URL yapısını, ürün sayfasının başlığını ve ürün açıklamalarında hedeflediğiniz anahtar kelimeyi geçirmeniz gerekir.
Ürün açıklamalarınız için orijinal ve kapsamlı içerik oluşturun. Google sonuçlarını ve farklı temalar ve farklı varyasyonlardaki sıralama faktörlerini incelersek bunu görürsünüz. Google kapsamlı içeriği tercih eder ve yukarıda gördüğümüz sonuçlar kapsamlı içerik barındırır.
Bu durum yalnızca içerik pazarlaması için geçerli değildir. E-ticaretsayfanızın kategorisini ve ürün sayfalarını sıralayın güncellemek için aynı teknikleri kullanabilirsiniz.
Ayrıca içerik pazarlama, yani blog çalışmaları için SEO teknikleri başlıklı makalemizi okuyabilirsiniz.
Ürün sayfalarınız için hedefiniz, kullanıcıya bu ürün hakkında en az 500 kelime sağlamak olmalıdır. Ayrıca Google, bu sayfadaki içeriğin, ürün sayfasına eklediği kullanıcı inceleme bölümlerinden gelen yorumlarla geliştirildiğine inanmaktadır.
Ürün açıklamaları hakkında bir video bile ekleyebilirsiniz. Ziyaretçi ne kadar yararlı bilgi ve açıklama bulursa, sitede o kadar uzun süre kalır ve satın almaya hazır hale gelir.
Alakalı kelimeler anlamına gelen LSI'nın ürün içeriğine dahil edildiğinden emin olun Google'ın yalnızca eklediğiniz anahtar kelimeye göre sıralandığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Google'ın ürün sayfanızda izlediği diğer kelimeleri kullanarak sayfanızı derecelendirin.
Anahtar kelimenizle ilgili, gizli anlamsal dizin oluşturma (LSI) olarak bilinen diğer gizli anahtar kelimeler içeriğinize dahil edilmelidir. Temel olarak bu kelimeler, listelediğiniz ürünle ilgili anahtar kelimelerdir.
.
.
Anahtar kelimenizle ilgili, gizli anlamsal dizin oluşturma (LSI) olarak bilinen diğer gizli anahtar kelimeler içeriğinize dahil edilmelidir. Temel olarak bu kelimeler, listelediğiniz ürünle ilgili anahtar kelimelerdir.
Ürün açıklamalarınıza bazı temel LSI anahtar kelimeleri eklemek, Google Botların tam olarak neler sunduğunu size göstermenin harika bir yoludur.
Bu LSI anahtar kelimelerini nerede bulabiliriz? Bunu bulmanın en iyi yolu yine Google'dan. Anahtar kelimenizle Google'ı kullandığınızda, ilgili aramalar ilk sayfanın altında görünebilir. Örneğin, bir tıraş seti ararken, LSI anahtar kelimeleri ilk sayfanın altında görünür.
LSI Anahtar Kelimeleri Sayfanıza bu LSI'yi, yani ilgili kelimeleri ekleyerek arama motoru optimizasyonunda daha hızlı bir artış elde edebilirsiniz.
"Tıraş seti" ve "tıraş seti çantası" nın tıraş seti için ürüne dahil edilip edilmediğini eklemelisiniz.
Ürün derecelendirme şeması ekle
Birçok e-ticaret sitesi, ürün sayfalarındaki 5 yıldızlı derecelendirme ve geri bildirim özelliğini çok etkili bir şekilde kullanır. Bir e-ticaret web siteniz varsa, Google'ın Ürün Derecelendirme Düzeni özelliğini kullanabilirsiniz.
Bu özellik, ürününüzün Google arama sonuçlarındaki derecelendirmesini gösterir. Arama sonuçlarında şaşırtıcı bir sonuç olarak görünür ve daha fazla tıklama alırsınız. Derecelendirmeye sahip sonuçların tıklama oranları daha yüksektir.
Google, ürün değerlendirme şemasının işlevini nasıl kullanabileceğinizi ayrıntılı olarak açıklamaktadır.
Bu özelliği tüm ürün sayfalarınıza entegre ederek, arama sonucu tıklama oranınızın artması garanti edilir.
Burada bu özelliği çok iyi kullanıyor. Samsung Note 8'e benzersek, Hepsiburada.com'daki sonuç rekabetten daha şaşırtıcı görünüyor.
3. kaliteli doğal geri almak SEO e-ticaret nasıl yapılır? Üçüncü adım, doğal olarak yüksek kaliteli geri bağlantılar elde etmektir. İçeriğinizin ve sayfanızın ne kadar iyi olduğuna bakılmaksızın, başka bir web sitesi bağlantı vermezse, Google'ın sıralamasında çok geridedir.
Düzenli olarak doğal yöntemler ve beyaz şapka SEO teknikleri kullanarak web sitenize yüksek kaliteli geri bağlantılar olmalıdır. Asla backlink paketleri satın almayın. Google olmayan bağlantıları cezalandırır
Rakiplerinizin backlink kaynaklarını tanıyın SEO performansınızı iki katına çıkarmak için, en iyi rakiplerinizi anahtar kelimeler açısından inceleyebilirsiniz.
Rakiplerinizin aldığı backlink kaynaklarını kontrol edebilirsiniz. Daha sonra e-ticaret web sitenizdeki kategori, ürün ve içerik sayfalarına bağlantılar sağlayan kaynaklara erişebilirsiniz.
Backlink analizi için en iyi kaynaklardan biri Majestic'dir.
Rakiplerinizin aldığı backlink kaynaklarını kolayca görebilirsiniz. Bu kaynaklardan gelen güven akışı ve atıf akışı değerlerini görüntüleyebilir ve önce SEO performansınız için değerli olanları seçebilirsiniz.
Majestic - Backlink Kaynakları
4. Neredeyse mükemmel bir site oluşturun SEO e-ticaret nasıl yapılır? Dördüncü adım, mükemmel bir yerleşim yapı oluşturmak Ürünlerinizin sayfaları mükemmel olsa bile, arama motorlarının ve ziyaretçilerin kolayca gezinebileceği bir site yapısı oluşturmak çok önemlidir.
Tüm sayfalarınızın Google Botlar ve gelen ziyaretçiler için önemli bir seviyeye sahip olduğundan emin olmalısınız.
Bu önemli yapı nasıl üretilir?
Site mimarinizi basit ve anlaşılır hale getirin
Site mimarisi nedir ve site mimarisi nasıl üretilir? Ne dediğini duyuyor gibiyiz.
Site mimarisi temel olarak sayfalarınızın nasıl bağlandığını ve site hiyerarşinizin nasıl olduğunu gösterir. Bir e-ticaret web sitesi on binlerce ürün sayfası içerebilir. Tüm sayfalar bir hiyerarşi etrafında site mimarisinde olmalıdır.
Başka bir deyişle, tüm ürünlerin bağlı olduğu bir kategori ve alt kategori sayfası olmalıdır. Bunun en iyi örneğini Hepsiburada.com e-ticaret web sitesinde bulabilirsiniz.
Hepsiburada site mimarisi örneği Örneğin, döşemeli mama sandalyesi ürünü Bebek Oyuncakları> Bebek Ürünleri> Mama Sandalyeleri> Portatif Mama Sandalyeleri kategorisindedir.
Zayıf bir site mimarisiyle, farklı ve birçok ürün tek bir daha yüksek kategoriye ait olabilir. Web sitesi düzenlemeyi kolaylaştırmanın birçok yolu vardır. Bununla birlikte, tutarlı ve net olmak önemlidir.
Ana sayfanızda genel kategorilerde alt kategoriler oluşturun ve alt kategorilerde farklı ürün grupları için farklı alt kategori grupları tanımlayın.
Kategoriler ve ürünler arasında gezinmeyi kolaylaştırmak için kırıntı yapısını da kullanabilirsiniz.
Tüm içeriğinizi ana sayfadan en fazla üç tıklama alın Mükemmel bir site yapısı için en iyi kural, tüm sayfalarınızı en fazla üç tıklama ile ön sayfadan erişilebilir hale getirmektir.
Bu yapı, Google Botlarının her sayfaya bir bağlantıdan diğerine tararken erişmesine olanak tanır.
Örneğin, Hepsiburada ana sayfasında 2 tıklama ile, yüksek sandalye alt kategorisine erişebilir ve taşınabilir ayak sandalyesini tıklayarak ürün sayfasına erişebilirsiniz. 3 tıklama ile görmek istediğiniz ürüne kolayca erişebilirsiniz.
Ziyaretçiler ve Google için basit ve anlaşılır bir web sitesi mimarisi oluşturabilirsiniz.
Yinelenen sayfaları kaldırma (yinelenen içerik) En yaygın sorunlardan biri, yinelenen içeriğin kullanılmasıdır. Bu, e-ticaret web siteleri için özellikle önemli bir sorundur çünkü ürün sayfaları genellikle otomatik olarak oluşturulur.
Veritabanınızdaki bir ürün, web sitenizde bilginiz olmadan çoğaltılan içeriğe sahip birden çok sonuçta ve URL'de görünebilir. Aynı içerik birden fazla yerde tekrarlanır.
Bu sorunu çözmek için siteyi dikkatlice analiz etmelisiniz. Yinelenen içerik bulmanın en kolay yolu: Siteliner. Ana sayfanızı girin ve Git seçeneğine basın.
Yinelenen sayfaları, yinelenen içerikte görebilirsiniz. Yinelenen içeriğin, Yani, yinelenen sayfalar genellikle kategori sayfalarıdır veya otomatik olarak oluşturulan diğer sayfalar olduğunu kolayca görebilirsiniz.
Bu çoğaltmayı önlemek için e-ticaret ayarlarınızı yapabilir veya Standart Etiket kullanımını genişletebilirsiniz.
5. en iyi kullanıcı deneyimi sunmak SEO e-ticaret nasıl yapılır? Beşinci adım, ziyaretçilere en iyi deneyimi sunmaktır. E-ticaret web sitenizde çok iyi bir kullanıcı deneyimine sahip olmalısınız. Arama motoru optimizasyonunun önümüzdeki yıllarda nasıl değiştiğine bakılmaksızın Google, sonuçlar için en iyi kullanıcı deneyimini sunan web sitelerine her zaman öncelik verecektir.
Google sonuçlarında içeriğinizin sürekli yüksek olduğundan emin olmak için içeriğinizin ziyaretçiler için yüksek değerli olduğundan emin olun.
Yüksek kaliteli içerik oluşturmalı ve
Sosyal medya paylaşımını artırın Müşterilerin en sevdikleri ürünleri sosyal medyada kolayca paylaşabilmeleri için her bir ürün sayfasına sosyal medya paylaşım düğmeleri de ekleyebilirsiniz.
Bu, e-ticaret web siteniz için kullanıcı etkileşimini ve mükemmel bir backlink kaynağını teşvik eder
Diger Makalelere ulaşmak için buraya tıklayınız
submitted by emrecann150 to u/emrecann150 [link] [comments]


2020.06.19 01:08 karanotlar Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) Gustav Landauer – 7

Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) Gustav Landauer – 7
https://preview.redd.it/ha91pzbh1r551.jpg?width=850&format=pjpg&auto=webp&s=b600e42b2c7732c4a7eb2d2adf205a46b767cca7

Marksizm

Karl Marx, Marksizm’in iki bileşenini, bilimi ve siyasi partiyi, suni bir biçimde birleştirip görünüşe bakılırsa tümüyle yeni, dünyanın daha önce görmediği bir şeyi, yani bilimsel bir temele ve bilimsel bir programa sahip bilimsel siyaseti ve partiyi yarattı. Bu gerçekten de yeni bir şeydi ve üstelik modern ve vakitlice idi ve ayrıca bilimi, aslında en son bilimi temsil ettiklerini duymaları işçilerin gururunu okşadı. Eğer kitleleri kazanmak istiyorsanız, o zaman gururlarını okşayın. Onları ciddi düşünce ve eylem için güçsüz kılmak ve onların temsilcilerini içi boş bir hayranlığın ilk örneği (arketip) yapmak, kendilerinin bile, en iyi ihtimalle yarım anladıkları bir retoriği söylemek isterseniz, o zaman bilimsel bir partiyi temsil ettiklerine inandırın. Onları büsbütün kötücül aptallıkla doldurmak isterseniz, parti okullarında eğitin. Bunun içindir ki bilimsel parti tüm zamanların en gelişmiş insanlarının talebi idi! Yürürken, düşünürken, yazarken veya resim yaparken içgüdü ve ılımlılık ile hareket eden tüm eski politikacılar ne kadar da amatörlermiş. Bu doğal yeteneğin yanı sıra epey vasıf ve teknik gerektirse dahi hiçbir surette bilim değildi. Ve Plato’dan Machiavelli’ye oradan muhteşem Demagog için El Kitabı’nın yazarına bir bilim çeşidi olarak siyasetin temsilcileri ne kadar da mütevazı kişilermiş. Onlar, basitleştirme ve sentez için büyük bir yetenek ve kesif bir gözle bireysel deneyimleri ve kurumları düzenlediler ve sınıflandırdılar, fakat bunu bilimsel olarak yapma fikri akıllarına hiç gelmedi. Sanatsal yaratıcılık için program temeli sağlamak iddiasında olsaydı estetik nasıl olurdu; Marksizm işbu bilimsel sosyalistler içindir.
Marksizm hükmetmek isteyen profesördür; bu cihetle Karl Marx’ın meşru çocuğudur. Marksizm, babasına benzeyen bir uydurmasyondur ve Marksistler kendi doktrinlerine benzerler.
Fakat gerçekte Marksizm’in bilimsel hezeyanı partinin nesnel (practical) politikalarıyla da iyi uyum sağlayamaz. Bu ikisi sadece Marks ve Engels veya profesörle ipleri elinde tutanı şahsında birleştiren Kautsky gibi adamlar açısından uyuşur. Elbette kişi şayet ne istediğini biliyorsa doğru ve faydalı olanı isteyebilir. Fakat – böyle bir bilginin adına bilim denen şeyden uzak olduğu gerçeği dışında – bir yandan doğal hukukun varsayılan gücüne sahip sözde tarihsel gelişme yasalarına, şeylerin nasıl zorunlu ve kaçınılmaz olarak gelmesi gerektiğinin kesin bilgisine dayanıp böylece hiçbir insanın ne iradesinin ne de eyleminin bu ön belirlenimi zerre kadar değiştiremediğini ileri sürmek; diğer yandan dilemek, talep etmek, etki etmek, eyleme geçmek ve detayları değiştirmek dışında bir şey yapamayacak bir siyasi parti olduğunu iddia etmek handiyse çelişkilidir. Bu iki uyuşmazlık arasındaki köprü insan tarihinde kamuoyuna ifşa edilmiş en çılgın kibirdir. Marksistlerin yaptığı veya talep ettiği her şey (kaldı ki talep ettikleri yaptıklarından çoktur) şu anda tam da Tanrı (Providence) tarafından belirlenmiş gelişimin gerekli bağlantısıdır ve sadece doğal hukukun tezahürüdür. Diğerlerinin, Karl Marx tarafından keşfedilen ve sağlama alınan insafsız tarihsel eğilimleri zapt etmek adına yaptığı her şey nafile bir çabadır. Diğer bir deyişle Marksistler, amaçları bakımından gelişim yasasının icrai organlarıdır. Marksistler, üç aşağı beş yukarı bir kişide birleşen doğa ve toplum hükümetinin yasama ve yürütme dalları gibi bu yasanın keşfedicileri ve de uygulayıcılarıdır. Her halükarda diğerleri de istemeyerek de olsa bu yasaların uygulanmasına yardım ederler. Yoksul arkadaşlar her zaman yanlış şeyi isterler fakat tüm çabaları ve eylemleri ancak Marksizm tarafından belirlenmiş ihtiyaca yardımcı olur. Her kibir, her inatçı çılgınlık, hoşgörüsüzlük ve dar kafalılık ve Marksistlerin bilimsel-politik yürekleri ile sürekli sergilenen tüm küçümseyici huylar, saçma ve tuhaf teori karışımları, bilim ve parti pratiklerinden kaynaklanır. Marksizm hükmetmek isteyen profesördür; bu cihetle Karl Marx’ın meşru çocuğudur. Marksizm, babasına benzeyen bir uydurmasyondur ve Marksistler kendi doktrinlerine benzerler. Tek fark şu ki gerçek Profesör Karl Marx’ın entelektüel zekâsı, eksiksiz bilgisi ve çoğunlukla takdire şayan mantıksal birleştirimi ve birlik hediyesi şimdilerde genellikle broşür yazarlarının ilmi, parti-okul bilgeliği ve alt tabakanın papağan gibi tekrarı ile yer değişmiştir. En azından Karl Marx ekonomik yaşamın gerçeklerini, yararlanılan-kaynaklara ilişkin belgeleri ve – çoğu kez oldukça küstahça da olsa – büyük içgüdüsel dehaların keşiflerini çalışmıştı. Onun halefleri ise genellikle Berlin’deki Eğitim Bakanlığı’nın onayı ile derlenmiş ders kitapları ve özetleri ile yetinmektedir. Ve bizler burada proleteryanın aptal ve hayâsız dalkavukluğuna uymak zorunda olmadığımız için sosyalizm proleteryanın ortadan kalkmasını amaçladığı ve bu sebeple de onu ilgili tüm tarafların yüreğine ve aklına bilhassa faydalı bir kurum olarak görmediği için (büyük ve talihli şahıslar açısından, elbette, tıpkı her zorluk ve engelde olduğu gibi beraberinde pek çok avantajı getirecektir. Bir tür hazır oluş veya açık icra ihtimali ve gerilimi oluşturduğu ölçüde yoksunluğun ve içsel boşluğun bir gün, o büyük anda, birdenbire tüm kitleleri dayanışma ve deha ile hareket etmek üzere zorlayacağına dair her zaman bir umut vardır) burada bir kez daha şu söylenebilir: doğrudur, bir mucize, yani ruhun mucizesi, bir gün proletaryanın başına gelebilir, diğer tüm insanların başına gelebildiği gibi. Fakat Marksizm bu tür bir Pentekostal mucize değildi ve lisana bir hediye getirmedi. Daha çok Babilli bir kafa karışıklığı ve yüksekten atış idi. Proleter Profesör, proleter avukat ve parti lideri, bilim olma iddiasındaki sosyalizm türü olan ve adına Marksizm denilen o karikatürlerin karikatürüdür.
Bu Marksizm bu bilimi ne öğretir? Ne iddia eder? Geleceği bildiğini iddia eder. Sonsuz gelişim yasası ve insanlık tarihinin belirleyici faktörlerine ilişkin derin bir iç görüye sahip olduğunu; neyin gelmekte olduğunu, tarihin nasıl devam edeceğini ve koşullarımızdan ve üretim ve örgüt biçimlerimizden ne çıkacağını bildiğini zanneder.
Bilimin değeri ve anlamı hiç bu kadar saçma bir şekilde yanlış anlaşılmamıştı. İnsanlıkla, özellikle insanlığın en çok ezilen, entelektüel olarak mahrum edilmiş ve geri kalmış kısmı ile çarpık ayna görüntüsü kullanılarak hiç bu kadar alay edilmemişti.
Biz burada henüz bu bilimin içeriğini, Marksistlerin keşfettiklerini iddia ettikleri insanlığın varsayılan gidişatını hesaba katmadık. Bu noktada mesele sadece geçmişin verilerinden ve bilgilerinden ve günümüzün olguları ve koşullarından kesin bir bilgiyle geleceği haber veren, hesaplayan ve belirleyen bir bilimin var olduğuna dair ölçüsüzce aptal varsayımı ortaya çıkarıp, onunla alay etmek ve bu varsayımı reddetmektir.
Bu cihetle tarih ve politik ekonomi, bilim değildir. Tarihteki etkin güçler bilimsel olarak formülleştirilemezler; bunların hükümleri her zaman, içerdiği veya yaydığı insan doğasına bağlı olarak daha yüksek veya daha alçak bir isimle tarif edilebilir bir tahmin – kehanet ya da profesöre ait saçmalık – olacaktır.
Buraya kadar inandığım gibi – bildiğim gibi demeye de cüret edebilirim zira ahmaklar tarafından yanlış anlaşılmaktan korkmuyorum, aslında öyle olmasını ümit ediyorum – nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi – en derin inancım ve hissimle – nereye gitmemiz gerektiğini ve nereye gitmek istememiz gerektiğini konuşmaya da çalıştım. Fakat bu ihtiyaç bize doğal hukuk şeklinde değil ne olması gerektiği ile dayatılır. Desem ki bir şeyler biliyorum, bu bilme matematikteki bilinmeyen bir miktarın bilinenlerden hesaplanması anlamına mı gelir? Ya da bir geometri sorusunun çözülebilmesinde olduğu gibi midir? Ya da yerçekimi ve eylemsizlik yasası yahut enerji sakınımı kanunu her zaman geçerli midir? Veyahut formül için gereken verileri biliyorsam düşen bir nesnenin veya merminin yolunu hesaplayabilmem gibi midir? Veya H2O’nun su olduğunu bilmem gibi midir? Veya pek çok yıldızın hareketlerini hesaplayıp ay ve güneş tutulmalarını öngörebilmem gibi midir? Hayır! Tüm bunlar bilimsel eylemler ve sonuçlardır. Bunlar tabii yasalardır çünkü aklımızın yasalarıdır. Fakat yaşamımızdan ve bedenimizden ne anlam çıkaracağımızı, önceki yaşamımızın devamının, önümüzdeki yolun, sıkışmanın salınmasının, eğilim etkinleşmesinin – tüm bunlara “gelecek” denmektedir – ne olacağını söyleyen bir doğal yasa, aklımızın yasası, büyük enerji sakınımı yasasının bir alt-yasası daha vardır. Bunlar bilim şeklinde sunulamazlar, diğer bir deyişle sadece sınıflandırmaya tabi emrivakiler şeklinde değil bir eğilime eşlik eden his, dışarıdan gelene tamamen münasip arzu ve çabanın iç baskısı, dengenin değişen durumu şeklinde sunulabilirler. Bu; iradeye, göreve, kehanete varan tüm bildirimlere, vizyona ve sanatsal yaratıma işaret eder. Üzerinde durduğumuz yolun hedefi bir matematik sorun ya da olgusal bir rapor, hatta bir gelişim yasası ile benzer değildir. Bu, enerji sakınım yasası ile alay etmek olurdu. Bu yol cesur yürekliliğe tekabül eder. Bilginin anlamı: yaşamış olmak, olan şeylere sahip olmaktır. Yaşamın anlamı: yaşamak, gelecek olanı yaratmak ve bunun acısını çekmektir.
Bu sadece geleceğin bilimi olmadığı anlamına gelmez; yalnızca halen yaşayan geçmişin yaşayan bilgisinin olduğunu, orada yatan ve ölü olan bir şeylerin etkisiz bilimi olmadığını da ima eder. Marksistler ve onlar gibi tüm ahlakçılar ve gelişim politikacıları, ister Darwin-öncesi Marksistler gibi katastrofik ve çapsal gelişim teorisine bağlı olsunlar, isterse Darwinci revizyonistler gibi yavaş, tedrici çok küçük değişimlerin toplamı yolu ile eşit gelişen ilerlemeyi yerleştirmeyi dilesinler, bunlar ve gelişim biliminin tüm temsilcileri, mutlaka bilimsel faaliyetten vazgeçemiyor iseler, müteakip, görkemli, ilgili kelime gruplarının yani Ben Biliyorum, Ben yapabilirim (buradaki –ebilmek eki yetiyi ima eder. ç.n.), Ben yapabilirim ( buradaki –ebilmek eki olasılığı ifade eder. ç.n.), O yapmalı (buradaki -malı zorunluluk ifade eder. ç.n.), Ben yapmalıyım (buradaki –malı tavsiyeyi imler. ç.n.) ifadelerinin gerçek anlamlarına dair, doğa ve ruhun gerçekliğine ilişkin ne ifade ettikleri ile ilgili bilimsel bir araştırma yürütmelidirler. Bu onları daha mütevazı ve bilimsel, daha insani ve anlayışlı ve daha girişken ve mert yapacaktır.
Bu cihetle tarih ve politik ekonomi, bilim değildir. Tarihteki etkin güçler bilimsel olarak formülleştirilemezler; bunların hükümleri her zaman, içerdiği veya yaydığı insan doğasına bağlı olarak daha yüksek veya daha alçak bir isimle tarif edilebilir bir tahmin – kehanet ya da profesöre ait saçmalık – olacaktır. Bunlar her zaman doğamıza, karakterimize, yaşamımıza ve çıkarlarımıza bağlı bir değerlendirme olacaktır. Ayrıca söz konusu güçler şekilsiz, kararsız, belirsiz ve değişken olarak bizce kesinkes biliniyor olsa dahi bu tür ilkelerin uygulanması için gerekli olan olgular çok az bilinmektedir. Zaten insanın kelimenin tam anlamıyla sonsuz olan geçmişiyle ve dünya ile ilgili bilimsel bir değerlendirme yapmak için elimizde hangi dış bulgular vardır ki? Elbette, her tür şey, fazlasıyla çok, bu sözde bilimin arabalarına taşınmış ve bu arabalardan indirilmiştir. Maalesef bunlar sözde insan ve dünya tarihinin bir saniyesinden palas pandıras atılmış, karışmış, harap olmuş, parçalanmış yıkıntılardır. Hiçbir örnek ne kadar az bildiğimizi açıklığa kavuşturmaya yetecek kadar kaba değildir. Elbette bir örnek, tıpkı muhteşem Goethe’nin dediği gibi, sezgisel deha için genellikle bin kelimeye değerdir ve onları bünyesinde barındırır. Bununla birlikte bu biyolojik oluş ve insanlık tarihinin tüm alanları için güçlerle ve yasalarla ilgili örnek olaylar bulunmaktadır fakat yine Goethe’nin dilini kullanacak olursak, bunlar düpedüz veri-toplayıcılarının, Darwincilerin ve revizyonistlerin deneysel gübrelerine ve Marksistlerin diyalektik gübresine dönüşürler. Ve bu cihetle dahi – ki kendisi için insanların bir arada yaşamış olmaları ile ilgili meselelerde bir olay genellikle bin kelimeye bedeldir- bir bilim dehası değildir; yaratım ve eylem dehasıdır. Yaşamın bilgisi dâhil edilmiştir fakat ne kadar hakiki, büyük bilime dayandırılabilse de bu, bilim değildir.
Ve tanrıya ve dünyaya şükür olsun ki bu böyle! Gelecek olan her şeyi biliyor, gerçekten biliyor olsaydık niçin yaşardık? Yaşamanın anlamı yeni bir şeye dönüşmek değil midir? Yaşamanın anlamı eski, kendine güvenen ve bağımsız birer varlık olarak bizlerin, müstakil bir dünya ve sonsuz oluş olarak, içinde olmadığımız yeni, belirsiz bir başka dünyaya eşit derecede sonsuz, geçitten geçide ve çokluktan çokluğa girmemiz değil midir?
Kendimize canlı dediğimiz zaman, biz okuyucular ya da gözlemleyiciler ya da varlıklar çok iyi bilinen güçler tarafından eskiden eski olana, eşit derecede iyi bilinen bir yere doğru sürüklenenler değil miyiz? Ya da bizler eylem nesneleri olmaktan çok yürüyen ayak ve çalışan el değil miyiz? Ve dünya bize, her sabah kalktığımızda, meçhul, bilinmez ve amorf, kendi doğal kabiliyetlerimizin bir aracı ile oluşturup özümsediğimiz yeni ve sunulan bir şey gibi görünmez mi? Ah siz Marksistler, keşke özel yaşamınızda bereket ve neşenin bolluğuna sahip olsaydınız, o zaman yaşamı bilime döndürmek istemez ve döndüremezdiniz! Ve nasıl yapardınız ki, sosyalist olarak görevinizin, neşe dolu iş biçimleri ve topluluklar ve neşe içinde yaşayan toplum olma durumunu edinmeleri için insanlara yardım etmek olduğunu bilseydiniz.
Bıkmış, şüpheci veya dertli olarak değil, neşe ile kabullenerek insanların ve ulusların çok çeşitli ve anlaşılmaz geçmiş ve gelecek yaşam biçimlerine dair hiçbir şey bilmediğimizi belirtiyorum; binyılın kaderini bilmek, hissetmek ve içeriden yaşamak için yeterince, pek çok insana göre daha fazla, gururlu ve cesurum. Ne olduğuna ve neyin olmakta olduğuna dair bir fikrim var. Kaderimizin gidişatına ilişkin benim de bir hissiyatım var. Nereye gitmek ve nerede başkalarına tavsiyede bulunmak ve onları yönlendirmek istediğimi biliyorum. Ve pek çok kişiye, hem şahıslara hem kitlelere, iç görümü, coşkun hissimi, güçlü irademi aktarmak istiyorum. Fakat bir formülle mi konuşuyorum? Aldatıcı bir biçimde bir matematikçi gibi gizlenen bir gazeteci miyim? Bilim flütüyle toy çocukları saçmalık ve sahtekârlık dağına yönlendiren Fareli Köyün Kavalcısı mıyım? Ben bir Marksist miyim?
Hayır, fakat ne olduğumu söyleyeceğim. Konuştuğum başkaları – Marksistler – bana anlatana kadar beklemek zorunda değilim. Herkes kadar çalıştım, araştırdım ve bilgi topladım ve eğer tarih ve ekonomi diye bir bilim varsa ben kesinlikle onu öğrenecek yeterli beyne sahibim. Gerçekten de sizler, siz Marksistler tuhaf insanlarsınız ve kendinizi merak etmemeniz hayret verici. Mütevazı bir zekâya sahip insanların dahi bilimin sonuçlarını, bu sonuçlar ortada varken öğrenebileceği eski ve kesin bir konu değil midir? O halde tüm tartışmalarınızın, polemiklerinizin ve ajitasyonlarınızın, tüm talepleriniz ve müzakerelerinizin, tüm retoriğinizin ve münakaşalarınızın maksadı nedir? Bir biliminiz varsa eğer, bu yersiz didişmelerinize son verin. Okul müdürünün sopasını elinize alın ve bizi bilgilendirin, bize öğretin, yöntemleri, işleyişleri, yapıları öğrenmemizi ve bunları cansiperane uygulamamızı sağlayın ve tecrübeli, kandırılmamış ve kesin bilenler olarak Bebel’inizin dürüst bir amatör olarak denediğini yapın: nihayet gelecek tarihin kesin verilerini bize anlatın!
Çünkü sosyalizmi gasp eden ve Marks’ın Kapitali’ni, Nibelungen hazinesini koruyan cüceler gibi bekleyen Niselheim’ın soğukkanlı insanları küçümsenmeli ve dağıtılmalıdır. Sosyalizm meşru varislerine devredilmeli ki böylece neyse ona, – neşe ve coşkuya, inşa ve yapıma, tüm duyular için ve tüm ilksel yaşamlar için ve şimdilerde eylem halinde bir icraya dönüşmek üzere olan sonuna kadar görülen bir rüyaya – dönüşebilsin
Bu yüzden ben de çalıştım, sizin gibi değil ama sizden daha iyi çalıştım ve yine de şunu söylüyorum: öğrettiğim kesinlikle bilim değildir. Her kişinin kendi doğasını, kendi gerçek yaşamının kendisini aynı yola yöneltip yöneltmediğini incelemesine izin verin ve ancak o zaman onun benimle gelmesine müsaade edin ama müsaade edin. Sizden daha iyi çalıştım çünkü bende sizde bulunmayan bir şey var. Elbette, kibrim, ya da yaygın olarak adına ne deniyorsa, sizinkinden daha fazla değil. Kendime dair mütevazı yani münasip görüşümü kendime saklarım, gayet tabii akranlarım arasında, kimin sosyalist kimin sosyalist olmadığını söyleme zorunluluğu hariç! Çünkü sosyalizmi gasp eden ve Marks’ın Kapitali’ni, Nibelungen hazinesini koruyan cüceler gibi bekleyen Niselheim’ın soğukkanlı insanları küçümsenmeli ve dağıtılmalıdır. Sosyalizm meşru varislerine devredilmeli ki böylece neyse ona, – neşe ve coşkuya, inşa ve yapıma, tüm duyular için ve tüm ilksel yaşamlar için ve şimdilerde eylem halinde bir icraya dönüşmek üzere olan sonuna kadar görülen bir rüyaya – dönüşebilsin. Ve varisler hala uyuduğu ve rüya ve şekilciliğin uzak diyarlarında kaldıkları için ve birilerinin mirasa nihayetinde el koyması gerektiği için bu varisleri bir araya toplamalı ve kendimi de onlardan biri olarak meşrulaştırmalıyım.
O zaman bu Marksistler tüm bu bilimsel hurafelerini nereden edinmektedir? Marksistler, geleneğin ve koşulların çeşitlenmiş, parçalanmış, çetrefil ve karışık detaylarını tek bir düzen ve birlik hattına indirgemek istiyorlar. Onlar dahi basitleştirme, birlik ve evrensellik ihtiyacını hissediyorlar.
Gene sana mı ulaştık, oh sen muhteşem kurtarıcı Bir ve Evrensel Fikir, sen ki gerçek yaşama olduğu kadar gerçek düşünceye de gerekli olan, bir arada varolmayı ve toplumu, anlaşmayı ve içselliği yaratan, düşünürlerin zihninde ve doğa sözleşmesinde yer alan fikir? Sen, ruh ismiyle adlandırılan!
Ama sana sahip değiller ve bu yüzden senin yerine koyuyorlar. Bu yüzden kendi yanıltıcı taklitlerini, kendi tarihsel yamalarının ve kendi bilimsel yasalarının ikame ürünlerini uyduruyorlar: onlar sadece detayları oluşturan, ilişkilendiren ve düzenleyen ve dağınık olguları yani bilimi bağlayan tek bir ikna edici genel ilkeyi tanırlar. Aslında bilim ruhtur, düzendir, birlik ve dayanışmadır; bilimse… Fakat o, dolap ve dalavere olduğunda, sözde bilim adamı sırf kılık değiştirmiş bir gazeteci ve kötü kamufle olmuş başyazar olduğunda, istatistiklere göre formüle edilmiş pek çok olgu ve diyalektikle maskelenmiş basmakalıp sözler, tarihin bir çeşit yüksek matematiği ve gelecek yaşam için şaşmaz bir el kitabı olduğunu iddia ettiğinde bu sözde bilim ruhsuzdur, idrak kabiliyetine engeldir. Argümanlar ve kahkahayla, sinirden kudurarak yok edilmesi gereken bir engeldir.
Ruhun diğer biçimlerini bilmiyorsunuz ve bu yüzden peygamberlik oynamak isteyen gerçek profesörler olduğunuz zamanlar hariç, tıpkı ut çalmak isteyen ama çalamayan diğer profesörünüz, koruyucu aziziniz gibi avukat yüzlerinize profesörlük maskesini giydiniz.
Fakat bizler ruhun ne olduğunu biliyoruz ve bunu burada sık sık söyledik. İnsanlığın akışında tür ve kaynak açısından sizinkinden farklı evrensel bir uyumumuz var. Bilgimiz, büyük asli hislerimizle ve güçlü, geniş kapsamlı irademiz ile doludur: bizler – fakat önce siz zavallı Marksistler, bir sandalye çekin ve oturun ve sıkı durun, zira berbat, küstah bir iddia birazdan öne sürülecek, ki bu eş anlı olarak bana karşı küçültücü bir tonda ileri sürmek isteyeceğiniz suçlamanın önüne geçecektir – bizler şairleriz; ve bilimsel dolandırıcıları, Marksistleri, soğuk, boş, ruhsuzları yok etmek istiyoruz böylelikle şiirsel vizyon, sanatkârane yoğunlaşmış yaratıcılık, heves ve kehanet şu andan itibaren harekete geçmek, çalışmak ve inşa etmek için kendi yerini bulacaktır; yaşamda, insan bedenleriyle birlikte, insicamlı bir hayat, iş ve grupların, toplulukların ve ulusların dayanışması için.
Evet, gerçekten de öyle. Yeterince uzun süredir şiirsel bir rüya ve melodi olan, büyüleyici bir çevre ve parlak bir renk cümbüşü tümüyle hayata geçecek ve gerçek olacaktır. Biz şairler, yaşayan ortamda yaratmak ve kimin daha büyük ve daha güçlü uygulayıcılar olduğunu görmek istiyoruz. Bildiğini iddia eden ve hiçbir şey yapmayan sizler mi, yoksa şu anda içinde canlı bir imge, kesin bir his ve enerjik iradeye sahip bizler mi? Ne yapılabilecekse onu yapmak isteyen biziz, şimdi ve sonsuza kadar. Biziz bıkıp usanmadan sizin yanınızdan kahkaha, sebepler ve öfke ile geçip saldırılarla ve savaşlarla daha yoğun parçaların üstesinden gelen, biteviye ileriye güdümlü, sürekli eylem, inşa ve yıkım bulunan harekette bizlerle birlikte olan insanları örgütlemek isteyen. Bilim de, parti de temin etmiyoruz. Sizin anladığınız şekliyle daha az entelektüel ittifak sunuyoruz, zira siz bu tür bir şeyden bahsettiğinizde kafanızda aydınlanma diye adlandırdığınız ve bizim ise yarı-eğitim ve broşür-yemi dediğimiz şey beliriveriyor. Bizi harekete geçiren ruh yaşamın özüdür ve etkin gerçekliği yaratır. Bu ruhun bir diğer adı daha vardır: dayanışma [Bund]; ve bizlerin güzel bir sunumla şiirselleştirmek istediğimiz şey eylemdir, sosyalizmdir, bir işçi sınıfı cemiyetidir[Bund].
İşte burada Marksistlerin neden ruhu materyalist diye adlandırdıkları ünlü tarih mefhumundan dışladıklarını gözlerimizin önünde net bir şekilde görüyoruz ve ona ellerimizle dokunabiliyoruz. Bizler, bu noktada, diğer mükemmel Marksist muhaliflerin yaparken başardıklarına kıyasla daha iyi bir açıklama sunabiliriz. Marksistler, beyannamelerinde ve görüşlerinde ruhu çok doğal, aslında neredeyse mükemmel bir maddi neden ile dışarıda bırakmıştır, yani çünkü ruhları yoktur.
Fakat bu, onların tarihi tanımlama tavırları, hakkıyla “materyalist” olarak adlandırılabildiğinde doğru olabilirdi sadece. Bu da temsilcilerinin kendilerine ait bir ruhla elde edemeyeceği bir girişim olsa da takdire şayan, hatta devasa bir teşebbüs – tüm insanlık tarihini sırf fiziki olaylar, somut gerçek işlemler, dünyanın geri kalanındaki maddi olaylar arasındaki sonu gelmez etkileşim ve insan bedenlerinin psikolojik süreçleri biçiminde tanımlama girişimi – olurdu. Ancak hâlihazırda belirtmiş olduğum sebeplerden ötürü bu, kati surette yasalara dayanan bir bilim olamaz ancak böyle bir bilimin hayali, neredeyse fantastik bir ön taslağa dönüşebilir. Belki bir gün birileri, bu işi, sırf doğru temeli ve dil olanağını bulmak için bile olsa, bu katı yapıyı eritmek ve onu tamamen bir imgeye indirgemek ve bu büyük ters yöne çevirimi üstlenmek, yani insanlık tarihinin tamamını – tüm maddeselliği hariç tutarak- topyekün ruhsal bir oluşum, akli akımların mübadelesi olarak betimlemek için – üstlenecektir. Materyalizmi nihai sonuçları üzerinden düşünebilen herhangi biri bunun idealizmin diğer yüzü olduğunu bilir. Böylesi hakiki bir materyalist her kim ise O, ancak Spinoza okulundan geliyor olabilir. Ama bu kadarı yeter! Marksistler bundan ne anlamaktadır? Marksistler, Spinoza adını duyduklarında muhtemelen broşürcülerinin ve Darwinci tekçi yazarların Spinoza’dan çıkarttıkları pelüş oyuncağı düşünmektedir.
Yeter artık: burada sadece, Marksistlerin tarihin materyalist anlayışı dedikleri şeyin rasyonel anlaşılan herhangi bir materyalizm ile hiçbir ilgisi olmadığını söylemek gerekiyor: sonunda Marksistler, materyalizmi rasyonel bir biçimde anlamanın dahi bir çelişki olduğunu düşündüler ve hatta bunda yanılmış bile olmazlardı. Her halükarda öğrettikleri tarihsel anlayış “ekonomik” olmalıdır. Yukarıda da söylendiği üzere onun gerçek adı, ruhsuz tarih anlayışıdır.
Sözcüklerin çelişik yanlış kullanımı Marksistleri, sığ adamları ne kadar rahatsız edilebiliyorsa ancak o kadar rahatsız etmiştir. Bazıları söz konusu çelişkiye absürt bir yarım gerçekle, diğerleri farklı, çarpık bir gerçek dışılıkla uyum göstermiş ve bu şekilde aralarında farklı ekoller ve her türden gerilim ve ayrılık çıkmıştır.
Marksistler, tüm politik koşulların, dinlerin, entelektüel hareketlerin hepsinin sadece ekonomik koşulların ve toplumsal kurumların ve işleyişlerin bir tür yan tesiri, ideolojik bir üst yapısı olduğunu keşfettiğini iddia etmektedir. Elbette kendi doktrinlerini ve tüm ajitasyonlarını ve politik eylemlerini bundan hariç tutmazlar. Onların süfli akılları, kendilerinin ekonomik ve toplumsal gerçeklik olarak adlandırdığı şeyle, akli ve ruhi eylemin ayrılmaz bir biçimde birbiriyle ne denli iç içe geçtiği, ekonomik yaşamın toplumsal yaşamın sadece çok küçük bir parçası olduğu, bu toplumsal yaşamın, insanın bir arada yaşama hareketlerinden, büyük ve küçük ruhsal yapılardan tümüyle ayrılamaz olduğu gerçeğinden sadece biraz rahatsız olur? Onlar, umumiyetle tüm beyanlarında kendi sözcüklerini idrak etme ihtiyacını hiç hissetmemiş ağzı laf yapan konuşmacılardır ve laf ebesidirler. Bir an bunu idrak etselerdi derin sessiz adamlar olurlardı. Zira kendi tüm çelişkilerinde ve tutarsızlıklarında boğulurlardı.
Sözcüklerin çelişik yanlış kullanımı Marksistleri, sığ adamları ne kadar rahatsız edilebiliyorsa ancak o kadar rahatsız etmiştir. Bazıları söz konusu çelişkiye absürt bir yarım gerçekle, diğerleri farklı, çarpık bir gerçek dışılıkla uyum göstermiş ve bu şekilde aralarında farklı ekoller ve her türden gerilim ve ayrılık çıkmıştır. Bu doktrinden yola çıkarak bazıları politikayı ekonominin neredeyse alakasız bir yansımasına indirgediği için Marksizm’in apolitik ve handiyse anti-politik bir tavır beyan ettiği sonucuna varmıştır. [Buna göre] politika, yasama ve hükümet biçimleri önemli değildir; sadece ekonomik biçimler ve ekonomik mücadeleler önemlidir (fakat elbette bu mücadeleler de saf doktrine kaçak sokulmuştur zira bir mücadele, hatta ekonomik bir mücadele dahi tümüyle ruhsal bir meseledir, ruhun yaşamıyla güçlü bir biçimde iç içe geçmiştir – bu kadarı yeter, çünkü, yukarıda da söylendiği üzere, Marksizm’in herhangi bir nokta-i nazarını inceleyen biri her zaman imkânsızlık, taviz ve kaçak keşfeder.) Her şeye rağmen diğerleri, politikanın yardımıyla ekonomik meseleleri etkilemek isterler ve kendilerinin profesörlüğe ait mürekkep lekelerinden oldukça farklı görünen tavizlere, bahanelere ve bıktırıcı gerçeklik düzeltmelerine ekleme yaparlar. Kendilerinin tamamının da uygulaması gerektiği bu geçici çarelere ekleme yaparlar. Mesele bu değil ve biz de bu ihtilaflı meselelerle daha fazla uğraşmayacağız. Bunlarla politik Marksistler, kendi kardeşleriyle, sendikacılarla ve son dönemde iki asil ismin acınası bir biçimde yanlış kullanıldığı sözde anarko-anarşistlerle birlikte savaşsınlar.
Tüm doktrin yanlış olduğu ve bu doktrinin iler tutar bir tarafı olmadığı için, geride doğru ve değerli kalan tek şey İngiltere’de ve başka yerlerde Karl Marx’tan çok uzun zaman önce fark edilmiş olan bir gerçektir: insan olayları üzerinde düşünürken ekonomik ve toplumsal koşulların ve değişimlerinin yüksek önemi göz ardı edilmemelidir. Bu husus, özgürlüğe, kültüre, dayanışmaya, halka ve sosyalizme doğru atılmış en erken ve en önemli adımlardan biri olan, devletten ayrı olarak toplumun keşfi şeklinde adlandırılması gereken büyük harekete sebep olmuştur. Pek çok faydalı ve ufuk açıcı fikirler on sekizinci yüzyılın parlak gazetecilerinin ve politik ekonomistlerinin muazzam yazılarında ve on dokuzuncu yüzyılın ilk sosyalistlerinde bulunmaktadır. Ancak Marksizm tüm bunları bir karikatüre, sahteliğe ve yozlaşmaya indirgemiştir. Marksistlerin kavradığı sözde bilim gerçek etkisi bakımından acınası ve feci bir girişimdir (zira hiçbir sözde bilim, demagojik, hatta sadece popüler bir damgaya sahip olsa dahi, eğitimli ve eğitimsiz kitleleri ve de üniversite profesörlerini kendisine çekmeyecek kadar aptal değildir). Dolayısıyla Marksizm devletten uzaklaştıran bu akımı – diğer bir deyişle ortak bir ruh ile kültürsüzlükten birleşmiş gönüllü teşekküllere yönelen, kendisiyle birlikte toplumların toplumunu taşıyan akımı – gerisin geri devlete ve tüm toplumsal kurumlarımızın ruhsuzluğuna doğru, tersine çevirmeye çalışmaktadır ve dahası bu akım hırslı politikacıların çarklarını döndürmek için koşmaktadır.
Buna daha yakından bakmalıyız. Acı Marksist soğanının sadece iki kabuğunu soyduğumuz için gözlerimizi yaşartsa da bu soğanı daha derinden, merkezine doğru kesmeliyiz. Daha sonra bu ucubeyi kesip parçalara ayırmalıyız ve söz veriyorum buna devam ettikçe her zaman biraz burun çekme ve aksırma ve kahkaha olacaktır. Şimdiden bilim ve Marksistlerin materyalizmi açısından durumu gördük. Fakat bunlar geçmiş, günümüz ve geleceğe ilişkin ne tür bir tarihsel gidişat keşfetti? Bunun, maddi gerçeklikten kendi ruhsal üstyapılarına doğru büyüyen bir gidişat olmadığı kesin, bu muhtemelen Kartezyen pineal bezlerinde büyüyen bir tür.
Şimdi, profesörün yaşamı yanlış bilime, insan vücutlarını kâğıda indirgediği noktaya ulaştık. Kendisi de oldukça farklı bir tür profesöre, dönüşüm için başka pek çok yetenekle beraber dönüştü. Ne de olsa profesörler genellikle kendilerine dönüşüm sanatçıları, sihirbazlar, kasaba fuarlarında el çabukluğu marifetiyle ve geveze çeneleri ile üreten hokkabazlar derler. Karl Marx’ın en ünlü ve belirleyici bölümleri bana hep bu tür profesörleri hatırlatmıştır. “Bir, iki, üç. Gördüğünüze inanmayın”.
Şimdi zamanı geldi: “kapitalist üretim, doğal bir süreçle birlikte kendi değillemesini (negation) üretmektedir:” Sosyalizm. “İşbirliği” ve “yeryüzünün ortak mülkiyeti” için Karl Marx, hâlihazırda “kapitalist çağın bir başarısıdır” diyor. Büyük, muazzam, neredeyse sonsuz proleterleşmiş insan kitleleri aslında sosyalizme neredeyse hiçbir katkıda bulunmamıştır. Onlar sadece vaktin gelmesini beklemelidirler.
Sonuç olarak, Karl Marx’a göre uluslarımızın Orta Çağlar’dan günümüz kanalıyla geleceğe doğru ilerlemeci kariyeri “doğal bir sürecin gereksinimi ile” (İngilizce metne göre ki hala daha en net olandır: doğal bir yasanın zorunluluğu ile), üstelik de artan bir hızla gerçekleşen bir seyirdir. İlk aşamada küçük esnaf olarak sadece ortalama, sıradan insanlar, küçük burjuvalar vb. acınası kişiler vardı ve pek çok insan kendilerine ait küçük mülklere halen de sahipti. Ondan sonra kapitalizm, ikinci aşama, ilerlemeye doğru yükseliş, gelişimin ve sosyalizme giden yolun birinci aşaması geldi ve dünya tümden farklı bir çehreye büründü. Çok az kişi, her biri çok geniş olan mülklere sahipti, kitlenin hiçbir şeyi yoktu. Bu aşamaya geçiş zordu ve şiddet ve çirkin fiiller olmaksızın gerçekleşemezdi. Ancak bu aşamada vaat edilen toprağa doğru ilerleme çok daha hızlı ve gelişmenin sorunsuz işleyen raylarında kolaylıkla gerçekleşti. Tanrı’ya şükür gitgide daha fazla kitle proleterleşti; Tanrı’ya şükür artık daha az kapitalist bulunuyordu; en son proleter kitleler, deniz kıyısındaki kum gibi yalıtılmış devasa müteşebbislerle yüzleşene kadar bu az sayıdaki kapitalist, birbirinin malına el koydu ve şimdilerde de üçüncü aşamaya, gelişmenin ikinci sürecine sıçradılar; sosyalizme doğru son adım ise sadece bir çocuk oyuncağı: “Kapitalist özel mülkiyetin ölüm çanları çalıyor”. “Üretimin araçlarının merkezileşmesi” ve “emeğin toplumsallaşması” diyor, Karl Marx, kapitalizm ile başarıldı. O, buna “kapital tekeli altında gelişen” üretim biçimi diyor, zira kapitalizmin sosyalizme dönüşmeden hemen önceki son güzelliklerini överken her zamanki gibi kolaylıkla şiirsel bir esrikliğe bürünüyor. Şimdi zamanı geldi: “kapitalist üretim, doğal bir süreçle birlikte kendi değillemesini (negation) üretmektedir:” Sosyalizm. “İşbirliği” ve “yeryüzünün ortak mülkiyeti” için Karl Marx, hâlihazırda “kapitalist çağın bir başarısıdır” diyor. Büyük, muazzam, neredeyse sonsuz proleterleşmiş insan kitleleri aslında sosyalizme neredeyse hiçbir katkıda bulunmamıştır. Onlar sadece vaktin gelmesini beklemelidirler.
Yine de doğru değil mi? Kapitalizmin bize işbirliği ve yeryüzünün ortak mülkiyeti ve üretim araçlarını getirmiş olduğu söylenebilirken, siz bilimin beyefendileri, o noktaya ulaşmaktan uzak mıyız? Ortak mülkiyet her ne anlama gelirse gelsin, en azından bu kadarı nettir, gerçi pek çok farklı ortak mülkiyet biçimleri olabilir, fakat gasptan, imtiyazdan, özel mülkten gayri bir şey olsa gerektir. Sözde şimdiden sosyalizme benzeyen bu ortak mülkiyete dair herhangi bir iz şu anda görülebilir mi? Evet mi, hayır mı? Zira bu doğal sürecin daha ne kadar süreceğini bilmeyi çok isteriz. Biliminizi bize gösterin, lütfen!
Fakat kim bilir, kim bilir! Belki de Karl Marx, yeryüzünün ortak mülkiyetinin gözle görünür başlangıçlarını ya da izlerini ve hâlihazırda on dokuzuncu yüzyıl ortalarında tekelci kapitalizmden doğmuş üretim araçlarını gördü. İşbirliğine gelince konu daha yakından inceleme altındadır, şimdiden oldukça nettir. Ancak bana göre işbirliği, birlikte hareket ve ortak çalışma demektir ve bir ineğin ve atın saban önüne müştereken çekilmesine veya pamuk tarlasında veya şeker kamışı tarlasında Zenci (Negro) kölelerin, ortak iş bölümü ile ortak bir mekândaki çalışmasına “işbirliği” ya da “birlikte çalışmak” diyen kişi budala değilse nedir – fakat ne söylüyorum ben? Karl Marx tam da böyle bir budalaya benziyor! Ne geleceği! Kapitalizmin daha fazla gelişmesi de ne! Zeki âlim günümüze sıkışıp kalmıştır. Karl Marx’ın işbirliği dediği şey ki sosyalizmin bir unsuru olması gerekir, kendi zamanındaki kapitalist teşebbüste gördüğü çalışma biçimi, binlerce kişinin bir odada çalıştığı fabrika sistemi, işçinin makinelere adaptasyonu ve kapitalist dünya pazarı için malların üretiminde sonuç olarak ortaya çıkan yaygın iş bölümüdür. Kaldı ki kendisi de sorgulamaksızın kapitalizmin “şimdiden aslında toplumsal üretim teşebbüsüne dayandığını” söylemektedir.
Marksizm’in temelinin, bu tür bir sosyalizm İncili’nin adına Kapital denmesi sembolik olarak önemli değil midir? Sosyalizm, kültür ve dayanışma, yalnızca takas ve neşeli iş, toplumların toplumu, ancak bir ruh uyandığında, örneğin Hristiyan ve Hristiyan-öncesi çağların Cermen uluslarının bildiği gibi gelebilir diyerek, kapitalist sosyalizme kendi sosyalizmimizle karşı çıkıyoruz.
Evet gerçekten de bu tür emsalsiz saçmalıklar eşyanın tabiatına aykırıdır, fakat kapitalizmin sosyalizmi tümüyle kendinden geliştirdiği ve sosyalist üretim biçiminin kapitalizm altında “serpildiğini” söyleyen Karl Marx’ın görüşü kesinlikle doğrudur. Şimdiden işbirliğine sahibiz, şimdiden, en azından yeryüzünün ortak mülkiyetine ve üretim araçlarına giden yol üzerindeyiz. Sonunda geriye kalan çok az mülk sahibini de kovalamaktan başka yapılacak bir şey kalmayacak. Gayri her şey kapitalizmden gelişmiştir. Zira kapitalizm ilerleme, toplum ve hatta sosyalizmle eşitlenmiştir. Gerçek düşman “orta sınıf, küçük sanayici, küçük tüccar, zanaatkâr, çiftçi”dir. Çünkü onlar kendileri çalışırlar ve en fazla birkaç yardımcıya ve çırağa sahiptirler. İşte bu beceriksiz, cüce teşebbüstür, oysa kapitalizm tekbiçimlidir (uniformity), binlerce kişinin tek bir yerde çalışmasıdır, dünya pazarı için çalışmaktır; işte bu toplumsal üretim ve sosyalizmdir.
Karl Marx’ın gerçek doktrini budur: kapitalizm Orta Çağlar’ın kalıntıları üzerinde tam bir zafer kazandığı zaman ilerleme damgasını vurur ve sosyalizm resmen oradadır.
Marksizm’in temelinin, bu tür bir sosyalizm İncili’nin adına Kapital denmesi sembolik olarak önemli değil midir? Sosyalizm, kültür ve dayanışma, yalnızca takas ve neşeli iş, toplumların toplumu, ancak bir ruh uyandığında, örneğin Hristiyan ve Hristiyan-öncesi çağların Cermen uluslarının bildiği gibi gelebilir diyerek, kapitalist sosyalizme kendi sosyalizmimizle karşı çıkıyoruz.
Dolayısıyla iki karşıt, keskin bir zıtlık teşkil etmektedir.
Burada Marksizm – orada sosyalizm!
Marksizm – ruhsuz, sevgili kapitalizm dikeni üzerindeki kâğıt çiçek.
Sosyalizm – çürümeye karşı yeni güç; ruh-suzluk, zorluk ve şiddetin bileşimine karşı, modern devlet ve modern kapitalizme karşı yükselen kültür.
Ve şimdi biri, bu noksansız modern şeye karşı yüzüne ne söylemek istediğimi anlayabilir –Marksizm: zamanımızın vebası ve sosyalist hareketin lanetidir. Şimdi daha da net olarak, bunun böyle olduğu, neden böyle olduğu ve neden sosyalizmin sadece Marksizm’e yönelik ölümcül bir düşmanlık ile ortaya çıkabileceği söylenecektir.
Çünkü Marksizm, her şeyden öte, geçmiş olan her şeye yukarıdan bakan ve onları hakir gören kültürsüz, işine geldiği gibi günümüz veya geleceğin başlangıcı diyen, ilerlemeye inanan, 1908 yılını 1907 yılından daha çok seven, 1909 yılından oldukça özel bir şeyler uman ve 1920 yılı gibi çok uzakta gerçekleşecek bazı şeylerden neredeyse nihai bir eskatolojik mucize bekleyen kimsedir.
Çev: Nesrin Aytekin
https://itaatsiz.org/?p=5516
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.06.15 13:48 karanotlar Vebayı Camus'nün felsefesiyle alt etmek

YİĞİT BENER
Albert Camus’nün Veba’sı, hem salgınla mücadeleyi hem de alegorik olarak faşizme karşı direnişi odağına alan çok katmanlı bir roman: Farklı bir gözle yeniden okunmayı denemeli…
Corona günlerinde tüm dünyada en çok okunan ve yorumlanan kitaplardan biri kuşkusuz Albert Camus’nün 1947 tarihinde yayımlanan romanı Veba.
Türkçede ilk kez geçtiğimiz Nisan ayında Artı Gerçek’te yayımlanan ve Camus’nün muhtemelen 1941’de – yani Veba’nın yayımlanmasından altı yıl önce- yazdığı Vebayla Boğuşan Hekimlere Tavsiyeler adlı metin, Veba’nın yeniden okunmasına zenginlik katacak birkaç kilit cümle içeriyor.
Bunlardan ilki, böyle bir dönemde kimsenin paçayı sıyıramayacağını, fildişi kulesine çekilemeyeceğini vurgulayan bir uyarı: “Vebanın hüküm sürdüğü bir ülkede hiç kimse hastalık bulaşmış bir nesneye dokunmadan edemez.”
Asıl püf noktası ise, ölümle baş etmenin önemi vurgulayan paragrafın ardından gelen şu cümle: “Size bir felsefe lazım.”
Başka bir deyişle, Camus bu mücadelede tıbbi bilginin, ilaçların, hekimlerin gayretinin tek başına yeterli olmayacağını düşünerek bir genel çerçeve, bir “mücadele felsefesi” öneriyor ve bu felsefenin ana hatlarını şu cümlelerde özetliyor:
“Her şeyden önce, asla korkmamalısınız. (…) Netice itibariyle korku insanı hastalığın etkisine açık hale getirir.” “Bu hastalığa veba adı verildiğinden bu yana hep olduğu üzere insanların sinek gibi ölmelerine asla, ama asla alışmamalısınız”. “Diğerlerini tedavi etmeyi reddedenlerin yapayalnız, kendini feda edenlerin ise topluca öldüğü; doyumun doğal sonucuna eremediği; liyakatin düzeninin bozulduğu; mezarlıkların dibinde dans edilen; hastalık bulaştırmamak için sevgilinizi kendinizden uzaklaştırdığınız; cinayet suçunun asla cani tarafından üstlenilmediği ve bir korku anının şaşkınlığında tayin ettiğimiz günah keçisi bir hayvana yüklendiği bu korkunç kargaşaya yönelik isyanınız asla dinmeyecek”. “En kadim ayinler kadar köhne olan dinin hizmetine girmeyeceksiniz. (…) Velev ki o din bize gökten inmiş olsun, o zaman da göğün adil davranmadığını söyleriz.” “Gün gelecek, herkesin korkusunun ve acısının sizde uyandırdığı tiksintiyi haykırmak isteyeceksiniz. İşte o gün, benim size önerebileceğim çareler de tükenmiş olacak…”
Yazarın birçok söyleşisinde açıkça belirttiği gibi, Veba dar anlamda salgınla mücadeleyi ele alan bir roman değil, aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı dönemine denk düşen yazım sürecine damgasını vuran faşizme karşı direnişin bir alegorisi. (dolayısıyla faşizme karşı mücadelede de militan gücün, eylemlerin, silahların yetmeyeceğini, bir felsefe gerektiğini düşünüyor)
Veba’nın güncelliğinin katmerli olmasını sağlayan, romanın bu çoğul katmanlı yapısı olsa gerek.
Bu da bize Veba’yı iki ayrı ana eksende ele almaya götürüyor. İlki, romanın hemen tüm salgın/afet/savaş/toplu felaket anlatılarına ortak olan yönleriyle, ikincisi Camus’nün özgün katkısı olan felsefesi ışığında. Bu ikinci eksende bundan belki bir ölçüde bağımsız olarak yine Camus’ye özgü yan açılımlara ayrıca değinebiliriz.
Camus, romanın “bireysel anlatı”yla “kolektif anlatı” şeklinde ayrıştırabileceğimiz ikili bir anlatım tekniğine sahip olduğunu açıklıyor bir söyleşisinde.
Bunun da roman içindeki beş ayrı bölüme denk düştüğünü belirtiyor: hastalık öncesi bireysel yaşam (bireysel anlatı); ilk hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasıyla bireyle toplumsalın yollarının kesişmesi (bireysel ve kolektif anlatı); hastalık sürece tam hâkim olduğu andan itibaren her şeyin iç içe geçip bir “alaşıma” dönüşmesi (salt kolektif anlatı); hastalığın gerilemesiyle bireyle toplumsalın yeniden ayrışmaya başlaması (bireysel ve kolektif anlatı); sonrasında yeniden bireyselin öne çıkması (bireysel anlatı).
YAS SÜRECİ
Bir farklı yaklaşım, romanı, salgının kesinleşmesi ve kentin karantinaya alınmasıyla başlayan bir yas sürecinin (yani olağan yaşamın sona ermesinin yasının) aşamalarına koşut olarak ele almak olabilir.
Aslında Covid salgını dahil birçok toplumsal felakette ve bunları konu alan roman ve filmlerde bu aşamaların (inkâr, öfke, pazarlık, çöküntü, kabullenme) izini sürmek mümkün.
Şok / İnkâr / İnanamamak
“Vebalar da savaşlar da insanı hazırlıksız yakalarlar.”
Yazar, salgınla savaşlar arasında bir benzetmeye giderek, kendi başına gelmedikçe insanların felaketlerin gerçekten mümkün olduğuna inanmakta güçlük çektiklerini vurguluyor:
“Bundan böyle yurttaşlarımız bir şeyin farkına varıyorlardı: küçük kentimizin farelerin güneşte ölmesi ve kapıcıların tuhaf hastalıklardan yaşamlarını yitirmesi için belirlenmiş bir yer olabileceği asla düşünmemişlerdi”. (…) “Bir savaş patladığında insanlar, ‘Uzun sürmez bu, çok aptalca’ derler. Ve kuşkusuz bir savaş çok aptalcadır, ancak bu onun uzun sürmesini engellemez. Budalalık hep direnir.”
Bu aşamada insanlar ne kadar kırılgan olduklarını idrak ediyorlar. Tıpkı kentin kapıları kapanınca, uzun süreli bir ayrılığa hazır olmayan eşlerin, sevgililerin, aile fertlerinin bir anda -vedalaşma fırsatı dahi bulamadan- ayrı düşmeleri örneğinde olduğu gibi.
Öfke
Hastalık gerçeği artık inkâr edilemez şekilde kendini dayattığında, şaşkınlık ve inkâr yerini öfkeye ve bu öfkenin yönelebileceği bir sorumlu arayışına bırakıyor: Hastalığın ortaya çıkmasına neden olan bir günah keçisi ve/veya bu süreci iyi yönetemediği için yaşanan sıkıntılara yol açmakla suçlanacak idari bir sorumlu.
Romanda bunun tipik örneği, apartmanda fare ölülerinin çoğalmasına karşın inatla “bizde fare yok, dışarıdan birileri getirmiş besbelli” diyen kapıcının yaklaşımıdır.
Zaten salgınlarda “olağan suçlu” konumundaki belirli azınlıkların (örneğin Yahudilerin, Çingenelerin, “cadıların”, vb) ya da kırılgan başka toplumsal kesimlerin hastalığın yaygınlaşmasından sorumlu tutulması ve nefret nesnesine dönüşmesi sık rastlanan bir olgu değil midir? AİDS salgınında eşcinseller, Sars salgınında topluca katledilen Misk kedileri, Covid salgınında da “olur olmaz şeyler yeme alışkanlıkları nedeniyle” Çinliler…
Camus bu tür durumlarda söylentilerin, kehanetlerin ve komplo teorilerinin çok rağbet gördüklerini hatırlatıyor, tüm kehanetlerin ortak yönünün rahatlatıcı özellikleri olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Bir tek veba rahatlatıcı değildi!” Bu batıl inançların din yerine geçtiğini de ayrıca vurguluyor.
Günümüzde sosyal medya bu söylentilerin katmerli olarak ve daha hızlı yayılmasına da hizmet ediyor. Ancak geçmişte kulaktan kulağa yayılarak koca bir kenti bir anda yangın yerine çevirme potansiyelini taşıyan söylentilerin yarattığı tehlikeli durumdan farklı olarak, sosyal medyada kontrol ve denge mekanizmaları da var: Bu tür süreçlerde Teyit gibi sanal yayın organlarının ve onun bir türevi olan Covid-19 Postası’nın sağduyu katkılarının değeri gerçekten paha biçilmez.
Pazarlık
Romanda çeşitli örnekleri verilen üç tarz davranış ön planda: Alınan sert önlemlerin yumuşatılmasını talep edenler, en azından başkaları için değilse de “kendileri” için böyle bir talebi öne sürenler; hastalığın gerçek boyutlarını sorgulayanlar, örneğin ölü sayısının “abartıldığı kadar” çok olup olmadığını tartışmaya açanlar, bunun neye denk düştüğüne kuşkuyla bakanlar; bir de romandaki gazeteci Rambert gibi bireysel çözüm arayışına girerek kuralların dışına çıkmaya, kaçmaya çalışanlar.
Çöküntü / Acı / Hüzün
Camus, insanların belli bir aşamadan sonra manevi bir çöküntüye girdiklerini ve “veba düzlemine” geçtiklerini anlatıyor romanında. Vebanın düzlemi “vasat, monoton, renksiz bir yinelemeden” ibaret olduğu için insanların da sıradanlaştıklarını aktarıyor: “Kimsede yüce duygular kalmamıştı” saptamasını yapıyor.
Ayrıca herkesin kendi içine kapandığını, birbirlerinin duygularını anlamaz hale geldiklerini ve kimsenin kimseye yararı kalmadığını anımsatıyor.
Ölümün olağanlaşması oranında büyüklük, aşkınlık duygularının da yitirildiğinin, her şeyin basit bir hayatta kalma yarışına döndüğünün altını çiziyor.
Dostlukların, özellikle de aşkların anlamını, değerini yitirdiğini uzun uzun betimliyor. “Aşk var olmak için kendine bir gelecek hayal etmelidir oysa bizde sadece uçucu anlar kalmıştı” diye belirtiyor.
Yazar, vebanın değer yargılarını da sildiğini ekliyor. Kimsenin artık yediğinin, içtiğinin, üst başının kalitesine aldırış etmez hale geldiğini, “her şeyi toptan, olduğu gibi kabul etmeye” başladığını gözlemliyor.
Covid salgınında paradoksal olarak bu süreç örneğin AVM’leri kentin yeni “agorası” haline getiren bir yaşam tarzından AVM’lerin kapalı olduğu bir yaşama geçişte buna pekâlâ alışılabildiğinin saptanmasına, yani kapitalizmin dayattığı tüketim toplumu modelinin insanın gerçek ihtiyaçlarını karşılamaktan ne kadar uzak olduğunun kısmen de olsa sorgulanmasına olanak sağladı. Bunu da sosyal medyanın yaşanan bireysel deneyleri bir ölçüde paylaşama, birlikte yorumlama fırsatı sunmasına bağlayabiliriz ola ki.
Kabullenme
“Yurttaşlarımız yola gelmişti, uyum sağlamışlardı, öyle denir ya, çünkü başka türlü yapacak bir şey yoktu”.
Hastalıkla yaşamak zorunda kalınması gerçeğinin toplum tarafından kabullenildiğini, romanda uzun betimlemelerle aktarılan cenazelerin kaldırılışındaki evrimde izlemek mümkün: Önce sadece yakınların katılımıyla dini törensiz ama mezarlıktan kaldırılan cenazeler, ölü sayısının artmasıyla artık sadece görevlilerin eliyle ve alelacele, özel olarak açılmış kireç dolu çukurlara topluca atılıveriyor ya da yakılıyor.
Cenaze töreni başlı başına yas sürecinin önemli bir unsuru olduğu için aileler, başlarda nispeten daha gelişkin törenleri bile yetersiz bulup isyan ederken, salgın kente iyice çöreklendiğinde artık cesetlerin “tıbbi atık” muamelesi görerek kaşla göz arasında yok edilmesini dahi olağan karşılar hale geliyorlar.
O kadar ki, yazar bu süreci anlatırken kara mizaha bile başvurmaktan çekinmiyor: “(...) Çok iyi bir örgütlenmeydi bu ve vali memnun kaldı. Hatta Rieux’ye bunun eski vebaları anlatan tarih kitaplarında karşılaştığı Zencilerin ölüleri taşıdığı el arabalarından daha iyi bir şey olduğunu söyledi”. Hak veriyor Rieux: “Aynı türden gömme işlemi bu, ama biz fişler hazırlıyoruz. Tartışmasız bir ilerleme var.”
MÜCADELE FELSEFESİ
Toplu felaketin ve bunun insanlar üzerindeki etkilerinin betimlenmesi hem birçok başka yazarın benzer içerikli kitaplarda anlattıklarıyla hem de mevcut pandemi sırasında dünyanın dört bir köşesinde yaşananlarla büyük ölçüde örtüşüyor.
Camus’nün asıl özgün katkısını, hastalıkla mücadele sürecinde roman kişileri (özellikle Dr Rieux, yer yer Tarrou) aracılığıyla ortaya koyduğu genel felsefi yaklaşımda aramak gerek.
Hastalık toplumda zaten var olan sorunları, dengesizlikleri, hastalıklı yapıyı ortaya çıkarıyor; eşitsizlikleri körüklüyor.
Bunu romanın başlarındaki anlatımda, varlıklarından haberdar dahi olunmayan binlerce lağım faresinin birden ve topluca yüzeye çıkmaları alegorisinde ya da romanın değişik bölümlerinde betimlenen toplumsal eşitsizliklerde, karantina döneminde bunların yol açtığı sorunlarda, çatışmalarda görmek mümkün.
“Veba işini görürken çok etkili bir tarafsızlık sergilediği için bir eşitlik duygusuna yol açmalıydı, oysa bencilliklerin doğal işleyişi nedeniyle tam tersine, insanlar adaletsizliği yüreklerinde çok daha keskin biçimde hissediyorlardı.”
İnsanlıktan çıkma riskine karşı uyarı
Yazar, ölümlere ve hastalığa salt istatistiki bir bakışla yaklaşılmasına isyan ediyor ve insanlığından arındırılmış bir ölünün basit bir rakama dönüştüğünü vurguluyor. (“üç, beş, on, yüz terörist etkisiz hale getirildi” ya da “üç, beş, on, yüz şehit verildi” söyleminde olduğu gibi)
Hatta roman kahramanının zihninde, insanları ölüm gerçekliği ile yüzleştirmek için şaşırtıcı bir yöntem bile düşlüyor: “Madem insanlar ölümün gerçek anlamını ancak birinin cesedini gözle görünce anlıyorlar, o zaman bunu gözlerine sokmalı. Beş büyük sinemadan aynı anda çıkacak on bin kişiyi kent meydanında öldürmeli ki toplu cesetleri görünce herkesin kafasına dank etsin! Öyle olunca bu isimsiz yığının gerçek insanlardan oluştuğu, bir yüzleri olduğu anlaşılır…”
Başka bir deyişle, insanların sinek gibi ölmelerine asla alışmamak gerek! Dr. Rieux bu düşünceyi şöyle vurguluyor: “Felakete alışmak, felaketin kendisinden bile beterdir.”
Boyun eğmemek ve dine başkaldırı
Romanın kilit öneme sahip kişilerinden biri de “herkesin saygı duyduğu” papaz Panneloux.
“Becerikli bir hatip” olarak sunulan Panneloux’nun vaazı, yazara dinle hesaplaşma fırsatı veriyor. O andan itibaren salgının ortasında sivrilen iki temel ama zıt karakter olarak ortaya çıkan hekim Rieux ve rahip Panneloux’nun farklı bölümlere dağılan felsefi tartışmaları, bir yönüyle klasik din/ateizm/laiklik sorunsalının iki ayrı düzlemine denk düşüyor.
Daha soyut düzlemdeki tartışmada roman karakteri Rieux’yü (ve aslında belli ki yazar Camus’yü) isyan ettiren en önemli ahlaki mesele, dinin “tanrının yolundan uzaklaşmak” ve “günahkâr” olmakla suçladığı felaketzedeleri başlarına gelenden sorumlu tutuyor olması.
Panneloux’nun romanda tüm bir bölüme yayılan ve kutsal kitaptan, dini efsanelerden referanslarla süslü vaazı, dinci zihin dünyasını neredeyse karikatür düzeyinde ayrıntılarla betimliyor ve bu zihniyeti “Kardeşlerim, felaketin içindesiniz, kardeşlerim bunu hak ettiniz” sözleriyle billurlaştırıyor.
Vaazın içeriği okura zaman zaman “bu kadarı da olmaz” dedirttiği için bu bölümde bir Fransız aydını olan yazarın “laikçi/aydınlanmacı” hezeyanlara kapıldığını düşünmek mümkün. Gel gör ki Covid salgınında medyada rastladığımız benzer içerikleri suçlamalar, örneğin en yetkili dini otoritenin eşcinselleri hastalıkların yayılmasından sorumlu tutması yazarın pek de abartmadığını göstermiyor mu? Herkesi etkileyen toplumsal felâketler karşısında çaresiz kalan insanlarda ilahi adaleti bile sorgulama, hatta kendilerini korumayan Tanrılarına isyan etme eğilimleri belirlediği için, dini otoriteler söylemi sertleştirme ve Tanrının gazabı tehdidiyle korku salarak cemaati yeniden hizaya sokma ihtiyaç duyuyor belli ki.
İşler kötüleştikçe sertleşen bu dini söyleme kendi coğrafyamızda yıllardır maruz kalmıyor muyuz? (1999 Körfez depremi sonrasında sallanan “7.4 yetmedi mi?” pankartını unutmak ne mümkün!) Panneloux’nun sert sözleriyle bizim yöredeki dinci söylemin arasındaki temel fark, bizdeki suçlayıcı cümlenin romandaki kadar kapsayıcı olmayışıdır, yani “kardeşlerim” hitabından yoksun oluşudur. Bizde bu tarz bir dinciliğin sözcüleri aynı içeriği daima ötekileştirerek dile getirmeyi, doğrudan hedef gösteren bir nefret söylemine çevirmeyi tercih ediyorlar. (günahkâr olan daima “öteki”, cemaat dışı)
Bu zihniyet farkının bir başka örneği, romanda masum olduğu varsayılan bir çocuğun ayrıntılı ve sarsıcı bir biçimde betimlenen ölümünün rahip Panneloux’nun bile ilahi adalete inancını derinden sarsmasıdır. Bu anlamda Panneloux karakteri, örneğin Umberto Eco’nun Gül’ün Adı romanında betimlediği engizisyon sözcüsünden oldukça farklı, vicdan sahibi bir din adamı. Bizim coğrafyamızın dinci söylemi engizisyon dönemi söyleminin şiddetine daha yakın duruyor: Bu akımların sözcüleri benzer vakalarda “masum çocukların” ölümünün bile aslında “ebeveynlerinin günahının kefareti” olduğunu savunarak “günahkârları” toptan, aile boyu “cezalandırmaktan” yana tavır almıyorlar mı? Ne de olsa bizim yörelerde kan davaları bireyselden çok kavim ya da aile boyu hesaplaşmalarla yürütülüyor, cadılar teker teker değil topluca yakılıyor, günahkâr semtler, hatta koca kentler toptan yıkılıyor…
Panneloux ise, sonunda kendi de hastalandığında, tutarlı olmak adına hekimden yardım istemeyerek kendini Tanrının merhametine terk etmeyi yeğler… ve ölür.
Tanrıya karşı işlendiği varsayılan suçların faturasının bu kadar gaddarca kesilmesi Dr Rieux’yü “ilahi adalete” ve böylesi bir dini inanca karşı isyan ettirse bile, aslında yazar da insanları başlarına gelenden kısmen sorumlu tutmaktadır: Onun gözünde de adaletten ve akılcılıktan yoksun toplumsal düzen ve onun çıkarcı yönetim biçimi salgının etkilerinin bu derece yıkıcı olmasından doğrudan sorumludur.
Hatta bunun da ötesinde, insanlar kişisel yaşamlarında yaptıkları hatalardan ve birbirlerine karşı işledikleri bireysel suçlardan ötürü de suçlu ve sorumludur. Bunu en net biçimde romanın sonlarına doğru geçmişte kalan militan yaşamındaki hatalarını Dr Rieux’ye itiraf ederek adeta “günah çıkaran” Tarrou karakteri ifade eder: “Ben zaten buraya gelmeden de vebalıydım, insanlara veba bulaştırmamak için onlardan uzak durmaya karar vermiştim”.
Günümüzde de benzer şekilde, bu akıl dışı düzeni yarattığımız (ya da yeterince itiraz etmediğimiz) için hastalığı manevi olarak hak ettiğimize dair suçlayıcı bir söyleme rastlıyoruz. Ayrıca, doğayı tahrip ederek salgından bizzat sorumlu olduğumuzu vurgulayan bir söylem de sıklıkla karşımıza çıkıyor.
Öte yandan, kapitalist düzenin yarattığı çevre felaketleri ve bunların doğa üzerindeki yıkıcı etkileri, bunların da sonunda dönüp insanlara da büyük zararlar verdiği malum. Covid salgınında da bu süreci izlemek mümkün. Öte yandan, insanlar doğaya bu kapsamda zarar vermeden binlerce yıl önce de canlıları etkileyen ölümcül salgınlar yok muydu?
Doğanın düzeni bozulduğunda bunun dar anlamda biyolojik ve maddi açıdan fiili sonuçlarının olacağını belirtmek gerek elbette. Ancak bunun bir adım ötesinde geçerek doğanın bizleri “cezalandırdığını” iddia etmek ne derece mümkün? Doğa manevi bir düşünce yapısına, vicdani bir güdüye, yani “insanları yanlış davranışlarından ötürü cezalandırma” amacına sahip olabilir mi gerçekten? Böyle düşünürsek, Doğayı Tanrı düşüncesine ikame etmiş, yani bu sefer de “doğa temelli” yeni bir mistisizm üretmiş olmaz mıyız?
Romandaki dinle hesaplaşmanın daha ikna edici boyutu, soyut tartışmalardan çok, işin asıl pratik/pragmatik düzleminde ortaya çıkıyor. Camus’nün her şeyin Tanrı’nın iradesi olduğunu ve buna karşı çıkılamayacağını kabullenmeyi reddetmesinin daha temel ve pragmatik nedeni, böyle bir ön-kabulün salgınla mücadeleyi imkânsız hale getirmesi endişesidir.
Bu yaklaşımın şu cümlede billurlaştığını söyleyebiliriz: “Dr Rieux eğer mutlak güçte bir Tanrı’ya inansaydı, insanları iyileştirmeyi sürdürmez, bu görevi ona bırakırdı”.
Oysa Rieux bir hekimdir ve onun işi, görevi, her koşulda mesleğini yapmaktır. Onun, “mücadele etmekten başka seçeneği” yoktur. Camus için bu hem bireysel, varoluşsal bir tercihtir hem de ölüme teslim olmak dışındaki tek seçenektir.
Başka bir deyişle, “Tanrının var olup olmamasının” ve bu ilahi düzenin gerçekten “adaletli olup olmamasının” ya da “insanların başlarına gelen felaketi hak edip etmemelerinin” çok ötesinde, asıl mesele şudur: Salgınla, toplumsal felaketlerle, savaşla karşılaştığınızda, işi Tanrı’ya havale ederek duayla yetinmek, insanları yok edecek olan bu afete teslim olmakla eşdeğerdir.
Mücadeleden başka çare yok!
Dolayısıyla Camus’nün mücadele felsefesi bir yönüyle çok sadedir: “O sıralar kentimizde türeyen birçok yeni ahlakçı hiçbir şeyin işe yaramayacağını ve diz çökmek gerektiğini söylüyorlardı. Oysa şu ya da bu biçimde savaşmak ve diz çökmemek gerekiyordu. Tüm sorun ölü sayısını olabildiğince aza indirmek ve ayrılıkların sonsuza dek sürmesini engellemekti. Bunun için de tek bir yol vardı, vebayla savaşmak. Bu gerçek hoşa giden bir şey değildi, yalnızca tutarlıydı. Bununla birlikte getirdiği sefalet ve acıyı düşünürsek, vebaya boyun eğmek için deli, kör ya da korkak olmak gerekir”.
Sıradan insanların mücadelesi / işini yapmak / kahramana gerek yok
Camus’ye göre bu mücadele süper kahramanların, büyük şeflerin, dahi önderlerin, ulu kurtarıcıların değil, sıradan insanların işidir: “Anlatıcı yalnızca mantık çerçevesinde önemli gördüğü bir kahramanlığı ve iyi niyeti güzel sözlerle yüceltmeyecek”.
Nitekim Dr Rieux: “Tüm bunlarda kahramanlık diye bir şey söz konusu değil. Dürüstlük söz konusu. Bu gülünç gelebilecek bir düşünce, ama vebayla savaşmanın tek yolu dürüstlük” dediğinde, gazeteci Rambert ona “dürüstlük nedir?” diye sorar. Rieux’nün yanıtı da çok sadedir: “Bunun genelde ne olduğunu bilmiyorum. Ama benim durumumda mesleğimi yapmaktır”.
Zaten salgın tepe noktasına çıktığında sıradan insanlar gönüllü olarak mücadeleye katılırlar. Tarrou başı çeker, rahip Panneloux bile çabaya katkı verir. Başından beri hep kaçıp şehir dışına gitmeye çalışan gazeteci Rambert dahi “insan tek başına mutlu olmaktan da utanabilir” diyerek tam kaçabileceği gün kalmaya ve mücadeleye katılmaya karar verir.
Bunun iyi bir şey olduğunu kabul eden romanın anlatıcısı, “ama öğretmen iki kere ikinin dört ettiğini öğretiyor diye tebrik edilmez. Belki bu mesleği seçti diye tebrik edilir. Biz de Tarrou ve ötekilerinin, iki kere ikinin başka bir şey değil de dört ettiğini gösterdikleri için saygıya değer olduklarını belirtelim, ancak bu iyi niyetin öğretmenin iyi niyeti, öğretmenin yüreği gibi bir yürek taşıyan ve insanlık onuru uğruna sanılandan daha kalabalık gruplar halinde bir araya gelebilecek kişilerin iyi niyeti arasında ortak bir şey olduğunu da belirtelim; en azından anlatıcının inancı böyle”.
Anlatıcı zaten roman içinde aktardığı onca soruna, tanık olunan onca kötülüğe karşın, iyi insan sayısının kötülerden çok daha fazla olduğunu sürekli vurgular: “İnsanların çoğu kötü değil, iyiler daha çok…”
Anlatıcının -aslında yazarın- bu konudaki ısrarı çok temel bir ayrışmaya denk düşüyor aslında: Camus olağandışı meziyetlere sahip “ulu kurtarıcılara” tapınmaktan yana değildir; o nedenle sıradan insanların, milyonların mücadeleye verdikleri belirleyici ama “olağan” katkıların altını çizmeyi yeğler.
Oysa Nazilerin yenilgiye uğratılmasının ardından savaş sonrası yeni iktidarların belirleneceği bu geçiş dönemi, savaş galibi çeşitli siyasi güçler arasındaki güç paylaşımı ve iktidar savaşları dönemidir aynı zamanda. Güç devşirmenin bir yolu da savaş sırasındaki kahramanlık anlatılarının sunacağı meşruiyeti ve prestiji sömürmektir. Bir yandan De Gaulle mitleştirilirken, komünistler de “halkların babası” Stalin’i kahramanlaştırma çabasındadır.
Camus ise, örneğin ABD’nin Hiroşima ve Nagazaki’ye attığı atom bombalarını mahkûm eden nadir Batılı aydınlardan biridir. O bu eylemde “savaşı resmen sona erdiren” bir zafer değil, yüz binlerce insanı katleden bir barbarlık ve “insanlığı intiharını” görür.
Aynı şekilde Camus, sadece Nazilerin toplama kamplarını değil, Sovyetler Birliğindeki toplama kamplarını ve totaliter uygulamaları da mahkûm etmekten yanadır. Buna karşılık örneğin Sartre’ın başını çektiği aydınlar ise, yüceltilen Stalin’in yönetime, onun güdümündeki komünist partilere eleştirellikten arınmış bir destek vermekten yanadır.
YAN UNSURLAR
Ölüm cezası
Romanın sonlarına doğru, romandaki kilit kişilerden biri olan Tarrou, geçmiş yaşamıyla ilgili ayrıntıları Dr Rieux’ye anlatırken babasının savcı olduğuna da değinerek ölüm cezası karşıtı ayrıntılı savlar öne sürer.
Sanki romanın genel akışından kopukmuş izlenimi verebilen bu uzun ölüm cezası tartışmasını, “felsefi düzeyde ölüm kavramıyla hesaplaşan” bir romanda yer almasını çok da yadırgamamak gerek aslında.
Öte yandan, eğer romanın aynı zamanda bir faşizme karşı direniş alegorisi olduğunu düşünürsek, ölüm cezası konusunda savaş sonrası Fransa’da antifaşistler arası yaşanan tartışmalarla bağlantı kurmak da mümkündür.
Aydınların önemli bir kısmı bu dönemde “intikamcı” bir yaklaşım sergilemeyi yeğlemiştir. Bunun doğal bir uzantısı da “işbirlikçilerin” ve “hainlerin” kurşuna dizilmesidir.
Örneğin Sartre, hem savaş öncesinde hem de hatta savaş yılları sırasında bile saygısını ve hayranlığını eksik etmediği Céline’in “Almanlardan para aldığı için ırkçı görüşler savunduğunu” ileri süren bir makale yazar. Eğer o sıralar sürgünde olmasaydı, tek başına bu bile Céline’in de kuruşuna dizilmesi sonucunu doğurabilirdi.
Camus ise, ölüm cezasına çarptırılan ve Céline gibi ırkçı görüşlere sahip bir edebiyatçı olan Brasilliach’ın cezasının infaz edilmesini önlemeye çalışır, De Gaulle’e bu yönde bir mektup da yazar, ama başarısız olur.
Sürgün/Hapis
Yazar, karantina döneminde yaşananlarla sürgün ve hapiste yaşananlar arasında koşutluklar kurar: “Vebanın yurttaşlarımıza getirdiği ilk şey, sürgün oldu. O andan itibaren mahpus konuma geçmiştik bir bakıma ve geçmişimize indirgenmiştik. Bazılarımız her ne kadar gelecekte yaşama eğilimine sahip olsalar da bundan hızlıca vazgeçiyorlardı…” (…) “Böylece, tüm tutsakların ve sürgünlerin hiçbir işine yaramayacak bir bellekle yaşaması demek olan o derin acıyı duyuyorlardı. Durmadan düşündükleri o geçmişin de üzüntülü bir özlemden başka tadı yoktu.”
Zamanın akışı
Özellikle de zaman kavramının ele alınışında Veba’yla sürgünü ya da hapsi ele alan başka eserlerin anlatıları arasında bir dizi benzerlik, yakınlık bulmak mümkündür.
Örneğin romanın başlarında hastalığın ortaya çıkış süreci günlük temelde ele alınırken (”ilk fare”, “ilk hasta”, “ilk ölüm”, “karantinada ilk gün”, vb.) bir süre sonra zamanın akışı tamamen bulanıklaşır, hatta zamanın akışını bile hastalığın seyri belirlemeye başlar. Hastalık öncesi dönemi andıran bir zamansal devinim ancak mevsim dönüşlerinde gözlemlenebilir hale gelir.
Bellek
Salgın nedeniyle karantinaya alınmanın doğurduğu en önemli sonuçlarından biri, belleğin giderek bulanıklaşmasıdır. Romanda bu süreçler ayrıntılı olarak ele alınır: “Yaşadıkları şimdiki zamana karşı sabırsız, geçmişlerine düşman ve geleceği elinden alınmış olarak insan kaynaklı adaletin ya da nefretin parmaklıklar arkasında yaşamaya mahkûm ettiği kişilere benziyorduk biz de.”
Bu bulanıklaşma sonucu hem kapanma öncesi “normal” hayatın ve o andan beri görülemeyen yakınların yüzleri giderek bellekten silinmeye başlar hem de şimdiki zaman anlamını yitirir ve gelecek tasarımının ortadan kalkmasıyla tüm bir yaşam tarzı uçup gider.
Tanıklık
Yazar işte bu nedenle kendi işlevini de yaşananlara tanıklık etmek olarak belirler: “[Anlatıcı] niçin araya girdiğini açıklamak ve tarafsız tanık üslubunu seçmeye özen göstermesinin anlaşılması istiyor. Ama bunu uygun, ölçülü bir tutumla yapmak istemiştir. Genel olarak gördüklerinden fazlasını anlatmamaya, veba dostlarına, gerçekte sahip olmayacakları düşünceleri yakıştırmamaya ve yalnızca rastlantı ya da kötü talihin kendisine sunduğu metinleri kullanmaya özen göstermiştir”.
Hatta anlatıcı bir aşamada “sanatın sağladığı imkanları da kullanmadığını” belirterek, romanın dilinin ve anlatımının fazla “düz” olduğunu yönünde sonradan yöneltilecek kimi eleştirileri peşinen boşa çıkartmıştır: Yazar Camus’nün bu roman için seçtiği anlatım tarzı ve seçilen dilin sadeliği kasıtlıdır: Anlatıcının [yazarın] derdi kendini öne çıkarmak, kahramanlaştırmak değil, “herkes adına konuşmaktı”.
“Dürüst bir yüreğin kurallarına uygun olarak, isteyerek kurbanın tarafını tutmuş ve insanları, aynı kenti paylaştığı insanları, yalnızca aşk, acı, sürgün gibi ortak inançları çevresinde birleştirmek istemiştir. İşte böylece, tek bir acı yoktur kentlilerce paylaşmasın, ya da tek bir durum yoktur kendisi de sahiplenmesin. (…) Sadık bir tanık olmak için özellikle olayları, belgeleri ve söylentileri aktarmalıydı. Ama kişisel olarak kendi söyleyeceği, kendi bekleyişini, kendi geçirdiği sınavları dile getirmemeliydi”.
Kadınlar
Romana yöneltilebilecek önemli eleştirilerden biri, kadın karakterlerin silikliğidir: Romanda nice kadın vardır ama aslında yoktular… Kadın ya uzaklara gitmiş eştir ya uzaklarda kalmış sevgilidir ya da yanı baştaki sessiz, şefkatli, varlığını pek hissettirmeden hizmet eden annedir, başka bir değişle hiçbiri özne değildir.
Gerçi bu durum hem Camus’nün başka kitaplarında hem de dönemim birçok başka eserinde karşımıza çıktığı için ayrıca ele alınmayı hak etmektedir.
Araplar
Bir diğer önemli eksik özne de Araplardır. Hikâye Cezayir’in Oran kentinde yaşandığı halde romanda tek bir Arap karakter yoktur. Başka bir deyişle Araplar kendi ülkelerinde yan karakter dahi olamayacak kadar siliktir, ki bu da hele bugünden geriye dönüp bakıldığında sömürge gerçeğinin çarpıcı bir dışavurumudur.
Bunu vurgulayan ilginç bir cümle, hastalığa veba tanısı konma aşamasında iki hekim arasındaki bir sohbete yansıyan şu cümledir: “Hem sonra, bir meslektaşın dediği gibi: Olamaz bu, herkes Batı’da bunun ortadan yok olduğunu biliyor”.
Demek ki o dönemde Cezayir birçok Batılı aydın tarafından “Batı”nın bir parçası olarak algılanıyor. Belli ki “Batı” bir coğrafya değil, aslında bir “habitat”: Batılıların yaşadığı her yer “Batı”dır!
Romandaki bu çarpıcı eksiklik, Camus’nün Cezayir doğumlu olması, bir dönem Cezayir Komünist Partisinde militanlık yapması, sömürge sistemine açıkça karşı çıkmış bir aydın olması nedeniyle daha da tuhaftır.
Gerçi Camus birçok çevre tarafından Cezayir’in bağımsızlığını desteklemediği ve Cezayir Ulusal Kurtuluş Cephesi FLN’in sivilleri de hedef alan eylemlerine karşı çıktığı için çok eleştirilmiştir.
Öte yandan, Camus bağımsızlığı desteklememekle birlikte, sömürge sistemine son verilmesinden yana olduğunu her zaman açıkça belirtmiştir. Onun hayalini kurduğu sistem, bağımsızlığa gerek bırakmayacak şekilde eşitlik temelinde federal ya da özerklik türü yeni bir ortaklığa geçilmesiydi.
Camus’nün FLN’in sivilleri de hedef alınmasına karşı çıkması aslında Cezayir’e özgü değildi, daha genel anlamda “hedefe varmak için her yol mubah” anlayışına karşı çıkmasıyla alakalıydı.
Dolayısıyla, yazarın bu siyasi yaklaşımlarının doğruluğu yanlışlığı ayrı mesele, ama Veba’da bir Arap öznenin yer almayışını bu siyasi tartışmalara bağlamak pek doğru olmaz.
SONUÇ
Camus’nün Veba’yı yazarken bir yandan da bugün pandemi sırasında yaşayacaklarımızın bir kısmını neredeyse 80 yıl öncesinden görüp betimlemesi elbette hem onun dehasının hem de edebiyatın gücünün kanıtıdır.
Ancak Camus’nün asıl katkısı, toplumsal felaketlerle mücadele için bu romanda ortaya koyduğu felsefi yaklaşımdır.
Özetleyecek olursak: “İstesen de ‘bana ne’ diyemezsin/isyan edeceksin/ korkmayacaksın/insanların ölmesine razı olmayacaksın/gerekirse tanrıya bile karşı geleceksin/insanlık onuruna sahip çıkarak yılmadan mücadele edeceksin çünkü başka çaren yok/ama kendini de kahraman sanmayacaksın…”
Camus’ye göre edebiyatçıya düşen ise, bunu bir kahramanlık destanına dönüştürmeden mücadeleye tanıklık etmek, onu sonraki kuşaklara aktarmaktır.
Camus’nün bu romanda yaptığı tam da budur, anlatıcısı gibi o da: “Susanların arasında yer almamak, o vebalılardan yana tanıklık etmek, onlara yönelik adaletsizliği ve şiddete ilişkin en azından bir anı bırakmak ve felaketlerin ortasında neler öğrenildiğini, insanların içinde hor görülecek şeylerden çok, hayranlık duyulacak şeylerin bulunduğunu söylemek için burada son bulan anlatıyı kaleme almaya karar verdi.
Çünkü biliyordu ki insanlar kendilerini özgür sansalar da “felaketler oldukça kimse asla özgür olamayacak”; dolayısıyla tıpkı roman karakteri Rieux gibi o da “belki bir gün insanların bir mutsuzluk yaşaması ya da bir şeyler öğrenmesi için vebanın kendi farelerini uyandırıp mutlu bir kente ölmeye yollayabileceğinden haberi olmadığını biliyordu”.
İşte bunun için yazılışından onlarca yıl sonra yine ve yeniden okumak gerek Camus’nün romanını. Veba ya da Corona ya da başka kara vebalar, kılık değiştirmiş faşizmler geri gelecek: Hazırlıklı olmak gerek…
https://www.artigercek.com/yazarlayigit-benevebayi-camus-nun-felsefesiyle-alt-etmek
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.05.28 06:56 bipobat Hazır erken seçim polemikleri varken; oldu da iktidar değişti, ekonomi kurtulur mu?

Yazdığım ilk iki yazının ardından biraz zaman geçti farkındayım ama gündemin durulmaması ve inanılmaz iş yoğunluğum nedenleriyle elim bir türlü gitmedi. Umarım özellikle bu konuları merak eden arkadaşlar bu yazıya erişim sağlayabilir, arada kaybolup gitmez. Birazdan yazacaklarımı yazarken kişisel siyasi görüşümü çok karıştırmadan, olmuşları ve olabilecekleri, akademik eğilim olarak post-modern bir akış açısı ile ele almaya çalışacağım. Tamamiyle sizin fikirlerinizi yansıtmayabileceği gibi, ben ne dersem doğrudur gibi bir tripte de olmadığımı bilin. Bunu tamamiyle kafa boşaltmak ve bu konulara ilgi duyanları teşvik etmek adına yazıyorum.
İlk yazıda bir erken seçim ihtimaline değinmiştim. Son dönemde bunu desteklediğini düşündüğümüz bir eylem gerçekleşti ve Erdoğan yeni bir "gönül seferberliği" başlatılmasını istedi (Link: https://www.hurriyet.com.tgundem/cumhurbaskani-erdogan-duyurdu-yarindan-tezi-yok-yeni-bir-gonul-seferberligi-baslatiyoruz-41524421 ). Bu her ne kadar erken seçim kapılarını aralıyor gibi görünse de henüz bunu söylemek için erken. Son yıllarda, başkanının bir siyasi partiye aşırı yakınlığını tasvip etmesem de, güvendiğim birkaç araştırma firmasından biri olan Avrasya Araştırma da Erdoğan'ın şu anki oy oranı ile baskın bir seçimde dahi kazanamayacağını tahmin ediyor (Twitterları: https://twitter.com/avrasyaanket ). Virüsü de dikkate alınca 2020 yılında bir erken seçim pek mümkün değil. Ben de Erdoğan'ın bu isteğini erken seçim olarak değil, küsen seçmenle barışmak ve bir nabız yoklamak olarak değerlendiriyorum
Ama... Bir ihtimal daha var; o da swap bulmak. Bildiğiniz üzere yakın dönemde bir dolar şoku yaşadık ve piyasayı izlediğim kadarıyla, birkaç haftadır süren sabit düşüşe rağmen ikinci yolda. Eğer Türkiye yakın bir zaman içinde, Katar'la olan fiyasko gibi değil, gerçek bir swap anlaşması bulursa, işte o zaman oy vermeye hazır olun. Peki swap bulunursa ne olur? (1) Hükümet, yıllardır sürdürdüğü dolar baskılama politikasına devam eder ve doları psikolojik sınırlarda tutmak için swapten elde ettiği parayı piyasaya yavaş yavaş salarak kısa vadeli bir rahatlama yaratır. (2) Borç vadelerindeki kaynak rahatlaması sayesinde, virüs sürecinde basılan paralar sosyal yardım olarak orta-alt gelirli AKP'lilere akar. Ancak ne rahatlama ne de yardımlar 2021'in 3. ayından sonrasını (ilk çeyrek) çıkaramayacağından, iktidar o aralıkta bir baskın erken seçim yapabilir. Çünkü swap olsun ya da olmasın -olmayacak gibi duruyor şu an- genel eğilime bakıldığında 2021 yılından sonra legal yollarla yapılacak herhangi bir seçimde Cumhur İttifakının iktidar olma şansı yok. Çünkü sosyo-ekonomik olarak bizim AKP seçmen kitlesini oluşturan muhafazakar halkımız, ekonomiye önem verse de görmediği paranın etkisini dikkate almıyor. Yani erişemediği ya da kullanmadığı teknolojik ürüne yapılan vergi zammı onu ilgilendirmiyor ya da girmediği sınavın ücretinin artmasını umursamıyor. Ama İstanbul seçimleri gösterdi ki artık ekonomik sıkıntılar onlar tarafından da hissedilmeye başlandı ve tepki gelişiyor. Muhafazakar liberal seçmen gözünde yeni kurulan DEVA ve GP de bu açıdan önemli bir görev üstlenebilir gibi duruyor. Ama dilerseniz bunu da ilerleyen bir gün konuşalım bu yazı daha da uzamasın çünkü zaten uzun olacak.
Erken ya da tam zamanında bir seçim oldu ve hükümet değişti diyelim; ekonomide bunu hemen olumlu şekilde hisseder miyiz? Bunun net bir evet-hayır cevabı yok ancak yüzdesel olarak konuşursak %20 evet, %80 hayır derim. Bunun nedenlerini de 4 başlıkta ele alalım; 1- Zayıf iç üretim 2- Uzun vadeli yap-işlet-devretler ve devredecek borçlar 3- Şu anki iktidarın ekonomi politikası 4- Yeni iktidardan beklenen devletçilik adımları. Zayıf yerel ve iç üretim ve ödeme garantili y-i-d'ler ile borçlara uzun uzun değinmenin pek lüzumu yok. Daha önce konuştuk. İç üretim için üretici desteklenmeli, ödeme garantili y-i-d'ler için usulsüzlük göstergeleri toplanarak iptal yolları aranmalı ve borçlar yeniden yapılandırılmalı. Bunlar için izlenecek yollar çok çeşitli ama hepimizin tahmin ettiği şeyler. Yeni ya da eski her iktidar zaten buna bir plan yapar. Tutar, tutmaz o ayrı. Asıl önemli olanlar 3 ve 4.
Şu anki iktidarın ekonomi politikası tamamen doları baskılamaya ve sermaye kontrolüne yönelik. Ne demek bu? Doların belirli dönemlerde fırlamalar yaşadığını biliyoruz. Hükümet 2007-08 dönemindeki ekonomik krizden bu yana piyasaya Merkez Bankasından ara ara dolar salarak zaten ani yükselişleri engellemeye çalışıyordu ancak bu en son başvurulan yöntemdi. 2010 referandumu sonrası atılan adımları takip eden yabancı sıcak ve uzun vadeli sermaye, otoriter bir yapının gelişiminden korkup parasını Türkiye dışına taşımaya başlayınca ise bu bir alışkanlık haline geldi. Hükümet belli bir süre doları baskılıyor mermisi bitince dolar fırlıyor, ardından yeni bulunan kaynak ile dolar küçük küçük yeniden baskılanıyor, o kaynak da suyunu çekince yine bir şok, Merkez Bankası net rezervlerine başvuruluyor, küçük küçük geri çekilmeler yaşanıyor ve yeniden patlıyor... Bu artık Türkiye'deki dolar hareketinin genel profili haline gelmiş durumda (Bu linkten ya da herhangi başka bir siteden inceleyebilirsiniz: https://tr.tradingview.com/chart/?symbol=FX%3AUSDTRY ). Son dönemde de insanların aldığı dövizlerdeki kambiyo vergisinin arttırılması, yüksek yurt dışına döviz çıkışlı hareketlerin sorgulanması ve ithalat sınırları literatürde sermaye kontrolü dediğimiz şeyler zaten. Yani devlet içerideki döviz bazlı paranın hareketini kısıtlayarak yurt dışına çıkmasını engelleme niyetinde. Peki işe yarar mı? Hayır. Yatırımlar yastık altı olur, yabancı firmanın parasını yurt dışına çıkarması zaten suç değildir, başımız davalarla belaya girer ve üretmediğin ürünün ithalatını kısıtlamak ham madde ve ürün kıtlığına dayalı bir devalüasyona neden olur. Önünü alamazsınız. E koca iktidar bunu bilmiyor mu? Elbette biliyor ama kısa vadeli dolar düşüşleri ile swap umudunu diri tutup erken seçim patlatma hevesindeler. Her neyse, peki yeni hükümet ne yapacak? Bu konuda iç açıcı olamayacağım. Eğer 6 tl civarındaki dolar patlıyor, 7.27'yi görüyor ve ardından yeni direncini 6.75 civarlarında buluyorsa, zaten o doların reel değeri 7 liradır. Tüm baskılamalara rağmen 7.27'yi gören Türkiye örneğinde ise o doların değeri 8 belki de 9 lira civarındadır. Hatta bazı firmaların maliyet forecastlerini, maliyet forecasti gelecek dönemdeki üretimin toplam maliyetine dair tahminlemeler yapmak demek, 10 lira üzerinden yaptığı bile söyleniyor. Bu biraz kişisel kaynaklardan gelen bir bilgi olduğu için bunu pek açmayacağım. Yani eğer yeni gelen potansiyel bir iktidar bu ülkeyi gerçekten kurtarma hevesindeyse doların üzerindeki zoraki baskılamayı kaldırmak zorunda. Çünkü dolar baskılamaya harcanan para, doların yükselmesinden görülecek zarardan çok daha büyük, bunda hepimiz hemfikirizdir sanırım artık. Bu durumda da potansiyel yeni iktidarın ilk yılında doların muhtemelen hak ettiği değerlere 8, 9 belki -eğer hakikaten kasada bir şey kalmadıysa- 10 liralara çıktığını görebiliriz. Peki hiç mi düşmeyecek? Elbette düşecek, yeni gelen hükümetler her zaman yabancı yatırımcının hoşuna gider; hele bir de bu yeni iktidar hukuk, temel insan hakları gibi değerleri Türkiye için yeniden anlamlı hale getirebilir, insanları ülke içi para harcama konusunda cesaretlendirebilirse tadından yenmez. Yarın bir gün parasının içeride kalmayacağına güvenen, bu ülkede yaptığı anlaşmanın hukuksal bir karşılığı olduğunu düşünen ve hevesli bir iş gücü ve tüketici potansiyeli bulan her firma bu ülkeye yatırım yapmak ister. Hatta dolardaki yükseliş böyle bir tabloda fırsat bile olur. Buna hazırlıklı olun, ulan hükümeti değiştirdik dolar yükseldi diyip karamsarlığa düşmeyin.
Peki yeni gelen hükümetin ekonomik tutumu ne olmalı? Şimdi Türkiye'de yıllardır süregelen bir tartışma var; AKP liberal mi, değil mi? AKP'nin 2002-2006 yıları arasındaki eğilimi neo-liberaldir ve ekonomi açısından desteklenecek yönleri vardır. Ancak liberallik, sadece ekonomiyi özel sektöre devretmek demek değildir. Liberal tutumu olan bir devlet, bireyin özgürlüklerini de garanti altına almalıdır. Liberal ülkeler dediğimiz ülkelerde ön plana her şeyden önce rahat yaşam tarzı, insan hakları ve kişisel hürriyetler çıkar. Şu an ben komünistim, sosyalistim ya da şeriatçıyım, muhafazakarım diyen vatandaşlar fırsatları olsa Çin'e, Kore'ye ya da Suudi Arabistan'a İran'a değil Finlandiya, Norveç, Danimarka'ya gider. Ekonomiyi özel sektöre devreder ancak bireyi kısıtlarsanız, o birey tüketmez ve üretmez. Son 10 yıldır uygulanan sermaye kontrolleri ve yandaş ihaleleri de liberal değil, otoriter bir yönetim göstergesidir. Yandaşa verileceği kesin olan bir ihaleye kimse katılmaz, çünkü kime gideceği bellidir, görünürde liberal, uygulamada nepotik (kayırmacı) devletçiliktir. Öyleyse insanların tivit atmaya korktukları ve özellikle dini konularda baskı hissettikleri şu tabloda AKP'ye sadece özelleştirmeler üzerinden liberal demek mümkün değil. Fakat bizim ülkemizde özellikle solcu ve kısmen de milliyetçi dediğimiz iki kesim liberalliği ve kapitalizmi, sömürülme ya da özü kaybetme ile eş anlamlı gördüğünden liberalliği istememektedir. Bu nedenle liberalliği AKP'ye mal etmektedir, halbuki kendini gerçekten liberal olarak gören Cem Toker gibi insanlar AKP'lileri liberal değil argo "liboş" olarak tanımlamaktadır. Neyse... Olası bir seçimde benim gözümde en mantıklı aday halen Ekrem İmamoğlu -bu sizin için Mansur Yavaş ya da bir başkası olabilir, bu konuyu tartışmanın gereği yok-, ancak bir başkası olsa bile özellikle CHP'li ve İYİP'li seçmenin beklentisi daha devletçi bir ekonomik anlayış. Lakin bu anlayış ülkeyi daha içe kapanık, dış sermayenin yatırım yapacak alan bulamadığı ve şu anki torpil cennetinden daha kötü bir hale getirebilir. Salt devletçi, sosyalist ya da komünist bir ekonomi isterken şu örnekleri göz önüne alın;
- Muhalif görüşe sahip olduğu için devlette kadro bulamayan bir öğretmen özel okulda iş bulabilir. Sosyalist bir rejimde muhalif olma şansınız dahi elinizden alınır (Lenin ve gulagları vb.).
- Fiyat tekelinin devlette olmadığı, adil verginin uygulandığı bir sektörde fiyatlar rekabetten dolayı düşer, kampanyalara sık rastlanır.
- Devletin zorla vergi alınan televizyonu sadece iktidarı överken, Fox gibi kapitalist sermayeye bağlı kanallar tarafsız-muhalif yayın yapabilir.
- Sadece devletin iş imkanı sunduğu sektörlerde işçi hakları ve istihdam sayısı oldukça kötü durumdadır. Tekel'in özelleştirme öncesi halini hatırlayanlar olacaktır. Şu an ise mezun olan ve devlet tarafından istihdam edilen birey yüzdelerine göz atabilirsiniz.
- Devlet kadrolarına alımlarda mimleme ve nepotizm yaygındır. Türkiye canlı bir örnek.
- Devlet kaynaklarını her alana ayıramaz. Literatürde buna "fıstık ezmesini ekmeğe çok ince sürmek" deniyor, mantığını soran olursa anlatırım ( https://www.wsj.com/articles/SB116379821933826657 ). Kaynak kısıtlı, her alana yaymaya çalışınca hiçbirini düzgün yapamıyorsun, tadı olmuyor.
- Devlet keyfi yatırımlar yapabiliyor. Devlet başkanına saray, belli kurumlara ve derneklere hazineden bağışlar, örtülü ödenekler verilebiliyor. Denetleyebilecek pek organ kalmıyor.
- Üretim belirli ürünler çevresinde toplanıyor, bu da tüketime yansıyor. Sovyetler'deki patates muhabbeti de buradan geliyor.
- Türkiye gibi borcu olan ülkeler kaynağı yabancı yatırımcıdan buluyor. İhracattan ve turizmden gelen para olması için de en kötü ihtimalle özel sektörden iç yatırımcı gerekiyor. Sadece devletin otel açtığı bir ülkedeki yatak sayısı ile özel iç ve dış sermayenin maddi gücünü ve yatak sayısını bir hayal etmeyi deneyin ve karşılaştırın.
Aslında şu örneklere bakınca Türkiye'nin hali hazırda otoriter bir nepotik devletçi anlayışa sahip olduğunu görüyoruz. Ancak bazı muhalifler nedense al işte liberal ekonomi diyor. Ona bakarsanız Kuzey Kore de kendini demokratik bir cumhuriyet olarak tanımlıyor. Buralar biraz yerseniz söylemi ile açıklanacak cinsten. İyi de salt kapitalist-liberal bir ekonomi mükemmel midir de böyle konuşuyorum? Kat'iyetle değildir. Şu örneklere de bakalım;
- ABD'de sağlık hizmetleri sektörü tamamı ile özel. Parası olmayan tedavi şansı bulamıyor. Yardımlar herkese zamanında ulaşamayabiliyor.
-Özel sektör tamamen yandaşlardan oluşuyorsa, işe alımda ve fiyatta devletten farkı kalmıyor. Türkiye'deki bir şehirdeki elektrik hizmetlerinin genelde tek firmaya özelleştirilmesi bunu bir örneği, rekabet olmayınca fiyat keyfileşiyor.
- Bazı özel okullar öğrenciyi ve veliyi düdüklüyor.
- Devlet stratejik alanlardaki üretimlerini özel sektöre devrederek riske giriyor.
- Bizim gibi liberalliği maske olarak kullanan nepotik devletçi ülkelerde özel sektöre rant için doğaya ve insanlara zarar veriliyor.
Bu örnekler iki uç yaklaşım için de çoğaltılabilir. Öyleyse nispeten ekonomiden anlayan bir vatandaşın beklentisi PRAGMATİK bir devlet yönetimi olmalı. Devlet planlama teşkilatı yeniden kurularak yatırım kararları seçim yarışlarından ve iktidar değişikliklerinden bağımsız tutulmalı. Yabancı sermayeyi küstürmeyecek kadar özel sektörün hakkını koruyan, çalışan haklarını ve fiyatları denetleyebilecek kadar devletçi ve ülkenin doğal ve beşeri kaynaklarına zarar gelmeyecek şekilde özel sektör ile samimiyetini koparmış, profesyonel davranan bir anlayış olmadan bu bataktan çıkmamız mümkün görünmüyor. Seçmeninin istediğini değil, halkın çoğunluğunun yararına olanı yapabilen bir ekonomi yaklaşımından söz ediyorum. Burada kastım şu; bazı arkadaşlar oy verdikleri kişinin ya da partinin onun bütün fikirlerini tek kalemde kapsamasını ve şartlara göre asla değişmemesini bekliyor. Kişi kendisi bile devamlı aynı kişi olarak kalamazken bu beklenti çok absürt. Sağlam adımlar atacak şekilde planlı ancak duruma göre hareket edebilecek kadar esnek bir ekonomi olmadan şu anki konuştuklarımızı 10 yıl sonra yine konuşuruz. Beklentilerinizi ve aşırı radikal olduğunuz görüşlerinizi biraz kırpmanız bu ülkenin tahmin etmeyeceğiniz kadar hayrına olacaktır.
Sonuç olarak nedir peki? Biraz uzun olsa da ben önümüzdeki birkaç yılı teorik alana hakim bir ekonomi araştırmacısı bakış açısıyla böyle görüyorum. Yeni gelen bir iktidarın, -dövizi ekonominin temeline koyan ve bir ideoloji ışığında ekonomi yönetmeye çalışan anlayış değişebilirse- birinci dönemindeki ilk iki yılda kötüye giden bir grafik çizeceği ancak kalan yıllarında en azından şu anki ekonomik hasarı hafifletebileceği inancındayım. Ancak tam anlamı ile ekonomisi minimum çalkantıya sahip bir devlet halini almak için, doğru adımların atıldığı en az üç, belki beş dönem gerekecektir. Garantili özelleştirmeler ise ne yazık ki belki 10 hükümet görecek cinsten. Bunlar bize çok uzun zamanlar gibi gelse de tarih sahnesinde birkaç kısa andan ibaret olduğunu da unutmamak lazım. Yazıda bazı vurgulanan noktalar sizin görüşlerinizi yansıtmıyor olabilir. Ancak dediğim gibi radikal yönlerinizi baskılayarak bir de bu gözle bakmayı deneyin. Söz gelimi ben pragmatik liberal görüşe sahip bir insanım. Devletin insan için olduğuna ve özelleştirme yapılsa bile hayat başarısı anlamında dezavantajlı olan bir bireyin, ırkı, dini fark etmeksizin açıkta bırakılmaması gerektiğine inanıyorum. Bence devlet, sağlık dahil her alanda denetleyici kurum olarak kalmalı ve yatırım ve işletme haklarını özel sektöre vermeli. Sosyal güvenlik özelleşmeli, emekli maaşlarını devlet değil, bireyin hür iradesi ile seçtiği şirket ödemeli, devlet emeklilik yaşını net şekilde belirleyen ve ödemeleri denetleyen taraftan öteye geçmemeli. Tüm maaşlar brüt ödenmeli ve vatandaş vergisini kendisi, özel vergi dairelerinde, sistem gitti diyen ve 5'i bekleyen memura takılmadan yatırmalı. Bence işte o zaman vatandaş vergiyi denetlemek neymiş öğrenir, cebinden çıkan parayı görünce şimdiki gibi itibar diye gezmez ortalıkta. Bu örnekler benim ideallerim. Ancak devlet iyi denetleyemez de o karlar yurt dışına kaçırılır, özel sektör çalışanına hayvan gibi davranır, ülke isteyenin oteli için arazi yakabileceği bir alana dönerse diye bir korku da duymuyor değilim. Demek ki benim ideallerim Türkiye için en doğrusu olmayabilir ve muhtemelen sizinki de değil. Yine de benim belirttiğim kadar katı olmayan ve en azından sağlığı bile özelleştirme arayışına girmeyen, pragmatik bir sosyal liberalizm bu ülkenin ilacı olur diye düşünüyorum. Uzun bir yazı olduğu için özür dilerim. Katılmadığınız noktaları lütfen anlaşılır şekilde ve gerekçelendirerek yazın. Farazi söylemlerden kaçının. Kafanıza takılan açılmasını istediğiniz şeyler varsa belirtin. Görüşürüz.
submitted by bipobat to KGBTR [link] [comments]


2020.02.23 08:38 bariscsknr Bohem Bir İlişkinin Yıkıcı Ayrılık Parodisi - 2. Perde (TRAGEDYA)

OLAY BİR EVDE GEÇMEKTEDİR. K KADIN, B ERKEKTİR.
K - Burçlar kaymış amk, yengeç ne ya? Allahın histerik burcu. Bugün hiçbir iş doğru gitmez mi? Hay böyle işin ta içine..
B - Benim E'nin burcu da yengeçti. Belli oldu şu aralar senin de neden böyle göt olduğun. O da az göt değildi. Benzediniz birbirinize.
K - Oğlum esas sen götsün ki göt gibi ortada kalıyorsun her seferinde. Kaşınma, insanın damarına basıyorsun. Ben de acımasız olacam, salağa bak E ile kıyaslıyor beni.
B - Ne yaptığının farkında olmak da güzel bir şey tabi.
K - Ben bir şey yapmadım valla, yara kaşıyan sensin. Bırakmıyorsun kabuk bağlasın. O kadar kaşırsan, sonunda kanar böyle. Bence sen yaptığının farkına var biraz. Hala kendin yapıyorsun, sonra karşı tarafa adilik yapıyor gibi hissettirmeye çalışıyorsun. Hasta mısın lan sen, doğru söyle?
B - Yaptınız yaptınız, hepiniz yaptınız. Önce kolay olan benim yanımdı, kaldınız. Zor olsaydı başta giderdiniz. Sonra benden daha kolay olan bir yer buldunuz, oraya gittiniz. Ne de olsa artık B'ye ihtiyacınız yoktu. Yeni destekçileriniz, yeni sosyal çevreniz olacaktı. Hepiniz yolunu bulunca, göt gibi bıraktınız.
Kabul edin, böyle bir götsünüz siz işte ve hayatınızı da kendiniz gibi götlerle geçireceksiniz. Çünkü size değer verip musamma gösterenler, kalpleri kırılmış ve yorulmuş bir şekilde, sizi hayatlarından sonsuza dek siktir edip, atacak.
K - Sen mi bana değer verdin, yuh!! Sen değer veriyorsun da canım, hiç karşındakine bunu gösterme, gönlünü hoş tutma gereği duymuyorsun. Herkes senin isteğin zaman, sana istediğin gibi davranacak. Senin tavır bu yani, kusura bakma.
Ha kendini de kandırabilirsin tabi. Bu kadınlar sana ihtiyaç duydu, sonra başka birilerini buldu gitti diye.
Sosyal çevrenin desteklemesine gelince, artık sana diyecek lafımın kalmadığı son nokta. Kör müsün lan sen? Beni destekleyen bir sosyal çevrem var gibi mi görünüyor o taraftan.
Ayrıca yine diyorum, başkalarının mutsuzluklarını kendine mutluluk edinirsen, kendine başarı sayarsan esas sen mutsuz olursun. Bunu kendine yapma. Es kaza başarılı, mutlu falan olurum sonra kahredersin kendini.
B - Bana kimse ihtiyaç duymadı. Ben ihtiyaç duyulacak biri değilim. Ama benim yanımda kalmak senin kolayındı, sonra oraya gitmek daha kolay oldu. Yani buradayken de kendini düşünüyordun, giderken de kendini düşündün. Hatta benimle eve çıkarken bile, içten içe kendini düşündün. Onun için insana değer vermekten bahsetme.
Son olarak başkalarının mutluluğu veya mutsuzluğu üzerine kendimi bir duyguya sokacak değilim. Mutlu olmaktan bahsediyorsun, insanlarının mutluluk anlayışları görecelidir. Ama benim mutluluk anlayışımla zaten mutlu olsaydın bu durumda olmazdın ki senin mutluluk anlayışın beni ne kıskandırır ne de kahreder, sadece acırım.
Ben en kötü, en sefil halimde bile mutlu oldum, kimseye de ihtiyaç duymadım. Hatta en kötü, sefil ve yalnız halim mutlu olduğum yegane yerdi. ama sen her zaman mutlu olmak için bana veya bir başkasına ihtiyaç duyacaksın.
K - Ben tabiki de kendimle ilgili şeyleri her zaman düşünüyordum. Ama içimde seninle ilgili olan çelişkilerin sebebi, tamamen senin davranışlarındı.
Ben seni ailem gibi görecek bir aşkla, bir bağlılıkla sevmek istedim. Güzeli, değerlisi buydu çünkü. Ama sen buna karşılık vermedin. Üstüne basa basa söyledim, düzeltilmesi gereken şeylerin ne olduğunu biliyorsun.
Bana sevmeyi bilmeyen kadınlar tarafından terkedilmiş ıssız adam tribi yapma. Ben nasıl sevdiğimi ve nasıl sevilmek istediğimi çok net ortaya koydum ve senle ilk eve çıktığım gün de adım gibi emindim ne gibi sorunlarımız olacağından.
Yanlış anlama asla sen suçlusun demiyorum. Benim de hatalarım vardı, kimin olmaz ki. Ama bazı konular vardı ki senin içine işlemiş, ne yaparsam yapayım o konularda değişme ihtiyacı hiç hissetmedin. İçten içe sen de biliyorsun ne gibi konular olduğunu. Çok konuştuk çünkü, çok da kabul ettin bazı şeyleri, kabul etmesen de anladın, hak verdin.
Beni içten pazarlıklı olmakla suçlayamazsın. İlişkinin her köşesinde sana duygularımı, düşüncelerimi açtım. Açamadığım zamanlarda da sen aylarca sustuğun ve beni ittiğin içindi. Kendimce bi yola girmek zorunda kaldım. Kısacası senin gibi yalnız hareket ettim hayatta. Yani ben fiziken evden çıktım diye terketmiş falan değilim. Daha önce de söyledim. Sen beni baştan terkettin zaten.
"Aldattın beni kendi kendinle, mecburi hizmetteyken ben yaşam bölüğünde" ve ben hala seninleyken, bazı güzel günlerimiz hariç, sıklıkla olduğu gibi tek kişiyim.
B - Bunu söyleyin sen olması çok komik. O zaman ben de sana şöyle diyim ''zaman aralığını süpürmeyi unutma ben yokken"
K - Birbirimizin ihtiyaçları var. Sevme ve sevilme ihtiyaçlarımız, iletişim kurma ihtiyaçlarımız, kendimizle iletişim kurulması ihtiyaçlarımız ve tarzlarımız gibi. Soru şu; iki taraf da bu ihtiyaçlara ve tarzlara özverili bir şekilde karşılık vermeye razı mı? Yoksa herkes oturduğu yerden, benim istediğim olsun mu diyecek, sıkışınca da laf dalaşına mı girilecek?
Sen çocuğu bile reddediyosun. Ben bu konuda bile o kadar açıktım ki. Çok zor iş evet, hiç yapasım da yok ama yaşlanınca bir ailem olsun istiyorum kocaman ve sıcacık. Tek başıma ölmek istemiyorum. Sırf bunun için de sağlıklı büyüyebilecekleri bir ortamda, iyi niyetli, sevgi dolu bir babayla birlikte çocuklarım olsun isterim. Sen ona da "ne çocuğu" deyip, kestirip attın. Daha ne diyeyim sana. Ben keyfimden bir şey yapmıyorum.
Bir ilişkide iki tarafın da sorumlulukları, hataları vs'si vardır. Sen suçu seni terkettiğini düşündüğün kadınlara atıyorsun ve kendinde hiçbir sorumluluk hissetmiyorsun.
Herkesin iyi ve kötü olduğu alanlar vardır. İyi niyet bunları ortaklaştırıp, ortak bir hayat kurabilmekte gizlidir. Sen beni beğenirken bile kötü niyetlisin, dönüp de beni içten pazarlıklı, bencil, kendini düşünüyor diye suçlama hiç. Burada illaki kendini en çok düşünen biri arıyorsak, bir dürüst ol kendine lütfen, bir objektif bak.
B - Tamam, peki. Bitti, geçti sorun yok artık. Uzatmaya gerek yok ama madem ben böyle biriydim keşke 2 yıl kalmasaydın benle. Terkettikten sonra da hala hayatımdaki en yakın insan sensin demeseydin.
K - Hadi ya. Senin laf sokacağın kısım geçince "iyi, peki, artık geçti" Bu yüzden göt gibi ortada kalıyorsun. Çünkü götlük yapıyorsun.
B - Her ne boksa işte. Cevap versem veririm de gerek yok, boş bi tartışma. Güzel bir aile kurarsın umarım ileride, bir düzine çocuğun olur, emzirirsin onları.
K - Bir düzine olmaz, o kadar da değil. Ben seni hala öyle görmek istiyorum ama sen istemiyorsun, elinden geleni yapıyorsun yani. Arkadaşım bile olmak istemiyosun. Bir normalleştiremiyoruz ilişkimizi.
B - Evet istemiyorum. Çünkü sen benim arkadaşım değilsin.
K - İyi ama sevgilin de olmadım hiç.
B - Olmadıysan geçmiş olsun o zaman.
K - Madem öyle, hiç teklif etmeseydin. Sevgili gibi davranmıyacaksan niye teklif ettin?
B - Kusura bakma yaptım bi eşeklik, affet.
K - Madem ben 2 yıl kalmışım laf ediyorsun. Hala tek taraflı bir ağızla konuşuyorsun. Ben sana 1. yılın sonunda dedim evleri ayıralım, öyle devam edelim, böyle yıpratıyoruz. Hem biraz nefes alırız, hem ilişkiyi gözden geçiririz. Demedim mi söylesene. Boş boş, yalan yanlış konuşuyorsun. Beni sen zorladın, resmen terketmekle tehdit ettin beni. Şimdi ne oldu, ayrılmadık mı?
B - O gün yapsaydın keşke, bugünki gibi gitseydin, ne diye durdun?
K - Ben senin gibi tek başıma karalar almıyorum, seni de dinliyorum.
B - Beni dinledin de sonuç ne oldu?
K - Senin gönlün yoktu.
B - Bu gidişinde çok gönüllüydüm, değil mi? Boşversene.
K - Hayır ayrılmak zorunda değildik. Sen benimle ilişki kurmamakta ısrarcısın. Bazı isteklerimi görmezden geliyorsun, anlamak istemiyosun.
B - Neymiş isteklerin, çocuk mu?
K - He, evet. Hadi gel yapah bi tane.
B - Gel yapak tabi, baban bakar. Yapıp yapıp anana veririz.
K - İşte abi, isteklerin çok mu diyorsun. Şu tavır zaten problem olan, senin şu tavrın. Bir de neyi, ne zaman şakaya vurup, neyi ciddiye alacağını bilmiyorsun. Çığlık atsam ölüyorum diye, senin aklına yatmazsa kıçını kaldırıp gelmezsin.
Beni, ben hala yaşarken, cıvıl cıvılken sev. Ölümümün, yokluğumun üstünden siyaset yapma. Arkamdan konuşma, çünkü şu an yaptığın bu. Sanki birlikte yaşamamışız, tek ben yaşamışım gibi kendinde hiçbir açık görmeden şu anda bana saldırıyorsun. Sadece fiziki olarak yokum diye ve bunun örneklerini hayatında gördün diye karşındakini suçluyorsun. Sence de çok açık değilmi ?
Neden hep böyle oluyor. Madem hep başına geliyor, kendini sorgulaman gerekmiyor mu ? Şahsen genelde insanlar öyle yapar. Acaba aynı şeyi defalarca tekrarladığını göremiyor musun? Aptallığın açık kanıtı bu, Albert Einstein.
B - Çok klişe ve aptalca bir söz.
K - Evet çok klişe ama fazla evrensel olduğunu düşünüyorum. Sende bir götlük var. Ya seçimlerini değiştir ya da kendini. Aynı seçimlerle aynı şeyleri yaparsan sonuç farklı olmayacak gibi.
B - Evet, en iyisi köylü bir kadın bulmak.
K - Çok net yani.
B - Evet öyle. Değiştirmem lazım.
Sağol yaşam uzmanı, teşekkür ederim bu engin bilgilerin için. Ama sen de değiştir bence tercihlerini.
K - Yaşam uzmanı değilim, ben bi bok değilim. Ama sen de bi bok değilsin. Kendini gökten aşağı indirdiğinde göreceksin bir bok olmadığını. Asla anlamak istemiyeceksin değil mi?
B- İstemiyecem, anlamıyacam. Çünkü anlaşılacak bir şey yok. Gerçek çok net, ben İsa Mesihim.
K - İsa Mesih olabilirsin ama beni mutlu etmek istemedin. Hayır, sen mutsuzsun. Hepimizin mutsuzlukları var ama ben sadece en azından sevgilimle mutlulukları daha çok paylaşmak, mutsuzlukları da paylaşarak azaltmak istedim. Sen tersini yapıyorsun. Mutsuzluğu arttırıyor, mutluluğu da sömürüyorsun. Bazı şeyler o kadar somut ki şu anda söylerim.
Oğlum demokratik bir kafan olsa, her yolu, her çareyi bulursun bir sorunu çözmek için ya da hayatındaki her şey için ama sen takılıyorsun bir noktaya ve kimseyi duymak, dinlemek istemiyorsun. Dolayısıyla seninle ilerlenemiyor.
B - Ben seni mutlu etmek istemedim falan diye bir şey yok. Sen çok mutlu olmak zorundaydın, aşırı mutlu. Her zaman yetinemedin, böyle bir gerçek vardı. Kendini bu sefilliğe layık görmedin. Çünkü sen padişah kızıydın, olay bu yani.
Ben demokratik falan olduğumu da iddaa etmiyorum. Demokrasiyi sevmem. Akıllılar vardır, bir de aptallar. Ya itaat edersin, ya da itaat edilirsin. Gerçek olan budur. Demokrasi, bunun üstüne giydirilen kıyafettir.
K - Hala yaftalıyorsun. Ben padişah kızıyım ya, ne demezsin.
Sen tam bir gerzeksin biliyor musun? Bu sözlerin hiç bir gerçekçilği yok. Sen de biliyorsun, bu sözlerine kendin bile inanmıyorsun. Sırf şu anda beni yaralamak için söylediğin şeyler.
En nefret ettiğim, en çelişkiye düştüğüm, denge kurmaya çalıştığım konu üzerine gidiyorsun. İnsanı mutsuz ediyorsun ve buna dair gerçekten art niyetli bi çaban var. Çünkü hazmedemiyorsun, sen oturduğun yerden bekliyorsun. Bir şeyler ters gittiğinde hiç sorumluluk almıyorsun. Sonra da karşındakini yıkmaya, yok etmeye programlanıyorsun.
B - Yoo gerçekten böyle düşünüyorum. Gerçekten düşündüğüm şeylerdi onlar, sende gördüğüm bu benim.
K - O zaman kusura bakma ama sen bi bok anlamamışsın benle yaşadığından. Ben padişah kızıysam madem, sen de benimle beraber olduysan, o zaman sen de az paşa gönülllü biri değilmişsin, hata para yiyicimişsin. Sürekli para kavgamız olurdu zaten, demek buymuş. Bende para bok nasılsa.
B - Sende para çok değildi ama olmalıydı. Sen bence zengin bir sevgili bul, onunla çok mutlu olursun. Her gün çikolata, sinema, arabası da olsun ki gezebilin. İstanbul dışı falan yapın.
K - Yaaa yatlar, tekneler, evler isteyen sensin. İki gündür maaşım maaşım diye kendini paraladın. Kendi ihtiyaç duyduğun şeyleri bana söyleme. Benim umrumda değil. Ben kurtulmak istiyorum.
B - Param yok gerizekalı. Sanki maaş da on milyar. Evet, ben de olmasını isterdim ama yok ve gene de mutluyum. En azından olması gerektiği kadar mutluyum ama sen mutlu musun, bunu sor bir kendine.
K - Benim de yok ama bak ettiğin laflara. Paşa kızıymışım, demekki herkes göründüğü gibi değil.
B - Lan senin bi giderin mi var? Baban 100 lira verse hepsi abura, cubura, tüketime gidecek. Duyan da ev geçindiriyor sanır seni. Önce çalış da masraflarını karşıla. Sonra gel bana benim de param yok de. Ne kadınsın ya güldürdün beni gece gece. Diyo ki benim de param yok. İstanbul'da müstakil evde yaşıyor, param yok diyor.
K - Senin gelirin mi var angut? Hala kendini kandırıyor, ev geçindirdiğini falan sanıyor adama bak.
B - Maaşım var. Kendi masraflarımı kendim karşılıyorum en azından. Ben mutsuz değilim. Sen aşırı mutlu olmak istiyorsun, olay bu. Ben gayet eğlenceli biriyim aslında ama kullanmasını bilene.
K - Sen puştsun o zaman. Bu lafa bakılacak olursa puştun önce gideni gibi bir şey olman gerek.
B - Evet, bu bir gerçek ama sonuçta kadınlar da sırada beklemiyor. Zaman meselesi her şey, hayatın döngüsü, kadın erkek ilişkisinin bir sonucu, modern yaşamın evlilik biçimi, dost hayatı yani. Anlatabiliyor muyum?
K - Sonuçta geçen yıl da evleri ayırabilirdik, iyi niyetli olsaydın, daha doğrusu işine gelseydi. İlişkimize biraz emek vermek için yapsaydın, şimdi belki de aynı evde olurduk, belki bu yıl eve çıktığın kadın ben olurdum. Çok daha sağlam olurdu ama işine gelmiyor senin işte. Ben de ondan sana dedim "sen anca eğlenilecek adamsın" diye, "senden baba falan olmaz" diye. Ayrıca ben seninle eğlenmesini çok iyi bildim. Ancak istediğim sadece eğlence değildi. Sen evliliği eğlence diye algılıyorsun.
B - Ben eğlenilecek bir adamım, benden baba olmaz tamam. Baba olan birini bul o zaman. Neyi tartışıyorsun benimle anlamadım. Bence sen evlen. Baban seni eversin. Çok acil ihtiyacın var senin buna.
K - Çünkü sen hala benim en yakınımda, 2 yıl sonunda hala benim arkamdan kötü, abuk subuk konuşacak ve hala beni anlamayarak daha doğrusu öyle gibi davranarak yaralamaya çalışacak birisin.
Şunu da çok iyi biliyorsun ki ne kadar çok anlamamazlıktan gelirsen o kadar çok kendimi anlatmaya çalışacam ve ne kadar çok yaralanırsam o kadar çok uzun vadede senle konuşmayı sürdürecem. Çünkü hep kanayan bir yara olacak, çünkü hep anlaşılamamış olmanın acısını çekecem. Bunu bildiğin için de hala vurdum duymazlık yapıyorsun, kan akıtmaya çalışıyorsun.
B - Senin yeni bir sevgili bulacağın gün, benimle olan ilişkin bitecek ki bence zaten bugün her şey bitti, uzatmaları oynuyoruz. Boşuna kendini yorma. Yok anlatacam da, edecem de, senle ilişkimizi koruyacam da, arkadaş kalacaz da falan. Hikaye bunlar. Sen yoksun artık, ben de yokum, bitti gitti.
K - Hala daha yüzsüzce suçu bana atabiliyorsun. Buradaki en ala burjuva sensin ve o kadar tembelsin ki burjuvazinin rahatlığından uzak yaşıyorsun ama ilk fırsatta hemen kolaya konuyorsun.
Yok, senin öyle bir niyetin yok. Bizim ilişkimiz başladığı gün bitmişti ona bakarsan. Sen istemiyordun çünkü. Çünkü aynı öküzlüğü sürdümekte ısrarcı olacaktın.
B - Evet, ben seni hiç sevmedim, evet öküzüm ben. möööö mööö bak mööölüyorum.
K - Off ayak yapma. Sevmekle ilgisi yok. Sen insanın duygularını sömürüyorsun.
B - Sen de duygu sömürüsü yapıyorsun başka da bir bok yapmıyorsun. Senin bana karşı bir duygun yok, kandırma hem beni hem kendini.
K - Hayır, sen gayet insanın duygularını sömürüyorsun. Benim sana karşı duygudan fazlası var ama bu senin umrunda değil. Bu konuda hiç mi hatan yok ya, sen o kadar mı kusursuzsun, sürekli laf söylüyorsun, bi yerde kendini eleştir. Ben sevgililerimle arkadaş kalırım edebiyatını da gördük ki yalanmış.
B - O duygu dediğin kanayan bir yara, kendini pişman görme yarası. Yeni hayata başlarken, geride kalanları unutmadan önce, günah çıkarma psikolojisi. Sen bu evden giderken, o son konuşmalarla zaten o kanayan yarayı söküp attın, bak beni şair gibi konuşturuyorsun.
Evet yalandı. Patlak bir teori oldu o, tutmadı. Şu anda benle görüşmek isteyen bir tane eski sevgilim yok. Herkes kendi hayatında, sende öyle olacaksın.
K - O zaman sen, zaten ilişkimiz daha başlamadan yalan söylüyormuşsun. Çünkü E'yi falan arkadaşım diye yutturdun bana. Benle bir ilişkiye başlayınca kızı siktir ettin. O yüzden benim de aynı şeyi yapcağımı, aynı kafada olduğumu düşünüyorsun . Herkes senin bildiğin gibi değil, herkes sen gibi de değil. Biraz farklılıkları anlamaya, insanları anlamaya, dinlemeye, güvenmeye çalış. Nasıl korkunç yaralayıcı, bencil konuştuğunu asla bilemezsin. Bir de utanmadan karşı tarafı suçluyorsun.
B - Ben seni ne zaman siktir edecem biliyor musun, yeni sevgilin olduğu zaman, biriyle öpüştüğünü öğrendiğim zaman, biriyle el ele tutuştuğunu düşündüğüm zaman, o zaman işte seni siktir edecem, aramıcam, sormıcam. Bilgin olsun, açık net söylüyorum. Yani senin öyle yapacağını düşünmüyorum, zaten ben yapacam onu. Ayrıca ben ne dersem diyeyim, her şey olacağına varır. Ama ben kendimi biliyorum, benim dediklerim olacak neticede, çok net yani.
K - Tamam canım o zaman, kasma fazla sen. Sen çünkü her şeyi sana bağlı sanıyorsun. Her şeyi zaten kendine göre yapıyorsun, başka bi şey için izin vermiyorsun. Bu durumda zaten her şey senin dediğin gibi oluyor. Dediğim dedik diyorsun, diktatörlük yapıyorsun ve insanların hislerini, duygularını hiçe sayıyorsun.
Hala sadece sen varsın! Bu kadar yalancılıkla yaşamak istemiyorum. Sevdiğim gibi kalmanı istiyorum, en azından güzel anlarımızdaki gibi. Bazı şeyleri aynı anda yakalamayı başardığımız uyumlu, az da olsa birbirimizi mutlu ettiğimiz günlerimizdeki gibi, sana inandığım, hayalini kurduğum, yanındayken kendimi güvende hissetiğim gibi kalmasını istiyorum. Sen zaten hiç bir şeyin hayalini kurmuyosun, hala abuk subuk amaçsızca, can sıkmak için çabalıyorsun. Anlamıyorum da ne yapmaya çalıştığını.
Hatta dışarıda, ülkede, sokakta ne kadar kötü bir gün olmuşsa olsun, yanına geldiğimde her şeyin düzelmese de daha katlanılır bir hal alacağına inanmak istediğim, hakkını yemiyim, zaman zaman da her şeyi düzelttiğin sihirli anlardaki gibi kalsın.
Ben öpüştüm birileriyle, yatacak gibi oldum hatta. Artık ister görüş benimle, ister görüşme, ne yaparsan yap.
B - Teşekkür ederim, beni öldürdün, beni aldattın. Senden nefret ediyorum, sen çok pislik bir insansın.
Beni hiçbir şey kırmazdı ama bu kırdı hem de bu zamanda. Gerçekten çok teşekkür ederim, iyi olan her şeyin içine sıçtığın için.
Tam da düşündüğüm gibiymiş her şey. Sen tam bir pislikmişsin, orospuymuşsun. Artık siktir olup gidebilirsin hayatımdan, yaşattığın her şey için teşekkürler ve tebrikler.
PERDE KAPANIR.
submitted by bariscsknr to u/bariscsknr [link] [comments]


2019.12.16 15:17 Jammurger Küçük İşletmeler için Dijital Reklamcılığın İlk 5 Faydası

Dijital reklam stratejisi olmayan küçük bir işletme, kaptan sahibi olmayan bir gemi gibidir.
Abartı gibi geliyor mu?
Katılan riskleri düşündüğünüzde olmaz. İki milyardan fazla insanın 2021'de çevrimiçi alım yapması bekleniyor. Bu devasa rakam, hem ürün hem de hizmetleri içeriyor.
Yalnızca sayılara bakarak, küçük işletmenizin kullanabileceği çevrimiçi büyük bir kitle var. Doğru dijital reklam stratejisi uygulandığında, işletmenizin satışları, potansiyel müşterileri veya başka bir şey olsun, sonuçlarda gerçekten bir artış olduğunu görebilirsiniz.
Küçük bir işletme akılda tek bir amaç ile başlar: büyümek. Bunu yapmak için, insanları marka, ürün ve hizmetlerinden haberdar etmeleri gerekir. Ürünlerini veya hizmetlerini oradan çıkarmak için etkili dijital reklam stratejilerine ihtiyaçları var. Şimdi soru, hangi reklam stratejisinin kullanılacağıdır. Belki de en iyi cevap, şirketin vizyon ve hedeflerine en uygun cevaptır.
Sahip olabileceğiniz farklı dijital reklam kampanyalarından bazılarını tartışmak üzereyiz, ancak burada kilit nokta, kampanyanızın hedeflerinize uymasını istediğinizdir. Örneğin, en büyük ve en acil hedefiniz çevrimiçi satış ise, reklam bütçenizin tamamını takipçilerinizi büyüten bir kampanyaya yatırmanızı önermeyiz.
Kampanya ve hedeflerin nasıl hizalanmadığını gördünüz mü? Net hedeflere sahip olmak, bu gibi kesintilerden kaçınmanıza yardımcı olacaktır.

Digital Advertising Campaign Examples

📷
Çeşitlilik, dijital reklam kampanyalarına gelince oyunun adı. Küçük işletme sahipleri için bunlar, seçebilecekleri kampanya türleridir.
  1. E-posta Kampanyaları
Küçük işletme reklam kampanyaları için e-posta kampanyalarının bir zorunluluk olması gerekir. Öncelikle, kurulumu çok kolay olan e-posta bültenleri var. Web sitenize bir kayıt formu yerleştirirsiniz, böylece potansiyel müşteriler şirketiniz hakkındaki en son güncellemeleri bilir. Bu kayıtlar genellikle e-posta servis sağlayıcılarının izniyle web sitelerine entegre edilir.
Ancak, kendi web siteleri olmayan işletmeler ne durumda? Hala bu tür kampanyaları kullanabilirler mi?
Tabii ki. Tek yapmaları gereken Facebook sayfalarını kullanmak. Zaten bir e-posta listesine sahiplerse, küçük bir pazarlama kampanyası başlatmak için Facebook sayfalarıyla eşleştirebilirler.
Diğer e-posta pazarlama kampanyası türü, biraz daha karmaşık olan bir damla dizisi kampanyasıdır. Bu kampanya zaten etkin, mevcut bir e-posta listeniz veya müşteri listeniz varsa çalışır.
Damla dizisi kampanyaları, kullanıcının yaptığı veya yapmadığı belirli işlemlere dayanarak e-postalarınızın otomatik olarak gönderilmesini sağlar. Bir damla sekansı kampanyasına örnek, birisinin ürününüzü çevrimiçi alışveriş sepetine eklediği ancak teslim almadığıdır.
Ürünü hatırlatan ve teslim almalarını isteyen bir e-posta otomatik olarak gönderilebilir. Bültene dayalı bir e-posta pazarlama kampanyası ve bir damla dizisi kampanyası arasında seçim yapmak, yalnızca işinizin doğasına ve şu anda sizin için en anlamlı olana bağlıdır.
  1. PPC (Tıklama Başına Ödeme)
PPC reklamları yaygın ve etkili bir dijital reklamcılık stratejisi haline gelmiştir, ancak çok pahalı olabilirler. Kısacası, PPC, web sitenizin, Google’da arama yapan bazı anahtar kelimeler için en iyi ücretli arama motoru sonuçlarında yer almasını sağlar.
📷
İşletmeniz, popüler olduğu düşünülen anahtar kelimeler kullanıyorsa (ve diğer şirketler onlar için rekabet ediyorsa), bunun için bir miktar dolar harcamayı hazırlayın. Ancak bundan kaçınmak ve yine de PPC'yi etkili bir şekilde kullanmak istiyorsanız, daha uygun fiyatlı uzun kuyruklu anahtar kelimeleri her zaman kullanabilirsiniz.
Longtail anahtar kelimeleri daha fazla seçenek sunar, böylece daha ucuz ve bütçenize daha uygun kelimeleri bulabilirsiniz.
Reklam formatına gelince, video reklam oluşturmanın avantajlarından yararlanabilirsiniz. IAB’ın 2019 Video Reklam Harcama Raporu’nun son çalışmalarına dayanarak video reklam harcaması artmaya devam ediyor. Aslında, bu yıl% 25'e yükseldi. Ayrıca dünya çapındaki pazarlamacıların% 86'sı PPC kampanyaları için video reklamlar kullanıyor. Bu ne kadar etkili.
  1. İçerik Pazarlama
İçerik pazarlaması, trafiğin yanı sıra katılımın da artırılması için mükemmel bir seçenektir. Bu kampanyada, sahip olduğunuz hemen hemen her türlü içeriği kullanabilirsiniz.
Neye sahip olduğunuza veya şu an ne kullanmak istediğinize bağlı olarak, bloglar, infographicslar, videolar ve daha pek çok şeyle gidebilirsiniz. İçeriğiniz anahtar kelimeleriniz tarafından yönlendirilecek. Yani burada gerçekten ihtiyacınız olan şey, kalitesini kaybetmeden anahtar kelimeler açısından zengin içerik.
📷
İçeriğiniz için birincil itici güç blog postanızdır. Bu yüzden her gönderi, trafiği ve potansiyel müşterileri yönlendirecek bu kaliteli uzun kuyruk anahtar kelimelerine ihtiyaç duyar. Anahtar, gelip harika anahtar kelimeler kullanmaktır. Bunları kendi başınıza bulabilir veya harika anahtar kelimeler bulmak için araçlar kullanabilirsiniz.
  1. Sosyal Medya
Hepimiz sosyal medyanın gücünü biliyoruz. Diğer platformların rakiplerini zor bulduğu eşsiz bir erişim sunar.
📷
Yine de bir şey hakkında net olalım. Sosyal medya çalışmalarının işe yaraması için, yatırım yapmak için istekli olmanız gerekir. Ve burada hem zaman hem de paradan bahsediyoruz.
Ayrıca, çabalarınıza odaklanmak istediğiniz kesin sosyal medya ağı da önemlidir.
Facebook'ta olmasını ister misiniz? Ya da belki Twitter'da istersiniz? Tavsiyemiz, en çok hangi platformda aktif olduklarını görmek için hedef kitlenizi araştırmak için biraz zaman harcamak olacaktır!
Seçtiğiniz platforma bağlı olarak, organik (ücretsiz) seçenekler olabilir veya daha fazla “ücretli oyun” platformu olabilir. Yine de, sosyal medyada hedeflerinizi gerçekleştirmenize yardımcı olması için bir reklam bütçesi ayırmanızı tavsiye ederiz.
Dijital Reklamcılığın Yararları
İşte, markanızın görünürlüğünü ve nihayetinde satışlarını gerçekten arttırmak istiyorsanız, o zaman bir veya daha fazla kampanya ile gidebilirsiniz. Devam etmek için, dijital reklamcılığın ilk 5 yararının, bu kampanyalardan birini uygulayan küçük işletmeler için ne olduğuna bakmak en iyisi olacaktır.
📷
  1. Uygun Maliyetli
Dijital reklamcılık, özellikle çok daha pahalı olan geleneksel reklamcılıkla karşılaştırdığınızda düşük maliyetlidir. Küçük işletmeler için maliyet anlaşılabilir bir şekilde büyüktür. Kaynakları sınırlı olduğu için bütçelerini nasıl ve neye harcadıklarına çok dikkat etmeleri gerekir.
📷
Küçük bir şirketin sahibiyseniz ve basılı reklamlar, reklam panoları, bir reklam filmi vb. Geleneksel reklamlarla devam etmeye karar verirseniz, harcamaya hazır olun.
Bir grafik tasarımcısı işe almak, profesyonelce tasarlanmış gibi görünen reklamlar istiyorsanız verilir. Bir tasarımcıyı işe alma masrafının yanı sıra, reklamın bir dergide veya gazetede yer alması için de masraflar vardır.
Artık ekstra millere gidip televizyonda veya radyoda reklamlar yapmak isteyebilirsiniz. Bu harika ve yeni fırsatlar yaratıyor, ama aynı zamanda maliyetlerin artacağını (ve çoğu zaman yatırım getirisi için değil, ancak daha sonra başlayacağız) anlamanız gerekiyor.
Dijitalleşmeyi seçerseniz bu tür sorunlarınız olmaz. Çok daha uygun fiyatlı ve tamamen ücretsiz olabileceği durumlar bile var. Bazı sosyal medya platformlarında yayınlanmak size hiçbir şeye mal olmaz. Başka şeyler için kullanabileceğiniz paradan tasarruf ederken sosyal medyaya eşsiz bir erişime sahip olursunuz.
Google Reklamları veya Facebook Reklamları vb. İle dijital reklamcılığa yatırım yapsanız bile, 1000 gösterim başına maliyet veya tıklama başına maliyet, bir reklam panosuna veya basılı reklamlara ödeme yapmaktan (ki zaten pek çok kişiye ulaşamayacak şekilde) ödemekten çok daha ucuzdur.
  1. Hızlı ve Planlaması Kolay
Dijital reklamcılık ayrıca hızlı ve planlı olmanın avantajını da sunar. Aynısı, önceden planlanması gereken geleneksel reklamcılık için söylenemez. Haftalar hatta aylar alabilir.
Dijital reklamcılıkta durum böyle değil. Dijital reklam kampanyası oluşturmak için gereken geri dönüş süresi, geleneksel pazarlamaya göre çok daha hızlıdır.
Diyelim ki aniden ürünlerinizden biri için son dakikada satış yapmaya karar verdiniz. Dijital kullanıyorsanız, vaktiniz varsa ve ne yaptığınızı biliyorsanız, neredeyse anında bir reklam kampanyası yayınlayabilirsiniz.
Geleneksel pazarlama kaynakları, doğası gereği, bu kadar hızlı çalışacak kadar esnek değildir. Senden tek istediğin birkaç düğmeyi tıklamak, ve yakında dünyanın görmesi için reklamını orada görebilirsin.
Dijital olmak, ihtiyaç duyduğunuzda size hızlı bir değişiklik yapma seçeneği sunar. Zaman iş dünyasında böylesine önemli bir ürün ve küçük şirketler ve yeni başlayanlar için daha da fazlası. Zaman kazanabilmek, çok daha kısa sürede yatırım geri dönüşü (YG) elde etmek için daha iyi bir fırsat olduğu anlamına gelir.
  1. Takip Edilmesi Kolay
📷
Dijital reklamcılığın planlanması kolay olduğu için izlemesi de kolaydır. Reklam kampanyanız hakkında bir şey veya herhangi bir şey bilmek istiyorsanız, dijital reklam kampanyanızdan anında öğrenebilirsiniz.
Sizin için neyin işe yarayıp neyin işe yaramadığını bilmek ister misiniz? Dijital seçenek, kampanyanızın tüm önemli yönlerini ölçerek sizin için kolaylaştırır.
Evet, burada analitikten bahsediyoruz. Ayrıca, reklam kampanyanızın birçok yönüyle neler olup bittiğini görmek için kullanmanız gerekir. Örneğin, web siteniz düzenli bir e-posta bültenine sahiptir ve kaç kişinin düzenli olarak açtığını bilmek istersiniz.
Çözüm? E-posta listenizde bulunan ve bülteninizi alan kişilerin kaçını açtığını izlemeniz yeterli.
Gerçek reklamınıza gelince, söz konusu reklamın kaç kez tıklandığını kolayca izleyebilirsiniz. Ardından, reklamın gerçekte kaç kez görüntülendiği ile karşılaştırabilirsiniz.
📷
Reklam panosu örneğini tekrar kullanarak, bir reklam panosu için bir Facebook reklamından binlerce daha fazla ödeme yapabilirsiniz. Ancak, bir Facebook reklamından farklı olarak, reklam panosunu ne kadar çok sayıda kişi gördü, reklam panosunu, bunlarla yankılanırsa, reklamı bilemezsiniz.
Özellikle dijital reklamcılık tarafından sunulan ana avantajlardan biri olduğundan, analitiğin sizin için çalışmasını sağlayın.
  1. Güncellemesi Kolay
Dijital reklamcılığın takibi kolay olduğu için, güncellenmesinin de kolay olduğunu söyler. Kampanyanızda büyük veya küçük değişiklikler yapmak istiyorsanız, bu son derece yararlıdır.
Peki ya aniden dün yayınladığınız mesajdan daha iyi bir mesaj düşünürseniz? Ya da sadece birkaç saat önce koyduğun biri? Ya sitenizde kısa bir geçici satış yapıyorsanız?
Yapmanız gereken tek şey, Google Reklamları, Facebook Reklamları Yöneticisi vb. Kullanıyor olsanız da, mesajınızı reklam platformunuz üzerinden güncellemektir.
Geleneksel reklamcılık ile bu tür güncellemeler yapamazsınız. Konuşmak için reklamlarınızı gönderdikten sonra geri dönüş yoktur. Çevrimdışı reklamcılığa mahkumsanız, en iyi önlem göndermeden önce her şeyi kontrol etmek, kopyalamak, tasarlamak, renk düzeni, reklam kampanyanızla ilgili her şeyi iki veya üç katına çıkarmaktır.
  1. Hedeflenen
Dijital reklam hedefleniyor. Bu, reklamı gerçekten gören kişi üzerinde mutlak kontrolünüz olduğu anlamına gelir. Ve belki de daha önemlisi, reklamınızın yalnızca gerçekten ilgi duyanlar tarafından göründüğünden emin olabilirsiniz.
📷
Dijital reklamcılığın bu hedeflenmesini sağlayan nedir?
Sosyal medya ağları gibi platformlar tarafından size sunulan birçok araç bunu mümkün kılmaktadır. Örneğin, bir çocuk giyim hattınız olduğunu varsayalım. Reklam kampanyanızı, hattınızın iki ila üç yaşındaki çocuklar için üretilen ürünleri için hızlandırmaya çalışıyorsunuz.
Ebeveynlerin Google’da arama yapacakları alakalı anahtar kelimeleri hedefleyebilir veya küçük çocukların ebeveynlerini doğrudan sosyal medyada hedefleyebilirsiniz!
Dijitalleşmenin bir başka açık fakat ilave avantajı, sınırsız erişime sahip olmasıdır. Basitçe yenemezsiniz çünkü dünyanın herhangi bir yerinde bulunabilir ve ürünlerinizi veya hizmetlerinizi satmak istediğiniz herkese ulaşabilirsiniz.
Böyle küresel bir erişimin küçük işletmeniz için ne gibi bir etki yaratabileceğini hayal edin. Daha önce sınır olduğunu düşündüğünüz şeyin ötesine geçmenize ve daha fazla kişiyle bağlantı kurmanıza izin verecektir. Bu insanlar daha sonra hedef kitleniz, potansiyel müşterileriniz olabilir.
Geçtiğimiz yıllarda sınırlı kaynaklara sahip küçük bir işletme, sıradan bir tuğla ve harç deposundan daha fazlası olmayı ümit edemezdi. Ama şimdi bu artık doğru değil.
Dijital devrim tüm hızıyla devam ediyor ve bunun bir parçası olmaya karar veren her sanayi için geri dönüş yok.
Sonuncusu fakat en az değil, dijital reklamcılığın, işletmenizin yatırım getirisini artırmadaki rolü. Bu, büyük veya küçük herhangi bir şirket için en önemli şey ve nihai amaçtır.
çıkarımlar
Bunu yapmanın sırrı yok. Gerekli olan tek şey, doğru bilgiyle birleştiğinde başarılı olmanın ne demek olduğunu anlayan çalışkan bir ekip.
Doğru hedefleri belirlemek için vizyon ve öngörüde bulunmak da yardımcı olur. Ve doğrudan dijital bandagonun içine atlamak, daha sonra değil, daha erken ödeme yapacağınızdan emin olabilirsiniz.

https://www.seoways.net/link-building-teknikleri/
submitted by Jammurger to u/Jammurger [link] [comments]


2019.11.03 15:04 masalokucomtr Diyarbakır Evden Eve Nakliyat

Diyarbakır Evden Eve Nakliyat
https://preview.redd.it/kml0yz46ahw31.jpg?width=768&format=pjpg&auto=webp&s=34c027f12e9abcfc331ecbe5dee44d93bbabf3bb
Her günümüzün birbirinden yorucu geçtiği şu günlerde, taşınmak gün geçtikçe daha da zorlaşıyor. Ülkemizin tketim konusunda ne kadar savurgan olduğunu biliyoruz. Her gördüğümüzü alma isteği yüzünden olası bir taşınma esnasında eşya toplamak ölüm gibi geliyor. Eşyalara uygun koli bulmak, onları dikkatli bir şekilde kolilemek, kırılacakları özenle sarmak günlerimizi alıyor. Tüm bu zorlukların üzerine bir d eşyalara zarar vermeden taşıyacak bir firma bulmanız gerekiyor. Uzun süren firma arayışları, sitelere tek tek girip firmaların iletişim numaralarını almaları insanları bir hayli zorluyor.
Diyarbakır evden eve nakliyat firmaları, siz kıymetli müşterileri için taşınmayı büyük oranda kolaylaştırıyor. İşlerinde en iyisi olmayı planlayan firmalar, müşterilerinin alınan hizmetten memnun kalması için canla başla çalışıyor. Eşyalarınıza en az siz kadar değer veren firmalar, randevu verdiğiniz tarihte evlerinize gelerek eşyalarınızı paketliyor. Paketlerken sizlerin düşüncelerini de önemseyen firmalar, taşınma işlemine başlamadan önce eşyalara şu ya da bu sebeple gelecek herhangi bir zarar için önceden önlem alarak eşyalarınızı sigortalıyor. Bu sayede cebinizden extra bir para çıkmasını önleyen Diyarbakır evden eve nakliyat firmaları sadece taşınırken değil, ofisinizi taşırken, eşyalarınızı depolarken, asansörlü nakliyat konusunda hizmet alırken de sizlere yardımcı oluyorlar.
Tüm işlemler bittikten sonra araca yüklenen eşyalarınız ddeneyimli şoförleri gözetiminde şehir içi şehir dışı fark etmemeksizin gidilecek yere ulaştırılıyor. Bazı firmalar, standartlara göre biraz daha pahalıda olsa, eşya kolileme hizmeti de sunuyorlar. Bu hizmet sayesinde eşya kolileme derdinden tamamen kurtuluyorsunuz. Bu hizmeti özellikle çalışan ev hanımları sıklıkla tercih ediyor.
Sitemiz, kullanıcıları için tüm Diyarbakır evden eve nakliyat firmalarını bir araya topluyor. Fakat, tek bir noktadan tüm firmalara ulaşabilmenizi sağlayan sitemizin müşteri ve seçtikleri firma arasında yaşanacak olası bir sıkıntıdan sorumlu olmadığını belirtmek istiyoruz. Bizler, firmayla ilgili iyi ya da kötü yorumlar kabul etmiyoruz. Bu sebeple seçilecek firma ile yaşanacak her türlü durum tamamen sizin sorumluluğunuzdadır. Bunu göze alarak firma seçiminde acele etmemenizi; seçim yapmadan birden çok firmayla görüşerek seçim ağınızı genişletmenizi öneriyoruz.
submitted by masalokucomtr to u/masalokucomtr [link] [comments]


2019.11.01 22:21 negative_tenebrais İshak'ın Güncesi

(FanArt)
  1. Kısım - Ali
merhaba. bu günceyi aklıma gelen her ihtimale karşı, geride bir iz bırakmak için yazıyorum. öğrendiklerim silinip gitmesin, sesim kaybolmasın istiyorum.
ben İshak Çiçek. 21.03.1980, sakarya doğumluyum. ailem çok önceleri doğubayazıtdan sakaryaya göçmüşler. nedenini bilmemekle beraber (sanıyorum ekonomik nedenler, ben kendimi sakaryalı olarak addediyorum), yine sakarya üniversitesinde fen bilgisi öğretmenliği okudum, o süreçte maalesef annemi kaybettim ve okulu bir yıl uzatıp 2001 yılında mezun oldum. babamla yalnız kaldığımızdan, kuzgunluya tayinim çıkınca onu da götürmek istedim ama kendisi annemin kabrini yalnız bırakmak istemedi. yaşlılığından ve deprem travmasından dolayı bu kederli ortamda onu bırakmak istemesem de, ısrar etmekten yorulduğum için, onu, okulda tanıştığım ve benim tayinim çıktığı sırada hala son sınıfta okuyan nişanlıma emanet ederek kuzgunluya doğru yola çıktım.
idealist bir öğretmen olmanın heyecanı içerisinde, yaşayacağım şeylerin karanlık doğasından milyonlarca kilometre uzağındaki bir saflıkta kasaba otogarında indim. daha önce muhtarı aradığımdan beni o karşıladı ve lojmana kadar eşlik edip kasabayı üstün körü ama neşeli bir sevecenlikle anlattı. muhtar, sonunda bir öğretmen geldiği için mutluydu. sürekli gülümseyen, kara gözlü bir adamdı. yakınlarda bir kasabadan daha bahsetti, o yol çok kullanılmaz, birbirimizi de pek sevmeyiz, lakin ben gide gele ordan evlendim hoca bey, yav insan dediğin baktığı gibi oluyor ya demişti o gün. şimdi biraz anlıyorum dediğini.
kuzgunlu kasabası hakkında ilk düşüncelerim bunca yıl sonra hala aklımda annemin gözleri gibi berrak duruyor, ne kadar ıssız ne kadar sınırsız bir yer diye düşünmüştüm.
küçük ve gelişmemiş bir kasaba olduğu için gelen öğretmenlerin hemen hepsi ilk ayında, araya birilerini sokarak gitmeye çalışıyordu. çelik fabrikası kurulmadan 7-8 yıl önce tabi, çok az imkan var. yeni öğretmen gelecek, atanan öğretmen gidecek derken neredeyse okulun tek hocası haline geldim o sıralar. yeni öğretmene büyük sorumluluk. dünyayı taşıyorum zannetmiştim.
ilk bir kaç ay, dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir hikaye gibi sıradan geçti. neşeli çocuklar, yeni öğretmen, çiçek olun, astronot denir hocam, resimlerde hep keçiler hep keçi resimleri.. kederli bir sevecenlikle, neredeyse tüm kasaba halkı beni kucaklamıştı. hatta inanır mısınız, bir keresinde orhan kuzgunlu bile selam vermek için sınıfa geldi ve derse katıldı (hala bu adamın üzerimdeki etkisi beni tüketiyor, hala varlığına kudretli bir şeymiş gibi davranıyorum, allahım beni affet, annem beni affet). şimdi düşünüyorum da, o gün çocukların tavırlarındaki değişiklik dikkatimi celbetmemiş değildi, lakin bu adamın efsane haline gelişindendir diye düşünmüşümdür herhalde. ayrıca gençliğimden olacak, neden bu adamın ilk haftasında bir öğretmeni sınıfta ziyaret ettiğine dair bir soru sormadım. insanları itaate zorlayan, başat bir aurası olduğunu inkar edemem. ilk haftamda bile beni etkileyen bir aura.. evet aura. bir fen bilgisi öğretmeninden beklenmeyecek laflar. şu an kendi mantığımda sığındığım şeylerin azlığına şaşarsınız.
ilk çocuk kaybolduğunda, henüz 3 aydır öğretmendim. kumral, yaşıtlarına göre hayli sakin bir çocuk. 19 ali. zeki, hatta belki kurnaz. annesinin yaptığı sıcak tandır ekmeklerinden bana sık sık getirirdi. tüm sınavlardan yüksek not alır ama asla sınıfta konuşmaz, ayrıca çantama kağıttan kuşlar bırakırdı. onun yaptığını biliyordum çünkü ödevleri kontrol ederken çantasında çokça o kuşlardan görmüştüm.
(ali ve altı kuş. bu çocuğun dikkat çekmek istediğinin farkındaydım. belki benimle konuşmak istiyordu. -tam altı kuş.- bu sürece dikkatli yaklaşmak ve pedagojik açıdan yanlışsız bir profil oluşturmak niyetindeydim. -tam altı..- beni anlamalısınız. ne olur anlayın, çünkü sadece iyi bir öğretmen.. kuş.. iyi bir öğretmen olmak istiyordum.)
sabah dersine girdimde gözlerim eksik bir yuvayı hemen tanıdı sınıfta. ali'nin derse neden gelmediğini sorduğumda, çocukların yüzünde garip ve nötr sayılabilecek bir ifade belirdi. kimse cevap vermeyince, alinin sıra ve oyun arkadaşı 83 kazım'a "yavrum ali nerede, hasta mı" dedim. kazım aynı nötr ifadeyle bana bakıp, hayatımın başka bir yöne (belki tersine) akmasına neden olacak o cevabı verdi;
"ali kim öğretmenim?"
şaşırdım. nasıl ali kim yavrum, sıra arkadaşın, dedim. cevap vermedi. cevabı bilmeyen her öğrenci gibi arkadaşlarına baktı. arkadaşları da sessizdi. ali kimdi. sınıf defterinde, kendi el yazımın arasından bile, 19 numaralı öğrencim, benim öğrencim, silinip gitmişti. hayır silinmemiş, hiç varolmamıştı. siz daha evvel, 9 yaşında ve hala sizinle konuşurken kekeleyen, kağıttan küçük kuşlar yapan, ödevlerine yıldız verirken gözleri parlayan, sıcak ekmek elini yakınca sizinde yüreğinizin yandığı bir çocuk kaybettiniz mi. ben kaybettim.
"çocukların bir yanlışlığı olmalı.. defter mi karışmış.." ders erken bitti. bu soru göğsümde yanan bir duman, ailesinin evine gittim. beni yine sevecenlikle karşıladılar. kadın tandırı çoktan söndürmüştü.
+"hayırdır öğretmen bey, çocuklardan sonra bizi de mi okutacaksınız."
- gülümsedim, gözlerim aliyi arıyordu. "niye olmasın, okumanın yaşı mı var efendim."
+"bakın hanım okuma bilmez ama benim ağabeyim bilgili görgülü adamdır, bana da öğretti çok şey. yetimhanenin muhasebeciliğini yapıyordu hatta. çok istedik aslında yetimhaneden bir çocuk almak, ağabeyimde yardımcı olacaktı hatta, orhan bey sık sık gelir gidermiş yetimhaneye, ağabeyim tanırmış onu. kırmaz beni dedi, yaa, kırmazmış ağabeyimi. ama nasip olmadı. iş güç. böylesi hayırlıymış. hanımla başbaşa kaldık."
- dayanamadım. "ali var ya. zeki de çocuk üstelik. dersleri çok iyi. sahi ali nerede, okula gelmedi bugün, onu soracaktım"
adam söylediklerimi yabancı bir dil konuşuyormuşum gibi dinledi. durdu. bir kere daha bir şeyler söyleyecek gibi oldu. ciddi olup olmadığıma baktı. öne eğilip "ali kim hoca efendi" dedi.
-ali, 19 numaralı ali. siz kayıt ettiniz ya okula, sizin çocuğunuz.
+öğretmen, sen hocasın bilgili adamsın, yarım saattir sana çocuğumuz yok, nasip olmadı diye anlattım. üstelik kaç aydır da buradasın. dalga mı geçiyorsun yoksa başka bir şey mi ima ediyorsun.
-bak mustafa abi. ben üç aydır buradayım. sınıfımda kim var, nerede oturur, ailesi nasıldır iyi bilirim. kendi çocuğunu nasıl hatırlamazsın, elimde yazılı kağıtları, kimliğinin nüshası var. azize yengenin taze ekmeklerinden getirirdi. kasabalı şakası mı bu.
azize yenge, karanlık ve boş gözlerle bana bakıyordu, "ben sana kiminle ekmek göndereyim hoca" dedi, sonlara doğru sesi çatallaştı. çocuğu yok diye suçluyorum zannetmişti galiba. ağlayarak içeri gitti.
+çıkar kimliğini çocuğun o zaman, diye bağırdı mustafa abi. eşinin ağlayışına hiddetlenmişti. lakin beni kovmak da yanlış geliyordu, gözlerinden okuyordum bunu.
-gel benimle, dedim. yolda muhtarı da alacaktık. en azından bu işlerden anlayan biri olsa iyi olur diye düşünmüştüm. bunlar çocuğun başına bir iş getirmiş olmasınlar dedim içimden. yalnızlığın verdiği korku bir zehirdir, bir yerde diziniz kırılır, sırtınız bükülür. ya eğilirsiniz, ya eğilirsiniz.
işte şimdi, size, hep beraber unuttuğumuz bir ali'yi anlatacağım. tek başına hatırlayacağıma hep beraber unuttuğumuz ali'miz. ne kararan bir belleğin ilk neziriydi ali, ne son olmuştu.

-----2. kısım - Hatırlamak----
(bir çok yanmış ve yırtılmış sayfa arasından, tarihi bilinmeyen o "olay"dan sonra yaşananları anlatan okunaklı kısa bir metin çıkar mektuptan)
...h..ge..d.. kal.. çi.. cad..
kur.. ley.. ayi.. ka.. so..
...kaybolan çocukların sayısı arttıkça, kuzgunluya geri dönmem gerektiği gerçeğiyle her gece baş başa kalıyorum. oradan ayrılmanın bedelini babamın hayatıyla ödedim. şimdi kendi karanlığımın içine bükülerek yıllarca kaçtığım bu gerçeklerin kemiklerime düğümlenmiş olduğunu farkediyorum. boşuna ödenmiş bir bedel.. belki karşılığında alevden bir sessizlik bağışlandı bana. belki tam karşılıksız değil. bu bir ceza. işkence tahtasının üzerindeki sabırsız kımıldayışımla beklediğim bir ceza.
filiz ile ilişkimizi devam ettiremedik. zaten onun sevdiği ve tanıdığı adam, yıllar önce kuzgunludaki o gece gitti. bu yüzden suçlayamam onu. aksine, bana kanser teşhisi konduktan sonra arayıp sorduğu için teşekkür edebilirim ancak. beni affet filiz.
diğer kaybolan çocukları neden takip etmediğimi soracak olanlar olabilir. fakat anlattığım gibi; ali'nin bıraktığı kuşları takip etmeseydim, onun varlığının bile benim hayal ürünüm olduğunu zannedebilirdim. beni ormandaki o mağaraya sürükleyen ipuçları için, gece kapıma gelen o genç çocuğa teşekkür ederim. eğer kim olduğunu bilseydim, onun avuçlarından öperdim. çünkü bu ızdırap dolu yaşantımın bir anlamı varsa, biliyorum ki ali'yi hatırlamak içindir. bellek bir panzehirdir. kasaba halkını bu zamandan ve mekandan kopartan şeyleri bulmak isteyenler, hatırladıklarını değil, unuttuklarını arasın.
mağaranın içinden çıkan merdivenlerin sonunda vardığı yere, bugün çelik fabrikası kurulmuş durumda. yani orhan kuzgunlu'yu bulacağınız yerler mutlaka dağ ve sorkun yaylası arasında ilmek ilmek dokunmuş bir örümcek ağının parçaları olacaktır. fakat eğer o ağda dolaşabiliyor, yine de hiçbir şey bulamıyorsanız, onun sizin bulacağından emin olabilirsiniz.
yankı çiçekleri, karanlıkta ali'min ismini haykırıyor. yoruldum. bu gece uyuyacağım, annemin sesi geliyor içeriden, kokusunu tenimde hissediyorum. beni çağırıyor. ali'de içeride galiba. kağıttan bir kuş kondu pencereme.
babamda geldi. gitmem lazım. gözlerinizden öperim. yarın kuzgunlu'ya gideceğim.
yarın kuzgunluya gideceğim.

yarın kuzgunluya gideceğim.

yarın bu işi bitireceğim.
----------------------
----------------------
----------------------
sevgili kahya ve abbas. ben ishak'ın eski nişanlısı filiz. maalesef ishak hocayı yıllar önce kaybettik. tedavi gördüğünü bildiğim için düzenli olarak arıyordum. aramalarıma cevap vermediği bir zaman endişelenip, hastaneyi aradım ama oradan ayrılmıştı. eşim ile evine gittik. kendisini bu mektubun başında vefat etmiş bulduk. biz gitmeden 2 gün önce hayatını kaybetmişti.
mektubun yanında ve etrafta bolca kağıt vardı fakat.. nasıl anlatsam bilmiyorum.. yazdıkları kararmış gibiydi. sanki kağıt ısınmış ve kararmış. bir çok kez kuzgunluya kendim gitmek istedim bu yazdıklarından, okuduklarımdan sonra. lakin eşim ve çocuğum için endişelendim. radyonuzu duyunca, bu metinlere sahip çıkacağınızı düşündüm. ama asıl önemlisi, ishak'ı unutmayın diye gönderiyorum bunları. ben son nefesimde bile kendi ailemi ve ishak'ı ve ali'yi unutmamaya yemin ettim. o yüzden onca zaman sakladım bunları.
bir de ishak'ı anne ve babasının yanına defnettiğimizde bizden başka kimse yoktu cenazede lakin, genç bir çocuğu da hayal meyal hatırlıyorum. ağlamaktan bitap düştüğüm için soramadım. eşimde bir öğrencisi zannetmiş. bu o mektupta bahsettiği ona yardım eden genç olabilir mi. ama öyle olsa, bunca yıl sonra hala nasıl böyle kalabilmiş.. yani.. aklım artık almıyor bazı şeyleri
ne olur bana deli demeyin. artık bu hatıratı yalnız taşımanın yükü ağır geliyor. inanılmak istiyorum çünkü ben ishak'a inanmamıştım. o öldükten sonra, avuçlarında o kağıttan kuşu bulunca, ona yaptığım haksızlığın, onu yalnız bırakmanın cezasını da böyle ödüyorum. kabulümdür.
sevgilerle.
filiz.
submitted by negative_tenebrais to KuzgunFM [link] [comments]


2019.09.11 13:58 hasanates Van Televizyoncu

Van Televizyoncu alanında birçok hizmetleri siz değerli vatandaşlarımızın hizmetine sunmaktayız. Uydu servisi alanında uydu servisi, çanak anten, merkezi uydu kurulumu, merkezi sitem uydu, uydu tamiri, uydu montajı, uydu arızası gibi tüm uydu servislerini alanında uzman ustalarımızla kaliteli, güvenilir, hesaplı, temiz, düzenli, hassas ve özenli işçiliklerimizle hizmetlerimizi sunmaktayız. Uydu servisi olan firmamız arızalı uydulara çözüm bulmak yanı sıra uydu kurulumu, uydu tamiri, uydu servisi gibi tüm hizmetleri başarılı bir şekilde firmamız olarak sizlere sunmaktayız. Her anlamda kusursuz profesyonel işçiliğimiz ile firmamızın sağlamlığı ile tüm uydu problemlerinize çözüm olmaya geldik. Alanında profesyonel ustalarımıza ulaşmak için uzman ustalarımızın sizlerede ellerini uzatması için bizlere daha kolay ulaşmak için listemizin üst kısmında bulunan filtreleri kullanarak bizlere daha hızlı ulaşabilirsiniz. Hemengeliriz.com internet sitemize girip dilediğiniz saatte bizlere ulaşabilirsiniz. Kaliteli, güvenilir, temiz, hesaplı, özenli, hızlı ve alanında uzaman ustalarımızdan hizmet almak için Arayın, Hemen Geliriz!
UYDU SERVİSİ HİZMETLERİ
UYDU SİSTEM KURULUMU
uydu sistem kurulumu olarak alanında uzman ustalarımız alanında uzman teknik çalışma arkadaşlarımız ve eksiksiz tüm ekipmanlarımızla nerede olursa olsun nerden çağırırsanız çağırın biz sizlere hizmet vermek için çalışıyoruz. Değerli vatandaşlarımız sizlere laik olabilmek için sizlere daha iyi hizmetler sunmak için çalışıyoruz. Uydu sistem kurulumunda alanında uzman ustalarımızı seçebilmeniz için hemengeliriz.com sitesine girerek yukarıdaki filtreleri kullanarak bizlere ulaşabilirsiniz. En hızlı, kaliteli, özenli, temiz uydu sistem kurulumu için Arayın, Hemen Geliriz!
ÇANAK ANTEN KURULUMU
Uydu yayınlarınız izlenebilmesi için çanak anten kurulumunun yapılması gerekiyor. Kanalların sorunsuz izlenebilmesi için çanağın uyduya tam odaklanması gerekir. Televizyon her yaştan insanın talep ettiği bir teknolojik araçtır. Örneğin, çocuklar çizgi film izlerken yetişkinler çeşitli diziler ya da programları izlerler. Üstelik haberlerin izlenmesi de önemlidir. Haberlere duyulan ilginin gün geçtikçe artması yine televizyonun bizlere dünyanın dört bir yanından bağlantı sağlaması açısından önemlidir. Bu nedenden televizyon izlemek için uydu kurulumu çanak anten kurulumu yapılmaktadır. Çanak anten seçimi ve montajı çok önemlidir. Çanak anten kurulumunun kalitesi çok önemlidir. İnsanlar çanak anten konusunda pek bilgileri olmadığından insanları kandırmaya gerek yok biz kendi evimize kendimize nasılsak siz değerli müşterilerimize de öyle önemli ve özenli davranıyoruz. Biz alanında uzman ekipmanlarımızla yaz kış fark etmeksizin her zaman kaliteli, özenli,ve güvenilir hizmetleri sunmaktayız. Çanak antenin kalitesini özellikle kış aylarında yağışlı zamanlarda anlarsınız. Biz uzun zamandır bu alanda hizmet verdiğimiz için kendimize işimize güvenimiz tamdır. Yıllarca hizmet verdiğimiz değerli müşterilerimiz tarafından her zaman olumlu dönüşler alıp her alanda ihtiyaçları olduklarında hemengelriz.com sitesine girip ihtiyaçlarını karşılamak için bizlere ulaştılar ve ulaşmaya devam ediyorlar. Sizlerde uydu servisleriniz için uydu alanında hangi hizmete hangi servise ihtiyacınız varsa bizlere ulaşın nerde olursanız olun ellerimizi sizlere uzatmaktan sizlere hizmet vermekten onur ve şeref duyarız. Biz sizlere kaliteli, hesaplı, güvenilir hizmetler sundukça biz tüm çalışanlar olarak çok mutlu oluyoruz. Çanak anten kurulumu gibi servislerimizden yararlanmak için Arayın, Hemen Geliriz!
MERKEZİ SİSTEM UYDU KURULUMU
Merkezi sistem kurulumu toplu yaşam ortamlarında uydu yayınlarından toplu olarak yararlanmak için tek merkeze kurulan ve bu merkezden bütün dairelerin, iş yerlerinin gibi ortamların yayın almasını sağlayan sistemlerdir. Siz değerli vatandaşlarımız merkezi sistem kurulumu, arızası, onarımı gibi sorunlarınıza çözüm olmaya geldik. Bu gibi ihtiyaçlarınızda sadece bizi arayıp arızayı bildirmeniz yeterlidir. Daha sonra size ulaşıp gerekli onarımları sağlayacağız.
Hemengeliriz.com ile sağlanan anlaşmalar sonucunda bulunduğunuz şehrin halkına %25 e varan indirimler ve garantili, kaliteli ve hızlı hizmetler sunmaktayız. Her türlü Uydu arızası, uydu montajı, uydu bakımı, uydu kurulumu, merkezi sistem kurulumu, çanak anten kurulumu, uydu cihaz tamiri gibi hizmetleri konusunda firmamızla iletişime geçebilirsiniz. Türkiye’nin her bölgesinde 7 gün 24 saat zaman fark etmeksizin hizmet veren firmamız müşterilerini her alanda memnun bırakmaktadır. Sektörde uzun yıllar hizmet vermenin tecrübe ve güvencesiyle faaliyetlerini sürdürmektedir. Kaliteli, güvenilir, özenli, temiz ve kendine güven ustalarımızdan hizmet almak için Arayın, Hemen Geliriz!
Uzman kadrosuyla Uydu servisi olarak yıllardır hizmet veren firmamız uydu servisi, uydu montajı, uydu kurulumu, uydu bakımı, merkezi sistem uydu kurumu gibi alanında uzmanlaşmış ve
UYDU BAKIMI
Uydu bakımı servisi olarak’ da sizlere en üst düzeyde kaliteli uydu servisi hizmetimizle birlikte aynı zamanda en iyi fiyatla en iyi işçilikle sizlerin evine, ofisine, salonuna hizmetlerimizi sunmak için geliyoruz. Türkiye’de dünya çapında en çok kullanılan en iyi uydu markalar en kaliteli malzemeler, kablolar ve tüm malzemelerle tüm uydu servislerinizi yapmaktayız. Her türlü uydu bakımı, uydu servisi, uydu montajı, uydu cihaz tamiri gibi tüm servisleri konusunda kendimize güvenimiz sonsuzdur. Gönül rahatlığı uydularınızı bizlere teslim edebilirsiniz. En kaliteli hizmeti sunmak, sizlerin memnuniyetini kazanmak için elimizden geleni yapmaktayız. Çünkü biz sorunlarımızı sadece müşteri odaklı düşünmüyoruz. Sizlerin sorunları, sizlerin arızaları bizim sorunumuz bizim arızamızdır. Sizlerin sorunlarını kendi sorunlarımız gibi halletmeye çözüm bulmaya yardımcı olmaya çalışıyoruz. Oldukça önemli olan konulardan biride müşteri memnuniyeti olduğu için işimizi temiz ve kaliteli yapıp sizlerin memnuniyetini kazanmak olduğu için bu konuya özenle bakıyoruz. Kime uydumun arızasını yaptıracağım, kime uydumun kurulumunu yaptıracağım gibi düşünüyorsanız hemengeliriz.com sitesine girip bizleri Arayın, Hemen Geliriz!
Onarımların yapılması, arızaların giderilmesi, kurulumların yapılması kadar nasıl yapıldığı kim tarafından yapıldığı da önemlidir. Çünkü yapılan onarımın uzun süreli, dayanıklı, kaliteli, bakımlı olması gerekir. Baştan sağma onarımlar insanları negatif etkiler ve üzer. Çünkü bu gün yapılan uydunun yarın aynı şekilde arızasının devam etmesi bireyin hayatını olumsuz yönde etkiler. Bizlerde bunları bildiğimiz için en iyi onarımın yapılması, en iyi kurulumun yapılması, en iyi bakımın yapılması, en iyi sorunların çözülmesi için bizleri Arayın, Hemen Geliriz! İçinizin tamamen rahat etmesi, karşılıklı güvenin oluşması açısından bizler elimizden gelen bütün desteği sizler için uğraşarak onarımlarınızı yaparak sağlamaya çalışıyoruz. Tek yapmanız gereken internet sitemiz olan hemengeliriz.com'a girerek telefon numaralarımızdan bizleri aramanızdır. Hesaplı, güvenilir, alanında uzman ustalarımız sizler için telefonun uçunda beklemektedir. Sizlere hizmetlerimizi sunmak için sizlere ellerimizi uzatmak için sizinde bizim servislerimizden yaralanıp memnun kalmanız isiz değerli vatandaşlarımız bizlere bir telefon kadar uzaksınız. Uydu servisleriniz için gereken malzemeler olsun gerek en uzman ustalarımızla ihtiyacınız olan yardımı sizlere sunmaktayız. Hemengeliriz.com internet sitemize girip dilediğiniz saatte bizlere ulaşabilirsiniz. Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte kablolu TV uygulamalarından çıkılıp uydu kullanımı daha da artmıştır. uyduların kullanılmasından oluşan arızalar ustalarımıza duyulan gereksinimini arttırmıştır. Uydu arızalarıyla ile başınız dertteyse, uydu arızalarınızın sorunlarınızı en hesaplı, en temiz, en güvenilir, en kaliteli bir şekilde halletmek için Arayın, Hemen Geliriz
submitted by hasanates to u/hasanates [link] [comments]


2019.09.11 13:49 hasanates Antalya Televizyoncu

Antalya Televizyoncu alanında birçok hizmetleri siz değerli vatandaşlarımızın hizmetine sunmaktayız. Uydu servisi alanında uydu servisi, çanak anten, merkezi uydu kurulumu, merkezi sitem uydu, uydu tamiri, uydu montajı, uydu arızası gibi tüm uydu servislerini alanında uzman ustalarımızla kaliteli, güvenilir, hesaplı, temiz, düzenli, hassas ve özenli işçiliklerimizle hizmetlerimizi sunmaktayız. Uydu servisi olan firmamız arızalı uydulara çözüm bulmak yanı sıra uydu kurulumu, uydu tamiri, uydu servisi gibi tüm hizmetleri başarılı bir şekilde firmamız olarak sizlere sunmaktayız. Her anlamda kusursuz profesyonel işçiliğimiz ile firmamızın sağlamlığı ile tüm uydu problemlerinize çözüm olmaya geldik. Alanında profesyonel ustalarımıza ulaşmak için uzman ustalarımızın sizlerede ellerini uzatması için bizlere daha kolay ulaşmak için listemizin üst kısmında bulunan filtreleri kullanarak bizlere daha hızlı ulaşabilirsiniz. Hemengeliriz.com internet sitemize girip dilediğiniz saatte bizlere ulaşabilirsiniz. Kaliteli, güvenilir, temiz, hesaplı, özenli, hızlı ve alanında uzaman ustalarımızdan hizmet almak için Arayın, Hemen Geliriz!
UYDU SERVİSİ HİZMETLERİ
UYDU SİSTEM KURULUMU
uydu sistem kurulumu olarak alanında uzman ustalarımız alanında uzman teknik çalışma arkadaşlarımız ve eksiksiz tüm ekipmanlarımızla nerede olursa olsun nerden çağırırsanız çağırın biz sizlere hizmet vermek için çalışıyoruz. Değerli vatandaşlarımız sizlere laik olabilmek için sizlere daha iyi hizmetler sunmak için çalışıyoruz. Uydu sistem kurulumunda alanında uzman ustalarımızı seçebilmeniz için hemengeliriz.com sitesine girerek yukarıdaki filtreleri kullanarak bizlere ulaşabilirsiniz. En hızlı, kaliteli, özenli, temiz uydu sistem kurulumu için Arayın, Hemen Geliriz!
ÇANAK ANTEN KURULUMU
Uydu yayınlarınız izlenebilmesi için çanak anten kurulumunun yapılması gerekiyor. Kanalların sorunsuz izlenebilmesi için çanağın uyduya tam odaklanması gerekir. Televizyon her yaştan insanın talep ettiği bir teknolojik araçtır. Örneğin, çocuklar çizgi film izlerken yetişkinler çeşitli diziler ya da programları izlerler. Üstelik haberlerin izlenmesi de önemlidir. Haberlere duyulan ilginin gün geçtikçe artması yine televizyonun bizlere dünyanın dört bir yanından bağlantı sağlaması açısından önemlidir. Bu nedenden televizyon izlemek için uydu kurulumu çanak anten kurulumu yapılmaktadır. Çanak anten seçimi ve montajı çok önemlidir. Çanak anten kurulumunun kalitesi çok önemlidir. İnsanlar çanak anten konusunda pek bilgileri olmadığından insanları kandırmaya gerek yok biz kendi evimize kendimize nasılsak siz değerli müşterilerimize de öyle önemli ve özenli davranıyoruz. Biz alanında uzman ekipmanlarımızla yaz kış fark etmeksizin her zaman kaliteli, özenli,ve güvenilir hizmetleri sunmaktayız. Çanak antenin kalitesini özellikle kış aylarında yağışlı zamanlarda anlarsınız. Biz uzun zamandır bu alanda hizmet verdiğimiz için kendimize işimize güvenimiz tamdır. Yıllarca hizmet verdiğimiz değerli müşterilerimiz tarafından her zaman olumlu dönüşler alıp her alanda ihtiyaçları olduklarında hemengelriz.com sitesine girip ihtiyaçlarını karşılamak için bizlere ulaştılar ve ulaşmaya devam ediyorlar. Sizlerde uydu servisleriniz için uydu alanında hangi hizmete hangi servise ihtiyacınız varsa bizlere ulaşın nerde olursanız olun ellerimizi sizlere uzatmaktan sizlere hizmet vermekten onur ve şeref duyarız. Biz sizlere kaliteli, hesaplı, güvenilir hizmetler sundukça biz tüm çalışanlar olarak çok mutlu oluyoruz. Çanak anten kurulumu gibi servislerimizden yararlanmak için Arayın, Hemen Geliriz!
MERKEZİ SİSTEM UYDU KURULUMU
Merkezi sistem kurulumu toplu yaşam ortamlarında uydu yayınlarından toplu olarak yararlanmak için tek merkeze kurulan ve bu merkezden bütün dairelerin, iş yerlerinin gibi ortamların yayın almasını sağlayan sistemlerdir. Siz değerli vatandaşlarımız merkezi sistem kurulumu, arızası, onarımı gibi sorunlarınıza çözüm olmaya geldik. Bu gibi ihtiyaçlarınızda sadece bizi arayıp arızayı bildirmeniz yeterlidir. Daha sonra size ulaşıp gerekli onarımları sağlayacağız.
Hemengeliriz.com ile sağlanan anlaşmalar sonucunda bulunduğunuz şehrin halkına %25 e varan indirimler ve garantili, kaliteli ve hızlı hizmetler sunmaktayız. Her türlü Uydu arızası, uydu montajı, uydu bakımı, uydu kurulumu, merkezi sistem kurulumu, çanak anten kurulumu, uydu cihaz tamiri gibi hizmetleri konusunda firmamızla iletişime geçebilirsiniz. Türkiye’nin her bölgesinde 7 gün 24 saat zaman fark etmeksizin hizmet veren firmamız müşterilerini her alanda memnun bırakmaktadır. Sektörde uzun yıllar hizmet vermenin tecrübe ve güvencesiyle faaliyetlerini sürdürmektedir. Kaliteli, güvenilir, özenli, temiz ve kendine güven ustalarımızdan hizmet almak için Arayın, Hemen Geliriz!
Uzman kadrosuyla Uydu servisi olarak yıllardır hizmet veren firmamız uydu servisi, uydu montajı, uydu kurulumu, uydu bakımı, merkezi sistem uydu kurumu gibi alanında uzmanlaşmış ve
UYDU BAKIMI
Uydu bakımı servisi olarak’ da sizlere en üst düzeyde kaliteli uydu servisi hizmetimizle birlikte aynı zamanda en iyi fiyatla en iyi işçilikle sizlerin evine, ofisine, salonuna hizmetlerimizi sunmak için geliyoruz. Türkiye’de dünya çapında en çok kullanılan en iyi uydu markalar en kaliteli malzemeler, kablolar ve tüm malzemelerle tüm uydu servislerinizi yapmaktayız. Her türlü uydu bakımı, uydu servisi, uydu montajı, uydu cihaz tamiri gibi tüm servisleri konusunda kendimize güvenimiz sonsuzdur. Gönül rahatlığı uydularınızı bizlere teslim edebilirsiniz. En kaliteli hizmeti sunmak, sizlerin memnuniyetini kazanmak için elimizden geleni yapmaktayız. Çünkü biz sorunlarımızı sadece müşteri odaklı düşünmüyoruz. Sizlerin sorunları, sizlerin arızaları bizim sorunumuz bizim arızamızdır. Sizlerin sorunlarını kendi sorunlarımız gibi halletmeye çözüm bulmaya yardımcı olmaya çalışıyoruz. Oldukça önemli olan konulardan biride müşteri memnuniyeti olduğu için işimizi temiz ve kaliteli yapıp sizlerin memnuniyetini kazanmak olduğu için bu konuya özenle bakıyoruz. Kime uydumun arızasını yaptıracağım, kime uydumun kurulumunu yaptıracağım gibi düşünüyorsanız hemengeliriz.com sitesine girip bizleri Arayın, Hemen Geliriz!
Onarımların yapılması, arızaların giderilmesi, kurulumların yapılması kadar nasıl yapıldığı kim tarafından yapıldığı da önemlidir. Çünkü yapılan onarımın uzun süreli, dayanıklı, kaliteli, bakımlı olması gerekir. Baştan sağma onarımlar insanları negatif etkiler ve üzer. Çünkü bu gün yapılan uydunun yarın aynı şekilde arızasının devam etmesi bireyin hayatını olumsuz yönde etkiler. Bizlerde bunları bildiğimiz için en iyi onarımın yapılması, en iyi kurulumun yapılması, en iyi bakımın yapılması, en iyi sorunların çözülmesi için bizleri Arayın, Hemen Geliriz! İçinizin tamamen rahat etmesi, karşılıklı güvenin oluşması açısından bizler elimizden gelen bütün desteği sizler için uğraşarak onarımlarınızı yaparak sağlamaya çalışıyoruz. Tek yapmanız gereken internet sitemiz olan hemengeliriz.com'a girerek telefon numaralarımızdan bizleri aramanızdır. Hesaplı, güvenilir, alanında uzman ustalarımız sizler için telefonun uçunda beklemektedir. Sizlere hizmetlerimizi sunmak için sizlere ellerimizi uzatmak için sizinde bizim servislerimizden yaralanıp memnun kalmanız isiz değerli vatandaşlarımız bizlere bir telefon kadar uzaksınız. Uydu servisleriniz için gereken malzemeler olsun gerek en uzman ustalarımızla ihtiyacınız olan yardımı sizlere sunmaktayız. Hemengeliriz.com internet sitemize girip dilediğiniz saatte bizlere ulaşabilirsiniz. Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte kablolu TV uygulamalarından çıkılıp uydu kullanımı daha da artmıştır. uyduların kullanılmasından oluşan arızalar ustalarımıza duyulan gereksinimini arttırmıştır. Uydu arızalarıyla ile başınız dertteyse, uydu arızalarınızın sorunlarınızı en hesaplı, en temiz, en güvenilir, en kaliteli bir şekilde halletmek için Arayın, Hemen Geliriz
submitted by hasanates to u/hasanates [link] [comments]


2019.09.10 14:40 hasanates Mersin Televizyon Tamircisi

Mersin Televizyon Tamircisi alanında birçok hizmetleri siz değerli vatandaşlarımızın hizmetine sunmaktayız. Uydu servisi alanında uydu servisi, çanak anten, merkezi uydu kurulumu, merkezi sitem uydu, uydu tamiri, uydu montajı, uydu arızası gibi tüm uydu servislerini alanında uzman ustalarımızla kaliteli, güvenilir, hesaplı, temiz, düzenli, hassas ve özenli işçiliklerimizle hizmetlerimizi sunmaktayız. Uydu servisi olan firmamız arızalı uydulara çözüm bulmak yanı sıra uydu kurulumu, uydu tamiri, uydu servisi gibi tüm hizmetleri başarılı bir şekilde firmamız olarak sizlere sunmaktayız. Her anlamda kusursuz profesyonel işçiliğimiz ile firmamızın sağlamlığı ile tüm uydu problemlerinize çözüm olmaya geldik. Alanında profesyonel ustalarımıza ulaşmak için uzman ustalarımızın sizlerede ellerini uzatması için bizlere daha kolay ulaşmak için listemizin üst kısmında bulunan filtreleri kullanarak bizlere daha hızlı ulaşabilirsiniz. Hemengeliriz.com internet sitemize girip dilediğiniz saatte bizlere ulaşabilirsiniz. Kaliteli, güvenilir, temiz, hesaplı, özenli, hızlı ve alanında uzaman ustalarımızdan hizmet almak için Arayın, Hemen Geliriz!
UYDU SERVİSİ HİZMETLERİ
UYDU SİSTEM KURULUMU
Uydu sistem kurulumu olarak alanında uzman ustalarımız alanında uzman teknik çalışma arkadaşlarımız ve eksiksiz tüm ekipmanlarımızla nerede olursa olsun nerden çağırırsanız çağırın biz sizlere hizmet vermek için çalışıyoruz. Değerli vatandaşlarımız sizlere laik olabilmek için sizlere daha iyi hizmetler sunmak için çalışıyoruz. Uydu sistem kurulumunda alanında uzman ustalarımızı seçebilmeniz için hemengeliriz.com sitesine girerek yukarıdaki filtreleri kullanarak bizlere ulaşabilirsiniz. En hızlı, kaliteli, özenli, temiz uydu sistem kurulumu için Arayın, Hemen Geliriz!
ÇANAK ANTEN KURULUMU
Uydu yayınlarınız izlenebilmesi için çanak anten kurulumunun yapılması gerekiyor. Kanalların sorunsuz izlenebilmesi için çanağın uyduya tam odaklanması gerekir. Televizyon her yaştan insanın talep ettiği bir teknolojik araçtır. Örneğin, çocuklar çizgi film izlerken yetişkinler çeşitli diziler ya da programları izlerler. Üstelik haberlerin izlenmesi de önemlidir. Haberlere duyulan ilginin gün geçtikçe artması yine televizyonun bizlere dünyanın dört bir yanından bağlantı sağlaması açısından önemlidir. Bu nedenden televizyon izlemek için uydu kurulumu çanak anten kurulumu yapılmaktadır. Çanak anten seçimi ve montajı çok önemlidir. Çanak anten kurulumunun kalitesi çok önemlidir. İnsanlar çanak anten konusunda pek bilgileri olmadığından insanları kandırmaya gerek yok biz kendi evimize kendimize nasılsak siz değerli müşterilerimize de öyle önemli ve özenli davranıyoruz. Biz alanında uzman ekipmanlarımızla yaz kış fark etmeksizin her zaman kaliteli, özenli,ve güvenilir hizmetleri sunmaktayız. Çanak antenin kalitesini özellikle kış aylarında yağışlı zamanlarda anlarsınız. Biz uzun zamandır bu alanda hizmet verdiğimiz için kendimize işimize güvenimiz tamdır. Yıllarca hizmet verdiğimiz değerli müşterilerimiz tarafından her zaman olumlu dönüşler alıp her alanda ihtiyaçları olduklarında hemengelriz.com sitesine girip ihtiyaçlarını karşılamak için bizlere ulaştılar ve ulaşmaya devam ediyorlar. Sizlerde uydu servisleriniz için uydu alanında hangi hizmete hangi servise ihtiyacınız varsa bizlere ulaşın nerde olursanız olun ellerimizi sizlere uzatmaktan sizlere hizmet vermekten onur ve şeref duyarız. Biz sizlere kaliteli, hesaplı, güvenilir hizmetler sundukça biz tüm çalışanlar olarak çok mutlu oluyoruz. Çanak anten kurulumu gibi servislerimizden yararlanmak için Arayın, Hemen Geliriz!
MERKEZİ SİSTEM UYDU KURULUMU
Merkezi sistem kurulumu toplu yaşam ortamlarında uydu yayınlarından toplu olarak yararlanmak için tek merkeze kurulan ve bu merkezden bütün dairelerin, iş yerlerinin gibi ortamların yayın almasını sağlayan sistemlerdir. Siz değerli vatandaşlarımız merkezi sistem kurulumu, arızası, onarımı gibi sorunlarınıza çözüm olmaya geldik. Bu gibi ihtiyaçlarınızda sadece bizi arayıp arızayı bildirmeniz yeterlidir. Daha sonra size ulaşıp gerekli onarımları sağlayacağız. Hemengeliriz.com ile sağlanan anlaşmalar sonucunda bulunduğunuz şehrin halkına %25 e varan indirimler ve garantili, kaliteli ve hızlı hizmetler sunmaktayız. Her türlü Uydu arızası, uydu montajı, uydu bakımı, uydu kurulumu, merkezi sistem kurulumu, çanak anten kurulumu, uydu cihaz tamiri gibi hizmetleri konusunda firmamızla iletişime geçebilirsiniz. Türkiye’nin her bölgesinde 7 gün 24 saat zaman fark etmeksizin hizmet veren firmamız müşterilerini her alanda memnun bırakmaktadır. Sektörde uzun yıllar hizmet vermenin tecrübe ve güvencesiyle faaliyetlerini sürdürmektedir. Kaliteli, güvenilir, özenli, temiz ve kendine güven ustalarımızdan hizmet almak için Arayın, Hemen Geliriz!
Uzman kadrosuyla Uydu servisi olarak yıllardır hizmet veren firmamız uydu servisi, uydu montajı, uydu kurulumu, uydu bakımı, merkezi sistem uydu kurumu gibi alanında uzmanlaşmış ve
UYDU BAKIMI
Uydu bakımı servisi olarak’ da sizlere en üst düzeyde kaliteli uydu servisi hizmetimizle birlikte aynı zamanda en iyi fiyatla en iyi işçilikle sizlerin evine, ofisine, salonuna hizmetlerimizi sunmak için geliyoruz. Türkiye’de dünya çapında en çok kullanılan en iyi uydu markalar en kaliteli malzemeler, kablolar ve tüm malzemelerle tüm uydu servislerinizi yapmaktayız. Her türlü uydu bakımı, uydu servisi, uydu montajı, uydu cihaz tamiri gibi tüm servisleri konusunda kendimize güvenimiz sonsuzdur. Gönül rahatlığı uydularınızı bizlere teslim edebilirsiniz. En kaliteli hizmeti sunmak, sizlerin memnuniyetini kazanmak için elimizden geleni yapmaktayız. Çünkü biz sorunlarımızı sadece müşteri odaklı düşünmüyoruz. Sizlerin sorunları, sizlerin arızaları bizim sorunumuz bizim arızamızdır. Sizlerin sorunlarını kendi sorunlarımız gibi halletmeye çözüm bulmaya yardımcı olmaya çalışıyoruz. Oldukça önemli olan konulardan biride müşteri memnuniyeti olduğu için işimizi temiz ve kaliteli yapıp sizlerin memnuniyetini kazanmak olduğu için bu konuya özenle bakıyoruz. Kime uydumun arızasını yaptıracağım, kime uydumun kurulumunu yaptıracağım gibi düşünüyorsanız hemengeliriz.com sitesine girip bizleri Arayın, Hemen Geliriz!
Onarımların yapılması, arızaların giderilmesi, kurulumların yapılması kadar nasıl yapıldığı kim tarafından yapıldığı da önemlidir. Çünkü yapılan onarımın uzun süreli, dayanıklı, kaliteli, bakımlı olması gerekir. Baştan sağma onarımlar insanları negatif etkiler ve üzer. Çünkü bu gün yapılan uydunun yarın aynı şekilde arızasının devam etmesi bireyin hayatını olumsuz yönde etkiler. Bizlerde bunları bildiğimiz için en iyi onarımın yapılması, en iyi kurulumun yapılması, en iyi bakımın yapılması, en iyi sorunların çözülmesi için bizleri Arayın, Hemen Geliriz! İçinizin tamamen rahat etmesi, karşılıklı güvenin oluşması açısından bizler elimizden gelen bütün desteği sizler için uğraşarak onarımlarınızı yaparak sağlamaya çalışıyoruz. Tek yapmanız gereken internet sitemiz olan hemengeliriz.com'a girerek telefon numaralarımızdan bizleri aramanızdır. Hesaplı, güvenilir, alanında uzman ustalarımız sizler için telefonun uçunda beklemektedir. Sizlere hizmetlerimizi sunmak için sizlere ellerimizi uzatmak için sizinde bizim servislerimizden yaralanıp memnun kalmanız isiz değerli vatandaşlarımız bizlere bir telefon kadar uzaksınız. Uydu servisleriniz için gereken malzemeler olsun gerek en uzman ustalarımızla ihtiyacınız olan yardımı sizlere sunmaktayız. Hemengeliriz.com internet sitemize girip dilediğiniz saatte bizlere ulaşabilirsiniz. Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte kablolu TV uygulamalarından çıkılıp uydu kullanımı daha da artmıştır. uyduların kullanılmasından oluşan arızalar ustalarımıza duyulan gereksinimini arttırmıştır. Uydu arızalarıyla ile başınız dertteyse, uydu arızalarınızın sorunlarınızı en hesaplı, en temiz, en güvenilir, en kaliteli bir şekilde halletmek için Arayın, Hemen Geliriz!
submitted by hasanates to u/hasanates [link] [comments]


2019.09.10 10:36 burhnguns MERSİN UYDU SERVİSİ

Mersin Uydu Servisi alanında birçok hizmetleri siz değerli vatandaşlarımızın hizmetine sunmaktayız. Uydu servisi alanında uydu servisi, çanak anten, merkezi uydu kurulumu, merkezi sitem uydu, uydu tamiri, uydu montajı, uydu arızası gibi tüm uydu servislerini alanında uzman ustalarımızla kaliteli, güvenilir, hesaplı, temiz, düzenli, hassas ve özenli işçiliklerimizle hizmetlerimizi sunmaktayız. Uydu servisi olan firmamız arızalı uydulara çözüm bulmak yanı sıra uydu kurulumu, uydu tamiri, uydu servisi gibi tüm hizmetleri başarılı bir şekilde firmamız olarak sizlere sunmaktayız. Her anlamda kusursuz profesyonel işçiliğimiz ile firmamızın sağlamlığı ile tüm uydu problemlerinize çözüm olmaya geldik. Alanında profesyonel ustalarımıza ulaşmak için uzman ustalarımızın sizlerede ellerini uzatması için bizlere daha kolay ulaşmak için listemizin üst kısmında bulunan filtreleri kullanarak bizlere daha hızlı ulaşabilirsiniz. Hemengeliriz.com internet sitemize girip dilediğiniz saatte bizlere ulaşabilirsiniz. Kaliteli, güvenilir, temiz, hesaplı, özenli, hızlı ve alanında uzaman ustalarımızdan hizmet almak için Arayın, Hemen Geliriz!
UYDU SERVİSİ HİZMETLERİ
UYDU SİSTEM KURULUMU
Uydu sistem kurulumu olarak alanında uzman ustalarımız alanında uzman teknik çalışma arkadaşlarımız ve eksiksiz tüm ekipmanlarımızla nerede olursa olsun nerden çağırırsanız çağırın biz sizlere hizmet vermek için çalışıyoruz. Değerli vatandaşlarımız sizlere laik olabilmek için sizlere daha iyi hizmetler sunmak için çalışıyoruz. Uydu sistem kurulumunda alanında uzman ustalarımızı seçebilmeniz için hemengeliriz.com sitesine girerek yukarıdaki filtreleri kullanarak bizlere ulaşabilirsiniz. En hızlı, kaliteli, özenli, temiz uydu sistem kurulumu için Arayın, Hemen Geliriz!
ÇANAK ANTEN KURULUMU
Uydu yayınlarınız izlenebilmesi için çanak anten kurulumunun yapılması gerekiyor. Kanalların sorunsuz izlenebilmesi için çanağın uyduya tam odaklanması gerekir. Televizyon her yaştan insanın talep ettiği bir teknolojik araçtır. Örneğin, çocuklar çizgi film izlerken yetişkinler çeşitli diziler ya da programları izlerler. Üstelik haberlerin izlenmesi de önemlidir. Haberlere duyulan ilginin gün geçtikçe artması yine televizyonun bizlere dünyanın dört bir yanından bağlantı sağlaması açısından önemlidir. Bu nedenden televizyon izlemek için uydu kurulumu çanak anten kurulumu yapılmaktadır. Çanak anten seçimi ve montajı çok önemlidir. Çanak anten kurulumunun kalitesi çok önemlidir. İnsanlar çanak anten konusunda pek bilgileri olmadığından insanları kandırmaya gerek yok biz kendi evimize kendimize nasılsak siz değerli müşterilerimize de öyle önemli ve özenli davranıyoruz. Biz alanında uzman ekipmanlarımızla yaz kış fark etmeksizin her zaman kaliteli, özenli,ve güvenilir hizmetleri sunmaktayız. Çanak antenin kalitesini özellikle kış aylarında yağışlı zamanlarda anlarsınız. Biz uzun zamandır bu alanda hizmet verdiğimiz için kendimize işimize güvenimiz tamdır. Yıllarca hizmet verdiğimiz değerli müşterilerimiz tarafından her zaman olumlu dönüşler alıp her alanda ihtiyaçları olduklarında hemengelriz.com sitesine girip ihtiyaçlarını karşılamak için bizlere ulaştılar ve ulaşmaya devam ediyorlar. Sizlerde uydu servisleriniz için uydu alanında hangi hizmete hangi servise ihtiyacınız varsa bizlere ulaşın nerde olursanız olun ellerimizi sizlere uzatmaktan sizlere hizmet vermekten onur ve şeref duyarız. Biz sizlere kaliteli, hesaplı, güvenilir hizmetler sundukça biz tüm çalışanlar olarak çok mutlu oluyoruz. Çanak anten kurulumu gibi servislerimizden yararlanmak için Arayın, Hemen Geliriz!
MERKEZİ SİSTEM UYDU KURULUMU
Merkezi sistem kurulumu toplu yaşam ortamlarında uydu yayınlarından toplu olarak yararlanmak için tek merkeze kurulan ve bu merkezden bütün dairelerin, iş yerlerinin gibi ortamların yayın almasını sağlayan sistemlerdir. Siz değerli vatandaşlarımız merkezi sistem kurulumu, arızası, onarımı gibi sorunlarınıza çözüm olmaya geldik. Bu gibi ihtiyaçlarınızda sadece bizi arayıp arızayı bildirmeniz yeterlidir. Daha sonra size ulaşıp gerekli onarımları sağlayacağız.
Hemengeliriz.com ile sağlanan anlaşmalar sonucunda bulunduğunuz şehrin halkına %25 e varan indirimler ve garantili, kaliteli ve hızlı hizmetler sunmaktayız. Her türlü Uydu arızası, uydu montajı, uydu bakımı, uydu kurulumu, merkezi sistem kurulumu, çanak anten kurulumu, uydu cihaz tamiri gibi hizmetleri konusunda firmamızla iletişime geçebilirsiniz. Türkiye’nin her bölgesinde 7 gün 24 saat zaman fark etmeksizin hizmet veren firmamız müşterilerini her alanda memnun bırakmaktadır. Sektörde uzun yıllar hizmet vermenin tecrübe ve güvencesiyle faaliyetlerini sürdürmektedir. Kaliteli, güvenilir, özenli, temiz ve kendine güven ustalarımızdan hizmet almak için Arayın, Hemen Geliriz!
Uzman kadrosuyla Uydu servisi olarak yıllardır hizmet veren firmamız uydu servisi, uydu montajı, uydu kurulumu, uydu bakımı, merkezi sistem uydu kurumu gibi alanında uzmanlaşmış ve
UYDU BAKIMI
Uydu bakımı servisi olarak’ da sizlere en üst düzeyde kaliteli uydu servisi hizmetimizle birlikte aynı zamanda en iyi fiyatla en iyi işçilikle sizlerin evine, ofisine, salonuna hizmetlerimizi sunmak için geliyoruz. Türkiye’de dünya çapında en çok kullanılan en iyi uydu markalar en kaliteli malzemeler, kablolar ve tüm malzemelerle tüm uydu servislerinizi yapmaktayız. Her türlü uydu bakımı, uydu servisi, uydu montajı, uydu cihaz tamiri gibi tüm servisleri konusunda kendimize güvenimiz sonsuzdur. Gönül rahatlığı uydularınızı bizlere teslim edebilirsiniz. En kaliteli hizmeti sunmak, sizlerin memnuniyetini kazanmak için elimizden geleni yapmaktayız. Çünkü biz sorunlarımızı sadece müşteri odaklı düşünmüyoruz. Sizlerin sorunları, sizlerin arızaları bizim sorunumuz bizim arızamızdır. Sizlerin sorunlarını kendi sorunlarımız gibi halletmeye çözüm bulmaya yardımcı olmaya çalışıyoruz. Oldukça önemli olan konulardan biride müşteri memnuniyeti olduğu için işimizi temiz ve kaliteli yapıp sizlerin memnuniyetini kazanmak olduğu için bu konuya özenle bakıyoruz. Kime uydumun arızasını yaptıracağım, kime uydumun kurulumunu yaptıracağım gibi düşünüyorsanız hemengeliriz.com sitesine girip bizleri Arayın, Hemen Geliriz!
Onarımların yapılması, arızaların giderilmesi, kurulumların yapılması kadar nasıl yapıldığı kim tarafından yapıldığı da önemlidir. Çünkü yapılan onarımın uzun süreli, dayanıklı, kaliteli, bakımlı olması gerekir. Baştan sağma onarımlar insanları negatif etkiler ve üzer. Çünkü bu gün yapılan uydunun yarın aynı şekilde arızasının devam etmesi bireyin hayatını olumsuz yönde etkiler. Bizlerde bunları bildiğimiz için en iyi onarımın yapılması, en iyi kurulumun yapılması, en iyi bakımın yapılması, en iyi sorunların çözülmesi için bizleri Arayın, Hemen Geliriz! İçinizin tamamen rahat etmesi, karşılıklı güvenin oluşması açısından bizler elimizden gelen bütün desteği sizler için uğraşarak onarımlarınızı yaparak sağlamaya çalışıyoruz. Tek yapmanız gereken internet sitemiz olan hemengeliriz.com'a girerek telefon numaralarımızdan bizleri aramanızdır. Hesaplı, güvenilir, alanında uzman ustalarımız sizler için telefonun uçunda beklemektedir. Sizlere hizmetlerimizi sunmak için sizlere ellerimizi uzatmak için sizinde bizim servislerimizden yaralanıp memnun kalmanız isiz değerli vatandaşlarımız bizlere bir telefon kadar uzaksınız. Uydu servisleriniz için gereken malzemeler olsun gerek en uzman ustalarımızla ihtiyacınız olan yardımı sizlere sunmaktayız. Hemengeliriz.com internet sitemize girip dilediğiniz saatte bizlere ulaşabilirsiniz. Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte kablolu TV uygulamalarından çıkılıp uydu kullanımı daha da artmıştır. uyduların kullanılmasından oluşan arızalar ustalarımıza duyulan gereksinimini arttırmıştır. Uydu arızalarıyla ile başınız dertteyse, uydu arızalarınızın sorunlarınızı en hesaplı, en temiz, en güvenilir, en kaliteli bir şekilde halletmek için Arayın, Hemen Geliriz!
submitted by burhnguns to u/burhnguns [link] [comments]


2019.03.23 15:55 suayisi Derinçözümleme terimler listesi

Merhabalar. Malumunuz çok fazla terim kullanıyoruz ve çoğunu ben açıkçası ilk duyduğumda hiç anlamıyorum. Latinceden mi gelmiş ingilizceden mi Fransızcadan mı çözene kadar kelime uçup gidiyor. Türkçe'de kullanıp da ilk söylendiğinde anlaşılmayan kelimeleri mümkün olduğunca tek kelimeyle anlaşılabilir karşılıklarını bulmak gayesiyle bir çalışma yapılması gerektiğini düşündüm. Bu şekilde sözlükler, kitaplar var ama çoğu tek bir anlaşılır kelimeyle bu yabancı sözcükleri karşılamayı hedeflemiyor.
Atıyorum "Nihilizme dönüşen pragmatizm insanları eninde sonunda narsist yapıyor" dediğimiz zaman ben açıkçası hiçbir şey anlamıyorum ve sanki çok şifreli elit bir şeymiş gibi geliyor ama aynısını "Ümitsizliğe varacak derecede çıkarcı olmak insanları eninde sonunda benmerkezciliğe iter" dediğimiz zaman herkes bunu anlıyor.
Bu terim listesi eksik ve bazı karşılıklar çok komik gelebilir. Bu sadece başlangıç. Hepimiz zamanla fikirlerimizi ortaya koyup rafine edip bu listeyi evrimleştirelim diye buraya koyuyorum. Ben de zamanla değiştiricem. Eski karşılıklar daha mantıklı geldiyse "ya bu iyiydi niye değiştirdin" diyebilirsiniz. Yanlış gördüklerinizi söyleyin, üzerinde tartışalım. Kimsenin fikri görmezden gelinmeyecek.
Yıldız koyduklarım özellikle şüphede olduklarım ve yardıma ihtiyacım olan kelimeler ama hepsi için yeniden yapılandırma fikirleri sunabilirsiniz.
Eklemek istediğiniz yeni kelimeleri direk cevap olarak yazın.
Şimdilik sticky olacak ama ilerde arada stickylik gidebilir başka etkinlikler oldukça (tek seferde en fazla iki tane sticky olabiliyor) ama her zaman boş olduğunda yeniden stickylemeye çalışacağım.
Listenin amacı öztürkçeleşmek değil (olursa güzel olur tabi) sadece terimleri anlaşılır kılmak. Latince en son çaremiz olacak.
abstrakt: soyut
aforizma: vecize, özdeyiş (maxim), özlü söz
akreditasyon: onaylama
akromatik: renksiz*
aktüel: güncel
akumülasyon: biriktirme
alternatif: *
ampirik: deneye dayalı
analiz: çözümleme
anarşizm: otoritesizlik*, devletsizlik
animalism: hayvanatçılık*
animizm: ruhçuluk, canlıcılık*
antagonist: kötü adam
antropoloji: insanbilim
apolitik:
apriori: akıl yürütmeye dayalı bilgi, sezgisel, önsel ?*
arabesk: duygusal, arap tarzı, duygu sömürüsü sanatı*
aristokrat: soylu
asimilasyon: *
asistan: yardımcı, Sağ kol
asterisk: üst yıldız
ateist: tanrıtanımaz
averaj: ortalama
bilateral: iki taraflı
bipolar (siyasi): çift kutuplu
bullying: zorbalık
burjuva: tüccar sınıfı*
burnout: tükenmişlik
contemporary: çağdaş, çağdaş sanat
coğrafya: yeryüzü bilimi*
cross check: çapraz doğrulama
deizm: dinsiz tanrıcılık*
deklerasyon: ilan etmek
dekonstruksyon: *
demogoji: laf cambazlığı
demokrasi: çoğulculuk *
determinizm: kesinlikçilik*
dezolasyon:
diktatörlük: zorbalık rejimi*
direkt: doğrudan, doğruca
diyalektik: cedel, fikirleşme, karşılıklı akıl yürütme, fikirsellik, eytişim*
dizayn: tasarım
epistemoloji: bilgi felsefesi
materyalizm: maddecilik
doktrin: *
dominasyon: *
domino etkisi: *
dokumantasyon: belgeler *
dublaj: seslendirme
egzistansiyalizm: varoluşculuk
ekpresyonizm: dışavurumculuk, ifadecilik
ekuitist: eşitçi*
elitizm: seçkincilik
emperyalizm: sömürgecilik
empoze: dayatma
empresyonizm: izlenimcilik
endüstri: sanayi
enformasyon: bilgi, bilişim?
enformatif: bilişim
entegrasyon: bütünleşme*
enternasyonal: uluslararası
estetik (isim): güzellik felsefesi*
estetik (sıfat): *
etik: temel ahlak bilimi
etimoloji: kökenbilim
fact (ing.): olgusal gerçeklik, olgu*
fantazi: hayal *
fatalizm: kadercilik?*
faşizm: zorbacılık * ?
feminist: *
fenomen: *
finans: maliye *
finanse etmek: maliyetini karşılamak
fonksiyonel: işlevsel
formasyon: yapılanma, eğitim *
formüle etmek: *
fullemek: tam doldurmak
full-time: tam zamanlı
game theory: oyun teorisi *
globalleşme: küreselleşme
grotestk: *
heksagon: altıgen
hipotez: varsayım
hipperrealist:
histerik:
hümanist: insancıl *
ikonik: *
individualizm: bireycilik
indoktrinasyon: beyin yıkama*
ironi: çelişki
jargon: ağız?*
jeoloji: yerküre bilimi*
kalite: ?
kapitalizm: sermayecilik
kaptivasyon: albeni
koalisyon: ittifak
kolektif (isim): *
kolektif (zarf): ortaklaşa
kolonicilik: *
komisyon: payda ?*
komparador: işbirlikçi*
kompulsyon: zorunlama *
komunizm: *
komunute: topluluk
komün: *
konformist: rahatçı, lümpen, onaylamacı?*
konjonktör:
konsept: *
konservasyon: muhafaza, koruma
kontrast: zıtlık, ezdad
kooperatif: *
koordinasyon (fiilimsi): eşgüdüm*
korporatizm: tröstçülük
kripto: şifreli, gizli *
kronik: yinelenen
kuantum: atomaltı
lakonizm: hazırcevaplık
liberalizm: özgürleştirmecilik, hürriyetçilik *
liste: dizin*
literatür: içerik
lojistik: sevkiyat, iaşe (subsistence), tedarik*
lümpen: gündelik yaşayan, sınıf bilinci gelişmemiş, sınıfsız?
marjinal: çizgidışı, aykırı*
maskülenist: erkilci
materyalist: maddeci
medyum: gelecekgören, ruh arabulucusu
mentalite: zihniyet
meritokrasi: liyakat düzeni
merkantalizm: tüccar düzeni
metafizik: fizikötesi, gerçekdışı, gerçekötesi**
metro: yeraltı treni *
metropol: büyük şehir
milliyetçilik:*
minimum: azami, en az
modern sanat: modern sanat
monokrom: tek renk*
monolit: yekpare
monoteizm: tektanrıcılık
multilateral: çok taraflı
narsizm: benmerkezcilik
negatif karizma: ceyarcılık*
nepotizm: yeğencilik, yandaşçılık, adam kayırma
nihilizm: hiççilik
normal: olağan, düzel?
normalleştirmek: olağanlaştırmak, düzeltmek?
nötr: *
objektif: nesnel
objeleştirme: nesneleştirme
obsesif: saplantılı
ontoloji: varlık felsefesi
organizasyon (fiil): örgütlenme
ortodoks (yöntem): alışılagelmiş, ana akım
oryantalizm: şarkiyatçılık, doğuculuk
otorite: vakıflık, hükümran*
paganizm: putperestlik*
panteist: doğatanrıcı *
paradoks: çıkmaz, çelişki
partisipasyon: katılım
part-time: yarı zamanlı
peyzaj: dış mekan
plurilateral: çoklu (tarafları değişken sayıda olan çok taraflı)
politeizm: çoktanrıcılık
postmodern: *
pragmatizm: sonuççuluk, çıkarcılık, faydacılık, fırsatçılık? *
pratik: uygulama
pratik (argo): şipşak, kolay
presantasyon: sunum
primiif: ilkel
prodüksyon: yapım
proletarya: emekçi sınıf*
protagonist: kahraman
radikal: keskin, köktenci, aykırı?*
rasyonalizm: akılcılık *
realist: gerçekçi, toplumsal gerçekçi
redüksyonizm: eksiltmecilik*
reel: asıl, gerçek
referandum: halk oylaması
rehabilitasyon: esenlendirme, yeniden kazandırma*
rejim: *
relatif: göreceli, göreli
restorasyon: yenileme
retorik: akılsama*
revizyonizm: yeniden yapılandırma*
rezonans: *
rijid: kalıpçı*
rönesans: aydınlanma çağı * ?
sarkazm: tariz
senaryo: *
sendikacılık: *
senkronize: eşzamanlı
sistem: düzenek
skeptizm: şüphecilik
sosyoekonomik: toplumsal ekonomi *
sosyoloji: toplumbilim
spiritualizm: ruhaniyetçilik, maneviyatçılık
subjektif: öznel
sürrealist: gerçeküstücülük * ?
taoizm: taoculuk
teizm: tanrıcılık
teokrasi: dini düzen
teori: kuram
tez: sav, iddia, önerme
totaliter:*
transperan: arkası görünen, şeffaf*
unilateral: tek taraflı
venerasyon: yüceltmecilik, tapınmacılık*
vulgar: vasat *
wikka: cadıcılık
workshop: çalıştay, zanaathane, mutfak, işin mutfağı*
izolasyon: yalnızlaştırma, yalnızlaşma, inzivalaştırma, hariçleme*
şovanist: grup üstünlükçüğü, radikal milliyetçi *
submitted by suayisi to derinanaliz [link] [comments]


2019.02.17 08:22 NedirBilgiler Şahmeran yılanların şahı olarak bilinmektedir.

Şahmeran yılanların şahı olarak bilinmektedir.
Şahmeran yılanların şahı olarak bilinmektedir. Mitolojik bir yaratıktır. Doğu kültürünün masalları arasında yer bulmuştur. Bu masala göre vücudunun üst kısmı güzeller güzeli bir kadına ait iken vücudunun alt kısmı ise yılan şeklindedir. Tarsus çevresinde yaşadığı rivayet edilmektedir. Çocukken dinlediğimiz bir öyküsü bulunmaktadır. Özünde iyilik olan, yer altında yılanlar ile birlikte yaşayan bir canlı olarak bilinmektedir. Şahmeran efsanesine göre tüm yılanlar ona itaat etmektedir.
Devamı: https://nedirbilgiler.com/posts/1763

nedirbilgiler.com
Cemşab ise, farklı bir genç. Açgözlülüğü sebebiyle elindeki balığı arkadaşı ile paylaşmak istemez ve kuyunun dibinde bırakılır. Burada yalnız kalır ve yukarı çıkamaz. Kuyunun yan tarafında bir delik görür ve eliyle deliği büyüterek delikten ışık sızan bölümü gözetler. Orada bir anda karşısında Şahmeran''ı görür. Sonra bu delikten geçebileceği kadar genişletirr ve geçer. Sonrasında Şahmeran''la tanışır. Şahmeran, Cemşab''ı çok sever. Cemşab, Şahmeran''ın yanında kaldığı sürede tıp bilimi ile ilgili olarak hiçbir insanın sahip olmadığı bilgileri verir.
Cemşab aslında bilinen Lokman Hekim''dir. Aradan bir süre geçer ve Cemşab sıkılır. Evine dönmek ister. Şahmeran ise, Cemşab''ı çok sevmiş ve gitmesini istememektedir. Bu yüzden dolayı sürekli olarak Cemşab''a yakın davranmıştır. Cemşab ise artık gitmek ister ve bu konuda kararlı olduğunu dile getirir. Bu durumda Şahmeran gitmesine izin verir ve Cemşab evine döndükten sonra Şahmeran''ın gördüğünü kimseye söylememeye karar verir. Ancak bir gün hükümdar hastalanır ve hastalığının tek çaresi ise Şahmeran''ın vücudundadır. Bu yüzden de bunu bilen vezir, her yerde Şahmeran''ı aramaya başlar. Ülkede tüm insanlar tek tek kontrol edilir.
Hatta Şahmeran''ın nerede olduğunu bulmak için insanlar işkencelere maruz kalır. Ancak vezir, aslında bir yöntem bilmektedir. Tüm insanları hamama çeker ve bir köşeden gizlice yıkanan insanları izler. Cemşab, aslında Şahmeran''ın yerini söylememekte kararlıdır. Ancak Cemşab da hamamda soyunur ve soyunan Cemşab''ın vücudunda pulları görünce vezir birden ortaya çıkar ve Cemşab''ı zorla konuşturur.
Cemşab istemeyerek de olsa Şahmeran''ın yerini söyler. Vezir, Şahmeran''ı ele geçirmeyi başarır. Cemşab çok üzgündür ve Şahmeran da Cemşab''ın bu üzüntüsünü fark eder. Bundan sonra Şahmeran öleceğini kabul ettikten sonra son bir kez Cemşab ile görüşmek ister. Cemşab kendisi öldürdükten sonra etini kaynatıp vezire içirmesini, etleri de hükümdara yedirmesini söyler.
Cemşab, Şahmeran''ın söylediklerini aynen uygular ve vezir suyu içer içmez ölür. Hükümdar ise hastalığından kurtulur. Aslında Şahmeran efsanesi iyilik yapmanın sonucunda iyilik bulma kötülük yapmanın sonucunda da kötülük bulmayı anlatmaktadır. Efsaneye göre yılanlar hala Şahmeran''ın öldüğünü bilmemektedir. İnanışa göre yılanlar, Şahmeran''ın öldüğünü öğrendiği anda bütün şehri basacak ve Şahmeran''ın intikamını alacaklardır.
Şahmeran barış ve iyiliksever haliyle efsanelerin güzel yüzlerinden biridir. Bu yüzden de Şahmeran efsanesi bilmeyenler için tamamen muallak olsa da bilenler için tamamen bir temizlik ve duruluktan ibarettir.
submitted by NedirBilgiler to u/NedirBilgiler [link] [comments]


2019.01.15 20:57 fragmanlife Adi Mutluluk dizisi konusu ve oyunculari

Adi Mutluluk dizisi konusu ve oyunculari Kumsal’ın babasından gizli İstanbul’da bir üniversite kazanmasıyla İzmir’den İstanbul’a uzanan bir özgürlük yolculuğu hikayesi; Adı Mutluluk!
Babasını karşısına aldığı gün tanıştığı Batu sayesinde mutluluğu aramak için İstanbul’a gitme kararı veren Kumsal; tıpkı annesinin yıllar önce yaptığı gibi evi terk eder ve kendini bir anda bir yurt odasında bulur! Kumsal artık İstanbul’dadır. Burası Kumsal’ın kendi ayakları üstünde durmayı, yalnızlığı, hayal kırıklıklarını ve dostluğu öğreneceği yerdir. Başarılı oyuncu kadrosu, kaliteli senaryosu, heyecanlı ve renkli sahneleri ile Adı Mutluluk FOX'ta!
Ezgi Eyüboğlu kimdir? Kumsal Güçlü Ezgi Eyüboğlu Ezgi Eyüboğlu Kumsal Güçlü İzmirlidir. Çalışkan, akıllı ve başarılı bir kızdır. Üniversite sınavından çok iyi bir netice almıştır. Babasının maddi durumu çok iyi olmasına rağmen burslu olarak İstanbul Dünya Üniversitesi’ni kazanmıştır. Naif bir kızdır. Söylenen pek çok yalana kanab
Kaan Yıldırım kimdir? Batu Değirmenci Kaan Yıldırım Kaan Yıldırım Batu Değirmenci Batu da İzmirlidir. Agresif ancak adaletli.. Plancı ama duygusal.. Zeki ama asla çalışkan olmayan birisidir. Ketum birisidir. Fazla konuşmaz, duygularını dışa vurmayı beceremez. Çok iyi yüzer. Okulun ‘arıza’ çocuğudur. İki yıl sınıfta kaldıktan sonra itti
Aslı Bekiroğlu kimdir? Sera Yüksel Aslı Bekiroğlu Aslı Bekiroğlu Sera Yüksel Eğlenmeyi, eğlendirmeyi çok sever. Bir etkinlik yapılacaksa onu mutlaka Sera yapar. Bu yıl abisi Eren’in üniversitesine girmiştir. Resim bölümünde okuyacaktır. Çalışkan bir kız değildir ancak resim konusunda yeteneklidir. Ailesinin zenginliğini kullanmakt
Zeynep Bastık kimdir? Gonca Gül Duran Zeynep Bastık Zeynep Bastık Gonca Gül Duran Antalyalıdır. Özü sözü birdir. Lafını sakınmaz. İkinci adı Gül’dür. İnsanlar bazen kendisine Goncagül diye seslense de o Gül adını pek sevmez.. Gonca’yı tercih eder. Okulun en sert duruşlu karakteridir. Bugüne kadar kimse tarafından Gonca’nın ‘güldüğü’ gö
Ceyhun Mengiroğlu kimdir? Eren Yüksel Ceyhun Mengiroğlu Ceyhun Mengiroğlu Eren Yüksel Doğma büyüme İstanbulludur. Üst sınıf bir ailede büyümüştür. Hali vakti son derece yerindedir. Üniversitenin gözde öğrencisidir. Herkesin sevip saydığı biridir. Neşeli, eğlenceli, iyi niyetli, yakışıklı ve karizmatiktir. Okulun güvenliği, yurtların soruml
Orçun İynemli kimdir? Tatlı Orçun İynemli Orçun İynemli Tatlı İzmirli genç mafya! Genç yaşına rağmen tüm İzmir’in önünde düğmesini iliklediği birisidir.. Ondan hem korkulur, hem de ona büyük saygı duyulur. Saygı duyulmasının tek sebebi gücü değildir.. Bilgi birikimi, genel kültürü ve eğitimi de bunu destekler. Klas
Dilara Aksüyek kimdir? Dolunay Değirmenci Dilara Aksüyek Dilara Aksüyek Dolunay Değirmenci Vural ve İpek’in evlatlık kızları.. Eren’in de eski sevgilisidir. Dolunay tuttuğunu koparan, hırslı bir kızdır. Ancak hırsını kötüye kullanır. İçinde iyilikten çok kötülük barındırır. Kafasına taktığı şeyi elde etmek için her yol onun için mübahtır. Son d
Yağızcan Konyalı kimdir? Zeki Kubilay Yağızcan Konyalı Yağızcan Konyalı Zeki Kubilay Eren’in oda arkadaşı ve okuldaki en yakın arkadaşıdır. O da Eren gibi su topu takımındadır. Hayalperest, doğal komik, sevimli bir tiptir. Kendine has bir fantezi dünyası olmasına rağmen sosyal birisidir. İnsanları güldürmeyi sever. Sürekli komik şeyler an
Batu, Kumsal'la son bir gün geçirmek ister. İkili romantik bir yemeğe çıkarlar. Eren kayıptır. Gonca ve Zeki, Dolunay'dan yardım isterler. Üçlü, Eren'i bulmak için yola çıkarlar. Sera, Batu'yu daha yakından tanımak için Cevdet'le bir gün geçirir. Birlikte palyaçoluk yapmak üzere bir doğumgünü partisine giderler. Batu, İzmir'e dönmek üzeredir. Ona bir veda partisi düzenlenir. Kumsal, herkesin içinde bir itirafta bulunur.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2018.11.12 23:12 parakaz Para Kazandıran Siteler

Para Kazandıran Siteler

Türkiyede ve dünyada para kazandırmak amacıyla hizmet veren birçok site bulunuyor. Elbette bu sitelerin para kazandırırken izlediği yol kendilerininde para kazanması oluyor. Bu nedenle seçeceğimiz sitenin para kazandıran siteler arasında güvenilir ve kaliteli olduğundan emin olmalıyız. Bu sitelerin devamlılığı sizin içerde paranızın kalmamsı için oldukça önemli. Para kazandıran sitelerde birçok farklı şekilde para kazanmak mümkün. Kimisinde bir iş yaparken örn: makale yazarak para kazanma veya video izleyerek para kazanma. Kimisinde sadece tıklama yolu ile para kazanılabilir. Siteler bu yöntemleri kendileri gelir elde ettikleri için size sunar. Bu elde ettikleri gelirden ise bir kısmını size vererek ağlarını büyütmeye çalışırlar.
Sizler için para kazandıran siteler arasında en güvenilir siteleri ve para kazanmanın yolları hakkında güzel bir liste hazırladık.

Para Kazanma Siteleri

Google Adsense
Adsense google’e bağlı bir reklam sitesi. Buradan gelir elde etmek için blog ya da youtube kanalı açmanız gerekiyor. İnternette gördüğünüz birçok fenomen için adsense önemli bir gelir kapısı. Blog açarak para kazanma yazımızdan da bilg alabilirsiniz.
Bionluk
Bionluk sitesinde yeteneklerinizle para kazanmak mümkün. Tasarım yaparak, yazı yazarak ya da sosyal medya yöneticiliği yaparak para kazanma imkanı sunuyor. Siteye üye olarak iş verenlerin size iş teklif etmesini bekliyorsunuz. İyi bir gelir yöntemi olsa bile komisyon oranları fazla olabiliyor.
Surveyspot
Ödeme konusunda sorunsuz olan bu sitede birçok farklı iş yapabiliyorsunuz. Video izlemek, reklam yorumlamak, anket doldurmak gibi seçenekler sunan Surveyspot sitesi oldukça eski ve bilindik bir site. Bu nedenle ek iş fikirleri arayışındaysanız mutlaka siteyi inceleyin.
İpsos TR
İpsos TR sitesi anket doldurarak para kazanma fırsatı sunuyor. Sizde bu siteye üye olarak Türkçe anketleri doldurabilir ve para kazanmaya başlayabilirsiniz.
Global Test Market TR
Türkçe olan bir diğer anket sitesi global test. Birçok farklı alanda anket doldurma imkanı sunan Global test, güvenilir ödeme imkanı sunan siteler arasında.
Neobux Sitesi
Bu sitede 3 farklı şekilde para kazanabiliyorsunuz. Anket doldurarak, 2-3 dakikalık oyunlar oynayarak, video izleyerek. Tık başı kazanç siteleri arasında olan neobux, para kazandıran siteler arasında en stabil site diyebiliriz. Site ingilizce olsa bile ortalama altı ingilizce bilen kişiler bile para kazanabilir. Site ödemeleri dolarak olarak yapıyor ve minimum ödeme miktarı 2 dolar. Ödeme kanalları ise payza ve skiller. Sitenin dikkat ettiği en önemli konu aynı anda 1 iş üzerinden para kazanmaya izin verilmesi oluyor. Birden fazla sekme açmak yerine sırayla tek sekme açmak gerekiyor.
GTB Planet
Neobux benzeri siteler arasında olan GTB Planer, tıklama başına kazanç kazandıran bir site. Site üzerinde size verilen görevleri yaparak para kazanıyorsunuz. Bu görevler bir uygulama indirmek veya anket doldurmak, oyun oynamak gibi farklı görevler olabiliyor.
Site ödemeleri dolar olarak yapıyor ve minimum ödeme miktarı 1 dolar. Sitenin kazanç sağlayan anket siteleri arasında olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bitverts
Yeni bir sisem olan bitverts yukarda olan tıklama başına kazanç kazandıran siteler ile aynı olsa bile daha farklı bir statü de yer alıyor. Para kazandıran siteler arasında yenilikçi bir yaklaşım sergileyen Bitverts, kolay bir ara yüze sahip. Kullanıcılarına kripto para ile ödeme yapıyor.
R10
R10 Bir webmaster forumu olup Türkiye’de site sahiplerinin en çok bulunduğu ortamlardan biri. Burada birçok iş imkanı bulunuyor. İş verenler bölümünden veya ilgili olduğunuz herhangi bir alandan iş bulabilirsiniz.
Wmaraci
Wmaraci bir başka webmaster forumu. Burada yine iş verenler kategorisinden veya ilgili olduğunuz alandan direk olarak iş bulabilirsiniz.

Para Kazandıran Siteler Güvenli Mi?

Türkiye’de son yıllarda yaşanan ekonomik daralma insanları internet üzerinden para kazanmaya daha fazla itebiliyor. Para kazanmanın yolları arasında ise en tutulan yöntemlerden biri para kazandıran siteler oluyor. Kullanıcılar kimi zaman buldukları sitelere büyük emek gösteriyor ve siteler ödeme dahi alınmadan kapanabiliyor. Bu yüzden para kazandıran siteler arasında seçim yaparken sitenin güvenilir olması konusunda özel bir dikkat göstermek gerekiyor. Bir sitenin güvenilir olup olmadığını anlamak için 4 yöntem bulunuyor!
Bize Sorun!
Bize yorum olarak bir siteyi sorabilirsiniz sizin için gerekli araştırmayı yaparız. İnternette Yorumlara Bakın!
Yeni veya eski tüm platformlar hakkında internette birçok yorum bulunuyor. Sitenin son güncel halini bulmak için başka platformlarda adına yapılan yorumlara bakın. Siteyi İnceleyin!
Size para kazandıran siteler konusunda imkan sunan bir platformun verdiği bilgileri mutlaka inceleyin. Gözardı etmeyin. Yeterince şeffaf değilse sitede işlem yapmayın. Para Yatırmayın!
Size belirli bir miktar karşılığı para kazandırabileceğini söyleyen sitelere asla şans vermeyin!
submitted by parakaz to u/parakaz [link] [comments]


İnternette çevredeki insanları bulmak ? - KizlarSoruyor